Statlarda rüzgâr.. ve kin var

Kış şampi-yonunun ikinci devreye girerken sendelemesi ve yarı gönüllü takipçilerini heveslendirmesi, eski bir lig âdetidir.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Kış şampi-yonunun ikinci devreye girerken sendelemesi ve yarı gönüllü takipçilerini heveslendirmesi, eski bir lig âdetidir. Lig sonuncusundan bir puanı zor kurtaran Fenerbahçe, bu geleneği sürdürdü. Bülent Korkmaz suretinde görünen savaşkan Erciyesspor karşısında, eksiklerden kötü etkilendikleri görüldü. Kıtlıkta, 'asil yedek' Semih bir kez daha parladı.
Milli takım seviyesindeki iki kaleci, 'kendi kalesine' hükmünde goller yediler. Volkan, yine, kick-box ile yerçekimsiz harmandalı karışımı bir hareket serisiyle çıktı topa; Ankarasporlu Hakan, patenli bir Higuita gibiydi. (Kick-box demişken, Song'un gayretlerini de not etmeliyiz elbette!) Ankaragüçlü Serkan Kırıntılı, inadına güven vericiydi.
Liderin yarım ağız takipçisi Galatasaray'da, futbolcular kendi mesleklerini icra etmenin yanı sıra, saha kenarında bulundurulan konfeksiyon ürünlerini kullanarak taraftar rolünde gol kutlama vazifesini de gördüler. Sabri başarılı bir sezon geçiriyor.
Manisa'nın derdi sol kanat
Zorlu kategorisindeki Vestel Manisaspor maçını kolaylayan Beşiktaş ise göğsünü yumruklayarak naralanan bir tarzan misali, şampiyonluk kovalama işinde daha hevesli. Latin Amerikalılarının kesik damarları da sağalınca... Kadrosundaki önemli değişimler, eksikler ve enteresan mevki tayinleriyle beli kaykılmış Manisaspor, Deivid'den sonra Nobre'ye de dünya gözüyle bir üçleme nasip etti. Yedikleri 26 golün 9'u (üçte biri) sollarından.
Beşiktaş-Manisa ile beraber haftanın en meraklı eşleşmesi, Trabzon-Kayseri idi. Transfer oburu Trabzonspor, beraberliğe memnun olmalı. Kayserispor, önemli eksiklerine rağmen, ben garibin en derli toplu bulduğu takım olmayı sürdürüyor. İlhan Parlak'la sakatlıktan çıkmış Gökhan Ünal'ın yan yana oynaması, önemli bir hamle.
Ayman-Risp kaybıyla sahadaki kuvvetinden ziyade maneviyatından yitiren Gençlerbirliği'nin, beş lig üç kupa maçından sonra mağlup olması sürpriz sayılmamalı. Sivasspor, deplasman klasmanında lig ikincisi! Muhabbetleri gitgide derinleşen Ankaragücü'yle Bursaspor, mahsusçuktan değil sahiden berabere kaldılar: 'Başkent' skor şansıyla, Bursa oyunuyla üstündü. Trabzon'un açlığını yatıştırmak için göz diktiği Ceyhun Eriş, sekizinci asistini yaptı.
'Dip derbisi' Rize'nin
Bir zamanlar umur gördükleri yerlere geri çağrılan üç hoca: Antep'te Erdoğan Arıca, Rize'de Rıza Çalımbay, Sakarya'da Şaban Yıldırım. Arıca'nın Antepspor'u, ilk deplasman galibiyetini alarak, yine yeni bir hocayla sahne alan Denizlispor'u pek rahat yendi. Konya'dan beraberliği güç bela kurtaran Sakaryaspor'un işi, pek 'taze kan' denemeyecek transferlerle, zor. Haftanın en kritik maçı, 15.-16.'lık arasındaki kırmızı çizginin iki yakasındaki Rize ile Antalya'nın maçıydı. İki sezondur gizli golcüsü olan Cem Baki'nin golü, Rize'yi yukarı fırlattı.
Tribünlerde, insanı futboldan soğutacak bir manzara vardı. Trabzonsporlular 'ayağa kalkmayan Ermeni olsun' çağrısıyla 'coşturuldular',
Lig A'da Elazığsporlular Malatyaspor'a 'Ermeni Malatya' sloganıyla sataştılar. Futbolda Şiddetin Önlenmesi ile ilgili kanunun ırkçı tezahüratı men eden hükümleri kimin aklına gelir? Bu lafların apaçık
ırkçılık olduğunun kim farkında, bu zillet kimin umrunda?
Uygun olmayan pankart!
Hafta ortasında Adana Demirspor Başkanı Adem Atılgan'ın, 2B'deki ilk maçlarına 'Hepimiz Hrant Dink'iz, hepimiz Ermeniyiz' pankartıyla çıkma isteği, bu mezbeleliğin içinde bir demet nergis olacaktı. O vakit, 'Çarşı'nın bütün sosyal yaralarımızın merhemi olamayacağını da bilmiyorduk henüz. 'Hepimiz Adana Demirsporluyuz' diyesimiz geldi... Ne var ki vergi mevzuatıyla, lösemili çocuklarla, kabotajla ve bilumum 'muayyen günler'le ilgili pankartlara alıştığımız sahalarımızda Federasyon, böyle bir sözün spor müsabakalarına uygun olmadığına hükmetti. Zaten 'camiası' içinde, gerçi sahip çıkanlar da olmasına rağmen, büyük tepki gören Atılgan, önerisinden ötürü özür dilemek mecburiyetinde kaldı.
Dediğini diyeceğini geri alırken söyledikleri bile, insanlık namına bir helallik almaz mı: 'Kendisini Türk kabul eden, dini, dili ne
olursa olsun, ayakkabısı delik, kanlar içinde yerde yatan çocuk babası, torun dedesi bir insanın o halini görüp, eşinin 'ülkende kaldın' diye konuşması, beni duygulandırdı' diyordu... Bütün o sloganlar, insanlara işte o duyguyu dahi 'geri aldırmak' için... Erciyessporluların açtığı pankartta ne diyordu: 'Bizler çoğalmadıkça onlar azalmayacak'. Futboldaki 'Büyükler' hegemonyası bakımından olduğu gibi, insanlık namına da...