Şantiye Meydanı

Şantiye Meydanı
Şantiye Meydanı
Moskova'da devam eden Dünya Atletizm Şampiyonası, nefes kesen yarışmalarla sürüyor.
Haber: EMİR İNCEGÜL / Arşivi

MOSKOVA - İkinci günün akşam seansındaki yarışlar yağmurun da etkisiyle epik bir hal almıştı. Moskova semalarını aydınlatan şimşekler eşliğinde koşulan ve Tirunesh Dibaba'nın solo performansını izlediğimiz kadınlar on bin metre finali ile Usain Bolt'un kazandığı 100 metre yarışı unutulmazdı. Üçüncü günün akşamında ise Britanyalı Christine Ohuruogu'nun Amantle Montsho'yu fotofinişle geçtiği yarış hafızalara kazındı. İki müthiş atletizm akşamının ardından kentin nabzını tutmak için dünkü sabah seansını pas geçip, metroyla bir numaralı turistik merkez Kızıl Meydan'a gidiyoruz.

Lujniki Stadyumu çevresi hariç, kentte şampiyona atmosferi pek yok. Tabii ki bu durumda Moskova'nın çok büyük bir kent olmasının da payı var. Bazı işlek kavşaklarda Usain Bolt ve Elena Isinbaeva'lı afişler görmek mümkün. Günün her saati standart bir kalabalığı olan metroda da fazla olmasa da görseller var. Şehri bir örümcek ağı gibi saran, bütün istasyonları sanat galerisini andıran ünlü Moskova metrosu ayrı bir yazı konusu olur. Ancak sistemin eskiliğinden kısaca bahsetmek gerekiyor. Yürüyen merdivenler, turnikeler eski, trenler ise antika. Seyahat ederken yan yana oturan iki kişinin konuşması mümkün değil, acayip bir gürültü var. Moskova'ya seyahat etmeyi düşünenler için hayat kurtarıcı bir bilgi de vereyim. Metrolar çok sık geliyor, istasyonda metroyu görünce koşarak binmeye çalışmamak lazım. Uyarısız, giyotin gibi kapanan kapının şakası yok. Aman dikkat! Metrolarda henüz reklam panoları da kullanılmıyor, reklamlar ve ilanlar çıkartma şeklinde vagonların içine yapıştırılıyor. Bu çıkartmalardan birinde de Rusya adına şampiyonanın yüzü olan Isinbaeva ile olimpiyat şampiyonu Jennifer Suhr'un sırıkla atlamadaki düellosuna vurgu yapılıyor. Yani bir anlamda da Rusya ve Amerika kapışmasına.

Dostoyevski ve Lenin Rahatsız!

Moskova'nın dehlizlerinden yer üstüne çıktığımız noktada bulunan, Kızıl Meydan'a yakın konumdaki ünlü Lenin Kütüphanesi'ni ziyaret ediyorum. 1992 yılında Rusya Devlet Kütüphanesi adını alan bugünkü bina, 1928-1941 arasında inşa edilmiş. Arşivinde otuz milyondan fazla kitap bulunduran, 2300 kişinin okuma yapabildiği tarihi kitaplığın girişinde Dostoyevski heykeli mevcut. Ancak Dostoyevski son günlerde halinden hiç de memnun olmasa gerek. Ünlü yazar, etrafını saran iş makineleri, vinçler, dozerler ve işçiler arasında kaybolmuş, portatif tuvaletlerin gölgesinde kalmış. Hummalı bir çalışma var ve tüm kaldırım taşları değişiyor. Ne hikmetse aynı görüntüleri merkezin 30 kilometre dışında bile görmek mümkün. Neredeyse tüm büyük bulvarların kenarında çalışma var.

Kızıl Meydan'daki görüntü de farklı değil. Meydanın ortasında Kremlin duvarına yaslanan Lenin Mozolesi de inşaat malzemeleri arasında görünmez olmuş. Ağustos ayı sonunda düzenlenecek bir müzikal gösteri için meydanın ortasına bir platform ve portatif tribünler hazırlanıyor. Lenin'in ölümünden kısa bir süre sonra, 1924'te inşa edilen ve Lenin'in mumyasının bulunduğu mozole bu karmaşa da kaybolmuş vaziyette. Tıpkı Dostoyevski gibi Lenin de bu durumdan hiç hoşnut değildir.