Tello turnam, gollerine varırsa...

Bu hafta sonu 'FIFA Dünya Fair Play' Günü çerçevesine gezegen üstündeki tüm maçlar öncesi takım kaptanları bir bildiri okuyorlar. Bunun ilk uygulamalarını iki gün önce Ankara'da ve Manisa'da görmüştük.
Haber: BENER ONAR / Arşivi

Bu hafta sonu 'FIFA Dünya Fair Play' Günü çerçevesine gezegen üstündeki tüm maçlar öncesi takım kaptanları bir bildiri okuyorlar. Bunun ilk uygulamalarını iki gün önce Ankara'da ve Manisa'da görmüştük. Dün İnönü'de ise karmaşık bir tören bizleri bekliyordu. İbrahim Üzülmez ve Yusuf Şimşek "Rakiplerimize saygı gösteriyoruz" mealinde cümleler kurarken kapalı tribünlerden ıslıklar yükseliyordu. Seyircinin rahatsız olduğu, fair play günü değildi (öyle umuyorum). Bir ay önce öldürülen Ferdi Arslan için bir dakikalık sessizlik istiyorlardı. Sonuçta fair play bildirisi güme gitti, onların isteği de gerçekleşmedi. Alışıldık bir durum ama anlatayım dedim!
Beşiktaş Marsilya'da, İstanbul'a gelen bir Anadolu takımı gibiydi. Son üç resmi maçta gol atmayı bırakın pozisyona bile giremeyen bir takım var sahada. Siyah-Beyazlı ekibin bu baskıyı yenmek için İnönü'ye çıktığı çok belliydi. Tempolu başlangıca rağmen ilk 10 dakikada 2-0 yenik duruma düştüler. Önce Caner'in köşe vuruşunda Fatih Egedik ayağını koydu ve top kale içinde Hakan Arıkan'ın kucağına düştü. Gol olduğunu anlamak için yardımcı hakemin deparını bekledim. Arkın Akgöl, çizgide koşuya başlayınca konuk ekibin öne geçtiği resmileşti: 0-1.
Geçen hafta Beşiktaş'ın sayılmayan golünde yardımcı hakemin rolü çok konuşulmuştu. Bazıları yardımcı hakemin görevleri arasında maça müdahale etmenin olmadığını savunacak kadar ileri gitti. O zaman kaldıralım yardımcıları ve tek hakem yönetsin maçı. Hem dalaşmalar artar, toplum olarak iyice bir psikopatlaşırız!
Maça dönersek... Şok atlatılmadan 'Horozspor' bir kez daha gol sevinci yaşadı. Kanat toplarında büyük sıkıntı yaşayan Beşiktaş, Fatih Egedik'e ikinci kez teslim oldu. Bu golden önce Tomas'ın topu elle aldığını-düzeltiğini gördük. Lakin İbrahim Toraman gibi bir oyuncunun ıskası daha belirleyici oldu. Marsilya hocasının nazarı mı değdi acaba?
Maçı bırakmayan bir adam
Beşiktaş'ta maçı bırakmayan bir adam vardı: Rodrigo Tello. Hem savunmada hem de hücumda hırslı oynayan Şilili, 18'de ceza sahası içinde rakibini yatırdı, kullanmadığı sağıyla plaseyi köşeye bıraktı: 1-2. Ev sahibinin devreye sıkıntılı gitmemesini isteyen bir isim daha vardı ama onun forması beyazdı! Allyson, 34'te rahat topu Bobo'ya teslim ederken Sambacı golü atmakta zorlanmadı: 2-2.
Tello'nun ikinci yarıda da durmaya niyeti yoktu. 61'de kullandığı serbest vuruş Souleymanou ve Serdar Kurtuluş'un da yardımıyla direkt olarak kaleye gitti: 3-2. 10 dakika sonra maçtaki altıncı golü izleyebilirdik. Lakin kale direği Denizlisporlu Serhat Gülpınar'a geçit vermedi. Maçın son heyecanı da buydu zaten. Beşiktaş moral buldu, üstündeki stresi attı falan filan... Elbette herkes istediği gibi düşünebilir ama bu futbolla kazanmak için mucize gerek aynı dün gece olduğu gibi. Ertuğrul Sağlam'ın takımından yeni bir şeyler görmek Beşiktaşlıların birazcık hakkı sanırım!
NOT: Maçı çığırından çıkaran hakem Yunus Yıldırım'ı, Metin Tokat köşesinde yorumlamış. Kendisine katılıyorum ve aktarıyorum: "Hiç kart göstermeme gibi bir huyu vardır. Bazen ipin ucunu kaçırıyor, müsabaka sertleşiyor."

BEŞİKTAŞ: 3
Hakan 6
İ. Kaş 6
(S. Kurtuluş 40) 6
Diatta 5
İ. Toraman 5
İ. Üzülmez 6
M. Yozgatlı 6
(Higuain 70) 5
S. Özkan 6
Cisse 6
Tello 8
Nobre 6
Bobo 6
(Koray 80) 5

DENİZLİSPOR: 2
Souleymanou 5
Bülent 5
Kratoçvil 5
Santos 4
J. Cesar 5
Fatih 6
Tomas 6
Zafer 5
Caner 5
Yusuf 5
(Ç. Alberto 29) 5
(Murat 46) 5
Selahattin 4
(Serhat 64) 5

GOLLER: Tello (17 ve 61), Bobo (34) / Fatih (6 ve 10)
SARI KARTLAR: Koray / Zafer, Selahattin, Serhat, Santos
KIRMIZI KART: Cisse (90)
Stat: İnönü - Hakemler: Y. Yıldırım, B. T. Akın, A. Akgöl