'Son tango'yu Arjantinli yaptı

Çok gergin, gerim gerim gerilmiş bir maç bu... Hem de ortada elle tutulur hiçbir sebep yokken... 19 Mayıs tribünlerinde Bursalılarla Ankaralılar kolkola küfür ediyor, keza Beşiktaş tribünleri de öyle...
Haber: ERAY ÖZER / Arşivi

Çok gergin, gerim gerim gerilmiş bir maç bu... Hem de ortada elle tutulur hiçbir sebep yokken... 19 Mayıs tribünlerinde Bursalılarla Ankaralılar kolkola küfür ediyor, keza Beşiktaş tribünleri de öyle... Ankaragüçlülerin "Işıkları söndürün..." diye başlayan ve devamını ancak noktayla ifade edebileceğim tezahüratları İnönü'deki kupa maçında elektriklerin kasıtlı olarak kesildiğine dair inançlarının nefretlerini körüklediğini gösteriyor.
Taraftarların ağzı kadar zemin de bozuk. Devre arasında hemen yanımızdaki Ankaragüçlüler basın tribününe küfürler, çakmaklar, paralar yağdırıyor. Sonra olaylar büyüyor. Beşiktaşlılar koltukları sahaya fırlatıyor, polis müdahale ediyor. Stadın her yerinde yaralılar var, en son bizim hemen yanımızda bir Ankaragüçlü, polis tarafından alınınca bütün tribün sahaya atlamak istiyor. Rezillik! Nereden baksanız rezillik, iğrençlik! Hikmet Karaman ve Ankaragüçlü futbolcular araya giriyor. İkinci yarı başlayamıyor, ambulans sürekli çalışıyor. İğrençlik... Bıraksınlar, oynamasınlar. Sahiden oynamasınlar. Bakan Şahin 10 metre ötemde, tüm olayları izliyor. "Gerekirse oynatmayız" dememiş miydi? Oynatmasın işte!
Beşiktaş'ta herkes 'hücumcu'
Bu iğrençlikte nasıl yapacağız bilmiyorum ama maça geçelim bari. Kadrolar gelince "Beşiktaş bugün çok zorlanır" diyorum. Diziliş farklı, yoğun maç trafiğinden bitap düşen Serdar yedek kulübesinde olunca orta sahada savaşacak sadece Koray kalmış. Onun önünde (sağdan sola) Burak-Delgado-Ricardinho üçlüsü, ileri uçta Bobo ve Nobre. Yani 4-1-3-2. Bu kadar hücumcuyu Fenerbahçe bile kaldırmaz. Bu dizilişle oyun kurulamadığını Türkiye liglerinde daha önce defalarca gördük, elde Fahri gibi bir opsiyon varken (hadi Serdar yorgun) Burak'ın (ki çıkana kadar oyuna hiçbir katkısı yoktu) sahada yer alması Beşiktaş'ın bütün üretkenliğini sıfırlamıyor mu? Oyunu geriden kurmak, orta sahada savaşmak gerekiyor işte, yoksa olmuyor. Bunu hepimiz görüyoruz da bir Tigana mı görmüyor? Bir bildiği varsa, o nedir merak ediyorum. Sanırım Fransızın aklında bozuk zeminde ilerideki kalabalığa top şişirmek var. Ama o da becerilemiyor.
Oyun yavaş, pozisyonsuz, tribünler sıkıcı... Tek güzelliği gündüz oynanması. Lakin bir de hava aydınlık olunca 80'lerin sonlarından koparılmış yavan bir maç izliyoruz. Kâbus gibi bir nostalji pazarı. İkinci yarı biraz daha hareketli. 65'te Burak'ın yerine Serdar giriyor. Komik! Hadi Tigana, kiraza gidelim. Bu dakikadan sonra top yere inince Beşiktaş tehlikeli olmaya başlıyor.
83. dakikada Ankaragücü savunmasının çizgi halinde yakalandığı pozisyonda Bobo'nun akıl dolu pası Delgado'yu kaleciyle karşı karşıya bırakıyor ve Beşiktaş aradığı golü buluyor. Demek ki neymiş, futbol orta sahada savaşanlarla ve mümkünse yerden oynanırmış. Orta alanda, yani ikinci bölgede üstünlüğü rakibe bırakmak, intihar etmek demekmiş. Bunu Tigana'nın da bildiğini biliyorum da, değişikliği neden ikinci yarının başında yapmadı, onu bilemiyorum.
Son sözler Ankaragücü'ne. Maç boyunca sağdan geldiler. Abdurrahman ve Mustafa Özkan'a Bebbe'nin yaklaşmasıyla. Biraz da sol kulvarı kullanabilselerdi sonuç farklı olabilirdi. Sanki!

ANKARAGÜCÜ: 0
Serkan 7
Abdurrahman 6
Emre 5
Sedat Bayrak 5
Petkov 4
Aytekin 6
(Yasin 88) -
S. Yeşilkaya 5
Devran 5
(Yordanov 76) -
M. Özkan 4
Tita 5
Bebe 4

BEŞİKTAŞ: 1
Runje 7
M. Doğan 5
İ. Toraman 6
Baki 4
İ. Üzülmez 6
Koray 6
Burak 4
(Serdar 65) 6
Delgado 7
Ricardinho 6
Nobre 5
Bobo 7

GOL: Delgado (84)
SARI KARTLAR: Sedat Yeşilkaya, Petkov
Stat: 19 Mayıs - Hakemler: M. K. Abitoğlu, C. Gemici, S. Kaya