Spor basını derbiyi nasıl değerlendirdi?

Galatasaray her zamanki gibi 4-3-1-2 oynadı. Hakan Şükür ile Lincoln'ün yokluğunda orta saha tercihleri daha dirençli oyunculardan kuruldu, farkında olmadan.

Rıdvan Dilmen (Milliyet)
Galatasaray her zamanki gibi 4-3-1-2 oynadı. Hakan Şükür ile Lincoln'ün yokluğunda orta saha tercihleri daha dirençli oyunculardan kuruldu, farkında olmadan. Maç genelde dengeli de gözükse orta sahada Galatasaray topa daha hâkim taraftı. Sarı-Kırmızılılar ayağa pasla maçı bitermeye çalıştı. Ve sürekli rakip yarı alanda oynamak istediler. Galatasaray'da Song ile Servet dikkatli ve iyi oynadı. Önde de Arda, Beşiktaş savunmasını çok ama çok yıprattı. Beşiktaş adına olumlu yönde sivrilen
oyuncu göremedik. Özellikle savunmada rakiplerine çok top aldırdılar. Galatasaray bu galibiyetle çok önemli bir virajı kazasız geçerek büyük avantaj elde etti.
Mahmut Sert (Cumhuriyet)
Galatasaray takım oyununda yıldızları olsa da olmasa da her hafta kendini geliştiriyor. Lincoln'suz, Ayhan'sız, Hakan Şükür'süz başarılı olamayacağı düşünülen takım, dün gece özverili savaşımıyla kazanmayı hak etti. Başarıyı getiren takım oyununın yanında Linderoth'un her yere yetişen enerjisi, Volkan Yaman-Hakan Balta ikilisinin uyumu, Uğur, Song ve Servet'in olağanüstü uğraşıydı. Nonda ise gecenin kremasıydı.
Ömer Üründül (Sabah)
Galatasaray'ın önemli eksiklerine son anda Hakan Şükür ve Lincoln de eklenince çıkan takım tertibinin alışılmış oyun modelini sahaya yansıtması mümkün değildi. Bu yüzden orta sahanın kenarlarındaki Barış ve Hakan Balta'nın gerektiğinde Linderoth'a yakınlaşmaları genelde de defans blokunun kenarlarındaki arkadaşlarıyla bağlantı kurmaları Galatasaray'ı öncelikle rakibi oynatmaya sonra da preste kazandığı toplarla çabuk hücumu düşünen bir kimliğe büründürdü. Bu anlayış Ertuğrul Sağlam'ın da planlarını bozdu. Ofansif uygulamada düşündüğü geriden destekli Tello ve Serdar Özkan'ın icraatları rakip tarafından kesildi. Galatasaray'da Volkan'ın önünde yaptığı başarılı savunmayla her iki yarıda da Beşiktaş'ın sağ kulvarını pasifize etti. Gizli kahraman ise Linderoth'tu. Beşiktaş ne oyun planı ne de futbolcuların performansı olarak beklenenin çok altındaydı. Bir tek Tello görevini yaptı.
Mehmet Demirkol (Milliyet)
Kalli maçtan saatler önce iki büyük yıldızını kadro dışı bıraktı. Onca eksiğine rağmen hem de. Ama biliyoruz ki, yine de eleştirilecek. Ertuğrul Sağlam ise hafta başında takımı yapıp, öyle çıkarmış gibiydi. Sanki Galatasaray'dan haberler ona hiç gitmemişti. Sanki sahaya çıkıldığında haberdar olmuştu Kalli'nin cezalarından ve rakibin sakatlıklarından. Arda hem sakatlıktan hem de bir türlü bu pozisyona oturamamaktan mustarip bir oyuncuyken penaltıyı kazanıp (evet çok tartışılacak) galibiyetin kilidi oldu. Tabii ilk iki golde inanılmaz hatalar yapan iki milli kaleciyle. Sonuçta kazanan Galatasaray'dan çok Kalli oldu. Sert cezaları bir mesajdı. Kimse vazgeçilmez değil.
İbrahim Altınsay (Radikal)
Maça Feldkamp'ın Lincoln ve Şükür'ü kadro dışı bırakması damgasını vurdu. 'Rakibin onsekizine gömüldüğü kolay maçların adamı' Lincoln ve 'rabbena hep bana'cı Hakan Şükür olmayınca Cim Bom daha futbol takımı gibi. Dün Linderoth savunma görevlerinin yanı sıra topu çabuk dikine çıkardı. Barış ve Volkan ona yaklaşıp sağlam bir üçlü orta alan oluşturdu. Arda da ileri ikili arasına girince oyun Beşikaş alanında oynandı.
Beşiktaş'ta ise Ertuğrul Sağlam sezon öncesi kadro kurarken sonra da disiplin uygularken verdiği tavizlerin sıkıntısında... İlk yarı orta dörtlünün göbeğindeki Koray ve S. Kurtuluş atak yönünde zayıf kaldı. Özkan ve Tello ek işler yapamadı. Yaptıklarında, yani Özkan ortaya kaydığında beraberlik golü geldi. İkinci yarı başındaki, ortada Özkan'lı, ileride Delgado'lu diziliş Beşiktaş kadrosundan çıkacak en mantıklı 11'di ama o da bu kadar. Sonuçta futboldaki çöküş sahalardaki futbola yansıyor. Tartışmalı bir korner ve bir penaltıdan fazla bir şey üremedi koca maçta. Dün oynanan zaten futbol maçı da değildi. Çünkü özgürlük yoktu.