'Siftah'ı köfteyle yaptı...

'Siftah'ı köfteyle yaptı...
'Siftah'ı köfteyle yaptı...

Fotoğraf: SÜLEYMAN ARAT

Fenerbahçe, vasat oynamasına rağmen bu sezon deplasmandaki ilk galibiyetini 'köfte'siyle ünlü Akhisar karşısında aldı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN - bagis.erten@radikal.com.tr / Arşivi

18. dakikada Çağdaş Atan golü attığında Akigolar ne hissetti kim bilir? Goliat’a taşı isabet ettiren Davut gibi bir coşku duydukları kesin. Kuyt’ın 25. dakikadaki golüne dek yaşadılar bu keyfi. ‘Seninle yedi dakika umutlandırıyor beni’ tadındaydılar. Az şey mi?
Karşılarında Fenerbahçe var ve onlar sadece Sow’a ya da Kuyt’a verilen parayla koca bir takımı kurmuşlar. Ve kafa da tuttular nitekim. 29’daki Selçuk’un golüne dek başrolde onlar vardı. Evet, öne geçtikleri maçı kaybettiler sonunda. Fakat mutsuz oldular mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü bir hayali gerçekleştirdiler. O yüzden önce onları tebrik ve takdir etmek lazım. 

Buna karşın rakip Fenerbahçe zor zamanlardan geçiyordu. Sahada yapamadığı tam saha presi saha dışında yiyorlardı. Haliyle öfkeleniyor, zorlanıyorlardı. İdollerinden birini giyotine yatırmakla, sahip çıkmak arasında gidip gelme duygusundan mustariptiler. Ama bu kaosta en çok da medyaya ‘delleniyorlardı’. Fenerbahçe’nin bir numaralı medya malzemesi olmasına sitem bombardımanı halindeydiler. Oysa şunu unutuyorlardı. Tavuk-yumurta diyalektiği bu. Onca ilgi nedeniyle mi Fenerbahçe haber oluyor, yoksa haber olduğu için mi ilgi çekiyor? Nereden başlasanız öbür tarafa çıkıyor. Velhasıl, zor zamanlar, zor zanaat... 

Ama rakamlar acımasız, rakamlar sert. Sarı-Lacivertliler deplasmanda kazananamış henüz. Bu sezon alınan üç galibiyetin ikisinde rakip 10 kişi kalmış. Deplasmanda atılan gol sayısı iki. Bu sezon hiç iki maç üst üste kazanamamışlar. O yüzden ayrı bir önemi vardı Akhisar maçının. Makus talihe karşı da oynuyordu Sarı-Lacivertliler. Devreyi 2-1 önde bitirdikleri için sevindiler bu yüzden. Fakat sıklet farkı da ortadaydı. Üstelik ikinci yarı oyuna sonradan giren Ahmet 51’de Volkan’ı geçebilse ya da 75’de kaleyi tutturabilse bambaşka bir senaryo olabilirdi. İkinci devreyi bu hamleler belirledi zaten. Akhisar iyi niyetli iyi niyetli yüklendi. Neticede alamasalar da çabaladılar. Konuk ekip ise tecrübesiyle sonuca gitmeyi başardı. 77’de Sow’un plasesi Oğuz’a takılmasa biraz olsun rahatlarlardı. Olmadı. Son dakikaları idare-i maslahatla geçirmeleri bundandı. Ama buna da şükrettiler muhtemelen. 

Tamam, üç puan üç puandır şiarına söyleyecek bir laf yok. Sonuçta hem üç puan kazandı Fenerbahçe, hem de bir parça zaman ... Ama çok değil. Çünkü fikstüre baktıkça durum çetrefilliğini koruyor hâlâ. O yüzden durum değerlendirmesi için hep birlikte önümüzdeki maçlara bakıyoruz. 

NOT: Akhisar Belediyesi aslında bir tez konusu olması gerek. Adana gibi, İzmir gibi, Konya gibi büyük şehirlerin başaramadığı başarıp Süper Lig’de boy gösteren bir ilçe takımı bu! Kabul edelim, başka ülkede olsalar manşetleri süslerlerdi. Villarreal misali, minnacık kasabanın kocaman rüyası diye övülürlerdi. Peki nasıl başardılar bunu? Muhtemelen futbolun o çok basit doğrularını hayata geçirerek. Maaşları doğru zamanda ödeyerek mesela. Antrenörüne sahip çıkarak mesela. Takım oyunu oynayarak... İş bu kadar basit yani. Yeter ki yapma iradesi olsun.