Taş-makas-kâğıt oyunu...

Dünya çapında popüler oyundur, karşılıklı parmaklarınızı yumup havada bir-iki döndürüp uzatırsınız: ya yumruk biçiminde ('taş' demektir), ya avucunuzu açarak (yani kağıt) ya da işaret ve ortaparmağınızı 'makas' yaparak.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Dünya çapında popüler oyundur, karşılıklı parmaklarınızı yumup havada bir-iki döndürüp uzatırsınız: ya yumruk biçiminde ('taş' demektir), ya avucunuzu açarak (yani kağıt) ya da işaret ve ortaparmağınızı 'makas' yaparak. Makas kâğıdı keser, taş makası ezer, kâğıt taşı örter. Siz elinizi 'makas' yapmışsanız sözgelimi, rakibiniz ise 'kâğıt', siz kazanırsınız... Ali Sami Yen'de sahaya atılan bıçak, Ankara'da havada savrulan taşlar ve Bakan Mehmet Ali Şahin'in behemehal sertleştirileceğini söylediği kanun (yani kâğıt) arasındaki münasebet de, bir nevi taş-makas-kâğıt oyununu çağrıştırmıyor mu? Futbol âleminin irili ufaklı muktedirleri, 'ellerindekileri' açıyorlar. Gücü gücü yetene helâl. Top oyunu, sonraki iş...
İki senedir kendisinden her şey beklenir bir serdengeçti havalarında gezen Galatasaray, yine yapacağını yaptı, ikinci devrenin lideri Trabzonspor'a çelmeyi takıp ilk iki sıraya olan ilgisini sürdürdü. Eksiklerle imtihan edilmeyi sürdürüyorlar: Bu hafta Mondragon 'bile' yoktu. Kalede Aykut sağlam durdu, Arda'nın solduğundan endişe edilen minesi parıldadı, İliç mesleğini hatırladı. Bu avare yıllara hep kalenderlikle katlanamayacağını bir kez daha beyan etmek isteyen Ali Sami Yen halkının protestosu ciddiydi. Trabzonspor'un golünün gayrinizami olduğuna dair bir 'saplama' yapmak üzere tribünden yollanan bıçak ise, çok vahim. Ki bu gol, altıpas dışında kaleciyle birlikte kafaya çıkmanın meşruiyetini hatırlatan bir örnek olay.
Aynı meşruiyet, Fenerbahçe'nin de hayatını kurtardı. Bir yarı boyunca topa hâkim olan Konyaspor'un gardı, 45. dakikada kaleci Özden'in altıpas dışında bir adam salkımının arasına dalması sonucu yenen golle düştü. Bu maçta bir Fener atağında, Konyalı oyuncular topu iki defa çizgiden çevirdiler. Futbolun 'heroik' manzaralarından birini, aynı sahne içinde iki kez görmüş olduk böylece. Fatih Terim'in topçuluğunda röveşatayla ve uçarak kafayla 'altını çizdiği' bir aksiyondu bu. O meş'um 45. dakikada ise, çizgideki Da Silva'nın boyu topa yetmedi. Bursasporlular iki, Erciyesliler de bir top çevirdiler bu hafta çizgiden.
'Top şişirmece' oyunu
Beşiktaş, bir mevsim sonra deplasmanda kazandı ve takibe devam etti. Bu maç, 'Teksaslı' takviyeli Ankaragüçlüler ile Beşiktaşlılar arasında güdülen husumetin ölçüsüzleşmesinin ve 'yetkililerin' bu gerilimi düşürmeyi veya (copsuz) 'yönetmeyi' bilememesinin gerilimiyle anlamsızlaşmış bir maç aslında. Tatangaların, 'Hiçbir şey anaların bir damla gözyaşından daha değerli değildir' çağrısının hükmü olmayacak mı bu memlekette?
Ankaragücü-Beşiktaş maçının bir top şişirme ve abanma eğlencesine dönüşmesinde, 19 Mayıs Stadı'nın zeminiyle de ilgisi var. Aynı berbatlık, yukarıya bir hamle yapma fırsatını kullanamayan Gençlerbirliği'nin Antepspor'la maçında da gösterdi kendini. Bu statta oynanan maçların en az yarısı, topçuların zeminin kaprislerine az buçuk aşinalık kazanma denemeleriyle geçiyor; topun nerede ne kadar ve hangi istikamete doğru sekeceği bir muammadır. 19 Mayıs Stadı'nı seyirciler için bir azaphane olarak işleten Ankaragücü-Gençlerbirliği ortaklığı, zemini de 70'li yılları yaşatan bir 'tema parkı' olarak tanzim etmiş bulunuyor.
Kayseri de Sakarya'da bir puanla yetinerek İstanbullular'a yol vermiş oldu. Ertuğrul Sağlam'ı yere şişe çalacak kadar kızdırsa da, Cangele'nin üçleme yaptığı 3-3, güzel bir seyirlikti. Martinez, Kolombiya geleneğinin sadık bir izleyicisi olduğunu, kalesinden açılıp 'top yaparken' kaptırıp gol yemekle kanıtladı. Haftanın kalecilik 'olayı': Denizlisporlu Souleymanou. Bir lüzumsuz penaltı yaptı; uzaktan vurulan bir topa auta çıkarken nezaret ediyor pozu takınırken de ikinciyi yedi.
Tarzan toprağa bakıyor
Haftanın en kritik maçı, erken gelen bir bodrum kat finaliydi: Erciyes, Denizli'yi yenerek bir basamak daha yukarı çıktı. Küme düşme hattının liderliğine yükseldiler. 3-4 puan üstlerinde dört takım titreşiyor. Onlardan ikisi, ligin en uzak mesafeli deplasmanında eşleşmişlerdi: Rize, kuş uçuşu 1412 kilometreden gelen Manisa'yı yenerek, iç saha klasmanında beşinciliğe yükseldi. Tarzan artık ağaçlara değil toprağa bakıyor. Ligin en çok berabere kalan iki takımı, Antalya ve Ankara, berabere kalarak tehlikeli kıta sahanlığının iki puan üstüne çıktılar.
Formasının omuz nahiyesine kondurduğu kocaman yıldızla ve hücum oburu Mehmet Yıldız'ıyla Sivasspor, çıkışını sürdürüyor. Rakip barajın bir başına sokuşturdukları adamı (M. Yıldız!) istasyon yapıp öbür ucuna tıkıştırdıklarını (Gürhan) kaçırtarak yaptıkları frikik organizasyonu, ince işti.