Şenol Güneş'in mantığı

Diyebilirsiniz ki millî takımlar teknik direktörlüğü, deyim yerindeyse, bir plan-proje işidir ve şenol Güneş, Portekiz'e giderken bir proje sahibi ve bunu gerçekleştirecek bir planı, bütün eleştirilere rağmen uyguluyor.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Diyebilirsiniz ki millî takımlar teknik direktörlüğü, deyim yerindeyse, bir plan-proje işidir ve şenol Güneş, Portekiz'e giderken bir proje sahibi ve bunu gerçekleştirecek bir planı, bütün eleştirilere rağmen uyguluyor. Bu düşünce için söylenecek tek şey, bunu dile getiren kişinin sadece yanılmakta olduğudur. Nitekim Letonya maçı için ilân edilen kadro, bir plan-proje kadrosu olmadığı gibi, Türkiye'de oynanan futbolun birikimini, oynayan futbolcuların kazanımlarını kapsamamaktadır. Bu kadro neredeyse bir inat kadrosudur ve Uzakdoğu'dan bu yana zihinsel olarak yorulan bir teknik direktörün inatçılığını yansıtmaktadır. Sadece keyfilikten değil, aynı zamanda futbol mantığını da uymayan bu tutumun neden sürdürüldüğünü anlamak zordur.
İlân edilen aday kadroya bakalım. Kalede Rüştü neredeyse seçeneksiz olduğundan, kanun hükmüyle orada. Evet, inanmak güç ama takımsız, formsuz ve 'eğitilmesi' gerektiği konusunda Türk toplumunun son yıllarda yakaladığı belki de tek konsensusu yaratan Alpay kadroda. Geçtiğimiz sezonun sonundan itibaren girdiği anafordan çıkamayan oynadığı ve oynayacağı yer konusunda Gençlerbirliği'ni de kuşkuya sürükleyen Deniz Barış kadroda. Bülent Korkmaz da dahil olmak üzere, dökülen Galatasaray'dan, 'resmen' dökülen dört futbolcu arzı endam etmiş. Tuncay şanlı ve Fatih Akyel, herhalde Fenerbahçe kontenjanını doldurmak üzere kadrodalar. özellikle Tuncay'ın seçilmesi üzerinde biraz duralım. Bilindiği üzere Daum, Tuncay'ı 'istemediği' bir yerde oynatıyor ve genç futbolcu, bundan memnuniyetsizliğini sık sık dile getirdi. Zaman zaman 'istediği' yerde de oynatılıyor, ancak sonuç aynı. Tuncay, geçtiğimiz yaz Fransa'da gösterdiği oyunun gerisinde. Buna karşılık, Tuncay'dan daha sahici bir hücum oyuncusu olmasına rağmen, sağ kanatta oynatılan ve gıkı çıkmadan oynayan, üstelik iyi de oynayan ve sessiz sedasız futbolunu geliştiren Serhat Akın, maalesef kadroda yok. Hani Güneş, futbolcu gelişimini ödüllendiren bir teknik direktördü? Fatih Sonkaya, Selçuk, ibrahim Toraman.. bu futbolcuların A Milli Takımı kadrosuna çağrılmaması, Ümit Milli Takımı'nın 'ihtiyacı' olmasıyla mı açıklanmalı, yoksa Şenol Güneş'in inadıyla mı? Neredeyse milli takımdan başka düzenli futbol oynama imkânı bulunmayan Okan'ın kadroda olması, ancak hatıralara hürmeten olabilir. Okan'ın, bütün iyi niyetine rağmen milli takım maçlarında yeterli fizik güce sahib olmaması nedeniyle, hep düşük performansla oynadığı, bu nedenle de takıma zarar verdiği açık değil mi? Bu tartışmayı sürdürmeni anlamı yok. Güneş'in 'gözünü karartarak' kadroya çağırdığı futbolcuların, çağrılmayı haketmediklerini, geçelim bundan, çağrılacak durumda olmadıklarını kim inkâr edebilir?
Hem Ümit Milli Takımı kadrosu içinde hem de Türkiye liginde Şenol Güneş'in tercihlerini zorlayacak bir yığın futbolcu var; yok olduğuna inanılıyorsa, suç yine şenol Güneş'in yıllardır değiştirmediği, 'kontenjan anlayışında' yatıyor. Alpay'ın 'yedirilmemesine' yürekten inanan bir teknik direktörden, futbol emeğine de yürekten inanmasını sağlamak için ne yapmak gerekir? Korkulacak olan şu ya da bu biçimde, Letonya'yı geçtikten sonra da Portekiz'e giderken de aynı satırları yeniden yazmak zorunda kalmamız ihtimalinin hiç de olmadığıdır.