'Tel örgü' asıl ruhlarına gerek!

Trabzon Avni Aker Stadı'nda tel örgüsüz oynanan ilk maçta tribünlerde yine koltuklar uçuştu. Polisin yanlış vaziyet planı sonucunda Fenerbahçeli taraftarlar, 'sıcak temas'la karşı karşıya bırakıldı. Olaylar, cumartesi günü Beşiktaş maçından önce 'iskele meydan muharebesi'yle devam etti.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Trabzon Avni Aker Stadı'nda tel örgüsüz oynanan ilk maçta tribünlerde yine koltuklar uçuştu. Polisin yanlış vaziyet planı sonucunda Fenerbahçeli taraftarlar, 'sıcak temas'la karşı karşıya bırakıldı. Olaylar, cumartesi günü Beşiktaş maçından önce 'iskele meydan muharebesi'yle devam etti. Pazar günkü Gaziantepspor-Galatasaray karşılaşmasından evvel de yeşil çimlere kan damladı. Demek ki tel örgülerin kaldırılması yeterli değil. Çünkü vahşet bu holiganların ruhlarına yerleşmiş.
Beşerdeki ifrit tamlamasına yıllardır daha anlaşılır bir karşılık ararım, bir türlü bulamam. Bence, Zola'nın romanı, futbol teröristlerinin vahşetini pek güzel ifade ediyor. Formaları ne renk olursa olsun, bu vandallar, maç transına geçtiklerinde, ruhlarında uyuyan ifrit bir anda start alınca çevreye dehşet saçıyorlar. Tel örgüleri kaldırsan ne olur, kaldırmasan ne olur...
Cuma akşamı tel örgülerin kaldırıldığı Avni Aker Stadı'nda, Trabzonspor, ilk maçında Fenerbahçe'yle oynadı. Sonuçta yine kırılıp atılan yüzlerce koltuk, dolayısıyla kan revan içindekilerin manzaraları geldi ekrana, gazete sayfalarına. Hele babasının kucağındaki alnından yaralanmış kanlar içindeki kız çocuğu unutulacak gibi değil. Bu maçın çileden çıkmasının bir nedeninin de polisin taraftarları yanlış biçimde yerleştirmesi olduğu söylendi. Konuk taraftarlar, her zaman eski açığa alınırken, o akşam numaralının yanına oturtularak 'sıcak temas'a adeta davetiye çıkarılmış.
Savunmalar sanal âlemde
Fenerbahçeli taraftarlar Internet sayfalarında olayların başlamasına Trabzon taraftarlarının attıkları taşlar, tuğlalar hatta bıçaklar olduğunu ileri sürüyor. Kendilerini 'bize atılan koltukları aynen sahiplerine iade ettik' diye savunuyorlar. Ne var ki bu sanal müdafaa sırasında öyle ifadeler yer alıyor ki, 'beşerdeki ifrit'in maç atmosferinden çok sonra bile etkisini sürdürdüğü ortaya çıkıyor. Yoksa başı yarılan çocuk ve babası için 'O da orada ne arıyor. Görüyorsun 10 dakikadır orada adamlar atışıyor. Çık, git maçtan. Daha ne eziyet çektiriyorsun. Orası senin yerin mi' denir mi! Yani 'Biz holiganlar aramızda böyle taşlar, koltuklar, bıçaklar atar dururuz. Keyfimizi bozmaya kimsenin hakkı yok' demeye mi getiriyor, nedir!
Ekranın ahkamcıbaşısı da Fenerbahçeliler'den hayli zılgıt yiyor. Ona yapılan esprili (!) eleştiriler arasında haklı olanı da var. Ahkamcının maçtan önce gazetesinde 'Trabzon'da tel örgülerin kaldırılmasına karşı olduğu, olayların çıkacağı, taraftarın sahaya ineceği, maçın yarıda kalacağı' yolunda yaptığı şeamet tellallığı gerçekleşmeyince, gönüllerini almak için dümeni bu kez Trabzon'a kırdığını ileri sürüyor Sarı-Lacivertliler. Ekrana çıkıp, "Bütün olayları Fenerbahçe taraftarı başlattı ve Trabzon taraftarı da kendini savunmak için üstüne gelen maddeleri geri iade etti" demesi, o kadar da haksız olmadıklarının kanıtı.
