Sergen yan gelip yatmıyor

Sizi bilmem ama ben yaşamımdaki en ilginç doksan dakikalardan birisini izledim.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

Sizi bilmem ama ben yaşamımdaki en ilginç doksan dakikalardan birisini izledim. Sahadaki futbol değil, izlem konumum ilginçti. Bir loca denen dünya ile tanıştım İnönü Stadı'nda davet üzerine. Ne yalan söyleyeyim, hoşuma gitmedi de değil. Rahat koltuk, ikramda sınır yok; puro ve viski, daha ne olsun! Ben resmen yuppi oldum. Bu merakımı da giderdim sonunda!
İnsanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş. Şimdi Fatih Altaylı'ya fazlasıyla hak verdim. Bu localarda oturan kim olursa olsun, aklına gelmeyen şeyleri yapabilir! Neyse, biz şu loca faslını geçip bir an önce sahaya inelim.
Beşiktaş da benden farklı değil açıkçası. Kelimenin tam anlamıyla lüks bir yaşam sürüyor bu sezon. 'Şişli'de bir apartman' düşünüyorum ama bu kadroyla Etiler'de han, hamam misali. Çünkü Giunti, İlhan Mansız, Sergen Yalçın, Ronaldo, Oscar Cordoba sırtlayıcıları yok ama sahada diri ve istekli bir Beşiktaş var. Abarttım mı ne? Sahadaki futbolu ekrandan izleyen okur, kısa geçmişte uyardı; "Karşılaşmayı bir de gazete sayfasında okumayayım." Sonuna kadar haklı. Futbolu irdelemenizi istiyor. Tandem, ofansif, defansif terimleri sıkça geçmeli yazıda. Ben de başlıyorum, biraz geç de olsa.
Kaçınılmaz değişiklik
Beşiktaş Teknik Direktörü Mircea Lucescu, rakibe ve güne göre takım yaratıyor. İlhan Mansız yoksa, Sinan ve Ahmed Hasan çift santrfor oynuyor. Oysa biz teke alışmıştık! İtalyan Giunti'nin görevini Rumen Daniel Pancu üstlenmiş, ortada Tümer Metin istediği topları alamıyor, aldıklarını da dağıtmakta zorlanıyor. Ahmed Hasan art arda kaçırıyor ve Pancu Ergin'i yere indirince sahada gerginlik yaşanıyor. Pancu'ya sarı, Ergin'e sedye...Oyun alanının dışına çıkan Ergin, birden kendine geliyor ve dalıyor oyuna... Peki bu futbolcunun hakemi yanıltmaya yönelik hareketi nedeniyle sarı kart görmesi gerekmez mi sizce, bizce gerekir.
İkinci yarıda Beşiktaş için değişimler kaçınılmaz oldu. Güle güle Sinan ve Ahmed Hasan, hoşgeldiniz İlhan Mansız ile Sergen Yalçın. Siyah-Beyazlı ekip ilk yarıda gol ya da golleri bulabilse Mircea Lucescu, iki önemli elemanını salı günkü Chelsea sınavına saklayacaktı saklamasına da, Ümraniye'deki hesabın İnönü Stadı'na uymayacağı en başından belliydi. Adanasporlu futbolcuların İstanbul'da sıradan maçların dışında bir performans sergileyeceğini tahmin etmek için güvercin olmaya gerek yoktu. Özellikle geçen sezonki performanısına hayran kaldığım kaleci Murat Şahin'i de, kalabalık defansı da aşmak kolay olmayınca Beşiktaş için
İnönü'de atmosfer kaçınılmaz gerginleşti. Bu arada İnönü tribünlerinde
büyük boşluklar olduğunu belirtmekte de yarar var.
Necati ile Murat Şahin acaba saçlarını aynı berberde mi kestirmiyorlar! Şalgam suyu mu yoksa üç puan mı, yoksa yoksa acılı adana mı? Sanıyorum İlhan Fenerbahçe maçındaki ruhsuzluğunu enine boyuna düşünme olanağı bulmuş ki, dün akşamki konuk Adanaspor kalesini zorlayabildiği kadar zorladı.
Ve sahne Sergen'in
Beşiktaş'ın zihinsel olarak Arena Stadı'nda olduğu gerçek diyordum ki, genç Okan Koç çıktı ve golünü kaydetti. Sonra ne mi oldu? Ergin kebabın değil ama acının ucundan tattırdı. Ancak Ergin'e birisinin örf ve adetlerimizi öğretmesi gerekli. Golden sonra teknik direktörünün elini öpme alışkanlığını o da edinmeli, hem de en kısa sürede.
Ve alışılagelmişlik gereği Sergen Yalçın çıktı sahneye. Akıllara durgunluk veren golü, çoğu Beşiktaşlının belleğine kazınacak. Uzun yıllardan beri böylesine bir gol izlemedik. Tam tanımlaması; yan gelir yatarım, ama golümü de atarım. Ya da, oturduğu yerden bile leblebi çekirdek gibi gol atıyor ve takımını kurtarıyor. Belki de takımının yanı sıra günü de kurtarıyor, ne dersiniz? Bonuçta Beşiktaş, çok kolay gibi gözüken zorlu 90 dakikada üç puanı çıkartmasını becerdi. Darısı, salı gecesi Almanya'daki Chelsea maçına.