Terim'le Kocaman arası 'zoraki' polemik

Terim'le Kocaman arası 'zoraki' polemik
Terim'le Kocaman arası 'zoraki' polemik
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Galatasaray ’da işler iyi gidiyor, Fenerbahçe’de de. Hatta Beşiktaş ’ta bile. Bir tek Trabzonspor’da 3-0’lık Es Es yenilgisiyle yaşanan sorun var ama Bordo-Mavili camia üzerinden çıkacak polemiğin de pek bir getirisi yok ki. Yani takımlar üzerinden ‘sorun’ çıkartmanın zamanı değil. Ama bir süredir hocalar üzerinden yürütülen bir polemik var gündemimizde. Bu polemiğin son adımında Aykut Kocaman’a yöneltilen, “Fatih Terim sizin için ‘Aykut’ dedi, Fenerbahçe taraftarı da buna kızdı. Bu duruma ne diyorsunuz?” sorusuyla yeni bir aşamaya geçildi.
Evet, kişiler ait oldukları kurumları temsil ederler. Dolayısıyla onlara hitap ederken “Askerlik arkadaşı” gibi seslenmek doğru olmayabilir. Ama hitap meselesinde bir suçlu varsa o da spor basınıdır. Futbolculuk dönemlerinde yakınlaştıkları oyuncular sonradan teknik direktör olduğunda onlara seslenirlerken ‘Hoca’ takısını bile eklemeden, “Rıza, Ertuğrul, Şifo Mehmet, Aykut, Rıdvan, Hamza vs” diye adlarıyla hitap ederler. Ama iş Fatih Terim-Aykut Kocaman ilişkisine gelince ise durum değişiyor. Çünkü ben ikisinin arasında bir ‘Abi-kardeş’ hiyerarşisi olduğuna inanıyorum.
Bu, yıllardır aynı oyunun çevre-sinde mesleklerini ifa etmenin de getirdiği bir ilişki biçimi. Ayrıca Te-
rim’in, “Tanıdığım, bildiğim Aykut” derken son derece samimi, son de-
rece insani bir yaklaşım içinde kendisini dışa vurduğuna eminim. Üstelik evet Terim zorlu bir kişiliktir ama hakkını vermek lazım, işin emek yoğun kısmında, mesleki cephesinde adaletli ve içtendir (somut bir örnek, TT Arena’nın Beşiktaş tarafından da kullanılma tartışmasında, “Ne var geçmişte üç takım da aynı statlarda oynuyordu” diyerek hayatları boyunca topa ayak değdirmemiş ama iş ahkâma gelince en önde giden ‘Endüstriyel futbol erbabı’na da ‘hayatın içinden’, pragmatist bir ders vermişti).
Tabii ki benim bu görüşlerim de sübjektif. Aykut Kocaman, kim bilir Terim’in bu hitap biçiminden hoşlanmamıştır ama ‘Benim tanıdığım ve bildiğim Kocaman’ da (‘3 Temmuz süreci’nde zaman zaman kontrolden çıksa ya da çıkmak zorunda kalsa bile), bunları sorun etmez diyorum. Keşke son basın toplantısında, “Şu an için gerginliği çağırmanın bir anlamı yok” dedikten sonra “İsmimle hitap edilmesi, Fatih hoca veya herhangi biri tarafından, beni bozmaz. Kişiyi, söyleyeni bağlar. Ben mümkün olduğu kadar insanlara hitap ederken, dikkat ederek hitap etmeye çalışıyorum. Kişiyi bağlar, beni hiç bağlamaz. Fenerbahçelilerin de bu konuda hiç alıngan olmasına gerek yok. Bir bakarlar kişiye, söyleyene, karar verirler” türünden bir açıklamaya soyunmasaydı.
‘Naber lan’ polemiği de vardı
Son bir hatırlatmayla meseleyi noktalayalım. Hatırlanacağı gibi iki sezon önce de Aziz Yıldırım, bir çorbacı açılışında rastladığı Arda Turan’a, “Ne haber lan Arda, sen de mi buradasın?” demiş ve bu kez de bazı Galatasaray taraftarları da Yıldırım’a, “Bizim kaptanımıza nasıl ‘Lan’ dersin?” şeklinde tepki göstererek ortalığı ayağa kaldırmıştı (Bu eski anıdan yola çıkarak meseleyi güncellesek mi acaba? Başbakan Erdoğan’ın son İspanya gezisinde Arda Turan’ı uzayan saçlarını kast ederek “Burada berber yok mu?” sorusundan hareketle, Atletico Madrid taraftarları Erdoğan’a, “Oyuncumuzun saçına ne karışıyorsun?” derler mi?).