Sizi biraz agresif gördük çocuklar...

Aslında Fatih Terim, Gürcistan karşısına çıkaracağı 11'i bir gün önce duyurmuştu ve bu kadro çokları için 'heyecan verici' bulunmuştu. Düşünsenize Bundesliga lideri Schalke'den iki oyuncu Hamit ve...

İSTANBUL - Aslında Fatih Terim, Gürcistan karşısına çıkaracağı 11'i bir gün önce duyurmuştu ve bu kadro çokları için 'heyecan verici' bulunmuştu. Düşünsenize Bundesliga lideri Schalke'den iki oyuncu Hamit ve Halil Altıntop kardeşler, Premier Lig'de bu sezon göze batan ve 37 yaşının baharında kendini ada basınına beğendiren Tugay Kerimoğlu ve Turkcell Süper Lig'in bu sezonki 'biricik' yıldızı Arda Turan, Sivasspor'da yeniden doğan Servet Çetin, kaleye dikine gidebilen, giderken de çapraz koşular yapabilen belki de tek Türk futbolcusu Tuncay Şanlı, gösterdiği form grafiğiyle Sevilla'nın transfer listesine girdiği iddia edilen Sabri Sarıoğlu... İşte bu kadro ilk 45 dakika boyunca koca bir hayal kırıklığı üretmekten başka bir şey yapamadı. Koordine değildiler, oyun kurma becerileri tartışmalıydı, ayakta kalamadılar ve pozisyon üretemediler. İkinci yarı oyuna dahil olan Gökdeniz Karadeniz biri net üç pozisyonu hercaice harcadı ama yine de oyunun hâkiminin Türkiye olduğu tartışmalıydı.
Ama asıl oyundan çok agresifliğimiz dikkat çekiciydi. Sabri, o klasik tavrını yine gösterdi, her pozisyonda ellerini havaya kaldırarak hakeme itiraz etti. Neticesinde de sarı kartı gördü. Bu kez ona eşlik eden bir isim daha vardı; Arda Turan... İkisinin de oynadıkları sürece neredeyse elleri hiç inmedi. Servet'in son dakikalarda yarattığı gerilim bir pozisyon sonucuydu ve bu, futbolun içinde olabilirdi. Ama ya Tümer Metin? Meslektaşının ayaklarına huncarca daldı, yetmedi ayağa kalkıp gerilimi sürdürmeye devam etti. Başta maçı naklen yayımlayan Show TV'nin spikeri olmak üzere, Terim ve futbolculardan tepki gören karşılaşmanın hakemi Roman Lajuks ise bu pozisyonu sarı kartla geçiştirerek olası bir rezaleti önledi.
Rekor güzel, oyun kötüydü
Bu bir hazırlık maçıydı. Ayrıca Fatih Terim için bir gurur günüydü. Futbolcuları, 55. kez Ay-Yıldızlı ekibin başında sahaya çıkan Terim'e, bir galibiyet armağan etmek istiyorlardı ama olmadı. Yenilgi bu oyunun doğasında var. Önemli olan, yenilgiyi de vakur bir biçimde karşılamak. Üstelik bu bir hazırlık maçı ve üstelik, karşılaşmanın oynandığı gün Gürcistan ve Türkiye arasında, Tiflis'te bir dostluk anlaşması imzalanmış ve Bakü-Tiflis-Kars arasında işleyecek bir demiryolu projesine, imza atılmış. Elbette 'sporda politikanın işi yok', dolayısıyla ülkeler arasındaki bir 'dostluk' anlaşmasının futbol sahasında yansıması olmayabilir ama yine de kavgayı oyunun kuralları içinde yapmak gerekmiyor mu?
Peki Nasreddin Hoca'nın dediği gibi 'Hırsızın hiç mi suçu yok?' Terim'e göre bütün bu gerilimin sorumlusu Letonyalı hakem, keza futbolcular da hem hakemi, hem de Gürcü rakiplerini suçluyor. Evet, hakem kimi kararlarıyla problem yaratabilir (gerçi o denli tartışmalı kararı da yoktu ama), bunu takıntı haline getirmek yerine oyunumuzu oynamak çok mu zor? Böylesi bir kültür niye futbolcumuza verilmiyor. Tamam, kulüp takımlarında böyle davranabilirsiniz ama bari milli takım formasıyla farklı bir kimliğe bürünseniz. O kadar zor mu bunu sizlerden istemek. Üstelik İsviçre maçının izleri henüz silinmemişken.
İşin Yunanistan maçı boyutuna gelince, sağ olsun rakibimiz de Londra'daki özel maçta Güney Kore'ye 1-0 mağlup oldu ve kendilerinin de yeterince hazır olmadığını gösterdi. (Spor Servisi)