Sergen böyle istedi

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında İngilizlerin güçlü ekibi Chelsea'yi 2-0'la geçti. Stamford Bridge stadındaki maçta skoru Sergen Yalçın'ın ilk yarıdaki golleri belirledi. İlhan Mansız ikinci yarıda gereksiz iki sarı kartla ihraç edildi.
Haber: ZAFER ARAPKİRLİ / Arşivi

Beşiktaş, bunu hep yapıyor. Neyi mi? Taraftarlarını ve futbol kamuoyunu fena halde yanıltmayı. Dakikalar 30'u gösterdiğinde Stamford Bridge Stadı'nda, 40 bine yakın Chelsea taraftarı susmuş, 2 bin Türk taraftarı 'üç üç' diye bağırıyordu. Kimin aklına gelirdi, 150 milyon sterlinlik yıldızlar topluluğu, şöhretler karması Chelsea'nin kendi sahasında, mutevazı Beşiktaş karşısında, kesikbaşlı bir tavuk gibi ne yapacağını bilmeden koşuşturacağını. Ama, takım olmakla, olmamak arasındaki fark buydu. İlk yarıda orta sahadan çıkardıkları topları, zaman zaman Lampard vasıtasıyla ileride Veron ve Crespo ile rahatça buluşturan İngiliz ekibi, ne yapacağını bilemediği için kaleci Cordoba'yı terletemedi bile.
Siyah-Beyazlılar öylesine sabırlı ve öylesine ne yaptığını bilen taraftı ki sabrın sonu 'Sergen', yani 'selamet' oldu. Sergen'in 23'teki golü Stamford Bridge'deki Beşiktaş taraftarını çılgına çevirirken, altı dakika sonra yine Sergen, Londra semalarında 'Dağ başını duman almış' şarkısını söyletmeye başladı. Ev sahibi takımın hocası Ranieri öylesine şaşkınlaştı ki neredeyse tüm değişiklik haklarını ilk yarıda kullanacaktı. Nitekim ikinci yarıda sahaya çıkarken üç hakkını da kullanmış, on beş dakika sonra sakatlanan ve acı içinde kıvranan Gallas'ı adeta yalvararak sahaya sürüyordu.
Sahanın her yerinde bir isim
Beşiktaş'ta İlhan'ın yaptığı amatörlük ve çocukça gördüğü iki sarıdan kırmızı kart bir yana konulursa kimsenin aksadığı söylenemzdi. Okan koç, hocasının güvenini, akıttığı kilolarca ter ile fazlasıyla öderken, Ronaldo ve Zago Chelsea'nin on milyonlarca dolarlık forvetlerini çıldırttılar. Sergen Yalçın, nefesinin limitlerini hiç bir maçta bu kadar zorlamamıştı. Defansta, orta sahada, forvette hatta İlhan çıkınca her yerde vardı. Daniel Pancu'nun alışılmadık yavaşlığı ve tutukluğu olmasa Beşiktaş daha ikinci yarının başlarında belki de Chelsea'ye havlu attırabilirdi.
Mircea Lucescu yaşamının en zor taktik kararlarını vermek zorunda kaldı bu maçta. Çünkü İlhan çıktığı anda yorgun Sergen'le devam etmek mi, onu çıkarıp forvete Ahmet Hassan'ı almak mı, yoksa defansı mı tazelemek arasında seçim yapmaya çalıştı. Ama oynadığı kumar, Sergen'i takımın en tecrübeli ayağı ve bu maçtaki en akıllı ismi olarak sahada tutma kararı Lucescu'yu pişman etmedi.
İkinci yarıda Chelsea'den oyuna giren Duff ve Hasselbaink, evsahibinin en azından ateş gücünü takviye ettiyse de kaleyi bulamayan bilinçsiz şutlar İngiliz ekibe istediğini veremedi. Beşiktaş taraftarı, Şampiyonlar Ligi'nde alacağı sonuç ne olursa olsun, Londra'da Chelsea'ye kabus gibi bir gece yaşattı; bu kadroya ve takım gibi bir takımla ne kadar övünseler azdır. Çünkü yıllar sonra Kapıkule dışında hem Britanya, hem de tüm Avrupa'da herkesin gözlerinin üzerinde olduğu bir takıma karşı, takır takır ve anasının ak sütü gibi helal bir netice alarak Londra'dan geri döndü. Maçtan önce Lucescu'nun bugüne kadar hiç görmediğimiz oranda güvenli bir şekilde, "Grupta ikincilik için Chelsea ile çekişiriz" demesine burun kıvıranlar 90 dakika sonunda 'pes' demek zorunda kalıyorlardı.
Bu karşılaşmanın, Beşiktaş'ın yıllar önce Bercelona'yı İnönü'de 3-0'la geçtiği maçtan sonra dilediğimiz, ancak sonradan boşa çıkan 'Avrupa'daki makus talihini' kırmasını diliyoruz.