Biber gazı da ne oluyor!
Fenerbahçe taraftarları, yönetimi kendilerine sahip çıkmamakla suçlarken bence İlhan Ekşioğlu'nun basına yaptığı açıklamayı ıskalamış. Sarı-Lacivertlilerden bir bölümünü 'çingene' diyerek aşağıladığı iddia edilen Ekşioğlu, bu ifadeyi yalanlamasının ardından "Koltuk kırıldıysa
özür dileriz. Her yerde koltuk kırıyorlar" diye holiganlara açık kapı bırakmayı da ihmal etmedi. Demek istiyor ki, 'Önümüzde daha çok maç var. Onlarda da koltuk atar sonra da özür dileriz.'
Yine internetten yayın yapan Fenerbahçeli taraftarların müthiş bir iddiası sanal alemi tutuşturdu. Buna göre Trabzon polisi, maç sonrasında Fenerli taraftarların otobüsüne 'biber gazı' sıkmış. Pek çoğu fenalık geçirmiş. İddiaya göre 'Oleoresin Capsium' ya da kısaca 'OC' diye bilinen 'biber gazı', ölümle sonuçlanabilecek denli zararlıymış. Açıklama için, telefonla Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nü aradım ama ulaşamadım.
Cumartesi gününün savaş anılarında Beşiktaş vapur iskelesindeki meydan muharebesi geniş yer tutuyor. Siyah-Beyazlı holiganların, vapurla gelme cüretini gösteren Bursalılar'a karşı vahşi saldırısı, amatör kameradan ekranlara tabak gibi yansıdı. Gaziantep'te Galatasaray maçından önce tribüne asılı bayrak yüzünden Sarı-Kırmızılı bir gencin bıçaklanması ise 'holiganlık' defterinde yeni bir sayfanın daha açılmasıyla sonuçlandı. Konukseverlik açısından iyi şöhrete sahip Gaziantep de böylece 'vukuat var' listesine adını yazdırdı.
Çok yazık! Futbolla ilgili yazılarda vahşetin bu denli ön plana çıkması gerçekten çok yazık. Ne var ki ruhlara tel örgü dikene kadar bu uyarılarda bulunmak şart. Bu da demektir ki, sonsuza kadar futbol değil, holigan vukuatı yazacağız.
Hasan Şaş ayıkla yarım baş!
Uzak şark hizmetinin sona erdiğini birbuçuk yıl sonra anlayan Hasan, boş mukaveleye de imza attıktan sonra çok uzun süren uykusundan uyanıp şöyle bir silkindi. Hem de ne silkiniş. Antep'e attığı golden sonra hemşehrisi Fatih hocaya koşup birbirlerine sımsıkı sarılmaları görülesi sevinçti. Terim de son iki maçın tartışmasız yıldızını, süngerle baştan aşağı ıslatıp serinleterek ödüllendirdi. Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu Antep'te en önemli rakibin 'hava' olduğunu belirten Terim haklıydı. Ne var ki 'sıcak havalarda maçların bir saat daha geç başlaması' yolundaki dileği pek gerçekleşecek cinsten değil.
Süper Lig'imize zorlu rakip!
İngiltere Premier Ligi'nden NTV ekranlarından her hafta, hem de canlı canlı beş maçın yayınlanması aslında bizim Süper Lig'imiz için hiç de iyi olmadı. Cumartesi ve pazar günleri başta Alpay'lı Aston Villa'nınki olmak
üzere çoğu karşılaşmayı büyük bir zevkle izledim. Eskiden İngiltere Premier Lig buluşmalarını bir gün sonra, o da sadece gollerini izleyebilirdik. Yeni naklen yayınlarla haftada beş İngiliz karşılaşması, gerçek futbolseverler için süper bir ziyafet oldu. Ancak Premier Lig'den sonra bizim Süper Lig maçlarını seyretmek, doğrusu baklavanın üstüne yerelması yemeye benzedi.