To be or Kobe?

To be or Kobe?
To be or Kobe?
Sezon boyu beklentileri karşılayamayan, şimdi de saha içi lideri ve skoreri Kobe'yi kaybeden Lakers'ın play-off'ta çok ileri gitme şansı yok. Üstelik kapıda daha büyük sorunlar, sezon sonunda cevap bekleyen zor sorular var.
Haber: YİĞİTER ULUĞ / Arşivi

NBA tutkunlarının, özellikle de Lakers taraftarlarının “Kobe, LeBron’a karşı” final rüyası cuma gecesi sona erdi. Aşiltendonu kopan Kobe Bryant, muhtemelen 2013’ün son günlerine dek formasından uzak kalacak. Aslında sezon başından Kobe’nin acılar içinde kenara alındığı 80. maça kadar Lakers, taraftarlarının görkemli hayallerini gerçekleştirebilecek bir takım olmaktan uzaktı. Play-off çizgisinin en altında, rüyadan ziyade kâbusla dans etti Los Angeles ekibi... Pazar gecesi Kobe’siz çıktıkları San Antonio maçını kazanıp, Batı ’nın son play-off biletini büyük ölçüde cebe attılar (Lakers’ın play-off dışında kalması için evindeki son maçını kaybetmesi, buna ilaveten Utah’ın, deplasmandaki son iki randevusundan galip çıkması lazım). Ancak aylardır sakatlıklarla boğuşmuş, bir türlü doğru kimya ve istikrar tutturamamış, üstelik mücadelenin kızıştığı dönemde liderini ve maç başına 27 sayı üreten skorerini kaybetmiş bir takımın, play-off yolculuğunu fazla uzatamayacağı aşikâr...
Can havliyle alınan 91-86’lık Spurs galibiyetinde Kobe’nin yanı sıra Steve Nash de yoktu Lakers kadrosunda... Pau Gasol, World Peace ve Dwight Howard çeşitli sakatlıklardan arta kalmış ağrılarla mücadele ettiler. Sezon başından beri eleştirilen Howard, 26 sayı-17 ribauntluk performansıyla adeta “Kobe yoksa, ben varım” dedi. Howard’ın yakın çevresine daha önceleri “Kobe topla çok oynamasa, ben istediğim zamanlarda, sevdiğim noktalarda pas alabilsem daha etkili olabilirim” diye dert yandığı söyleniyordu. Kobe’siz gecede gelen bu performans, o söylentileri doğrulamak için verilmiş bir mesaj mıydı acaba?

Buss’tan sonra

2012-13 sezonu, Lakers tarihinde sıradan bir sezon olarak anılmayacak. NBA’in en iyi ve en pahalı pivotunu (Howard) transfer ederek, onun yanına daha önce iki kez ‘En Değerli Oyuncu’ ödülü kazanmış bir oyun kurucu (Nash) ekleyerek çok iddialı girdikleri sezonda, daha beşinci maçın sonunda koç değiştirmek zorunda kaldılar. Sakatlıklar yüzünden bir türlü tam takım olamadılar, beklenen çizgiye gelemediler... Ve takımın patronu, efsanevi ‘Show Time’ın yaratıcısı Dr. Jerry Buss’u toprağa verdiler. Şimdi yönetim ikiye bölünmüş durumda. Basketbolu Buss’un oğlu Jim, tecrübeli genel menajer Mitch Kupchak’la birlikte yönetiyor. Finansal konularda ise dizginler kız kardeş Jeanie’de. İlk bakışta bu görev dağılımında tuhaflık yok. Ancak Jeanie Buss’un, takımın eski koçu Phil Jackson’la nişanlı olması, taraftarın dinmeyen Jackson aşkı, işleri karıştırıyor. Mike Brown’un kovulmasından sonra, yeni koç tercihinde Jim Buss’un dediği olmuş ve Jackson’a teklif götüren menajer Kupchak, zor durumda kalmıştı. Takım şampiyonluk yarışına katılamadığı sürece, Los Angeles medyası, o olayı hatırlatarak Jim Buss’un iktidarını yıpratacak. Peki gün olur da Phil Jackson, koçluk koltuğuna geri döner mi? Bunun gerçekleşebilmesi için, Jim Buss’un yetkilerinden vazgeçmesi gerek.
Yeniden sahaya dönersek; play-off’a ancak sekizinci basamaktan katılabilen, hiçbir eşleşmede saha avantajına sahip olmayan Lakers’ın, yaşlı ve yıpranmış Nash, formsuz Gasol ve sert adam taklidi yapan Metta World Peace’le sezonu çabuk kapatacağını söylemek için müneccim olmak gerekmiyor. Kobe’nin yokluğunda ne kadar canını dişine takarsa taksın, Howard’ın mucize yaratıp, bu ekibi yukarılara taşıması imkânsız.

Uzun ve sıcak bir yaz
Çözüm bekleyen asıl sorunlar daha sonra başlayacak. Ligde 17. sezonunu geride bırakan Kobe’nin sözleşmesi, 2014 yazına kadar sürüyor. Yıllık ücreti 30 milyon dolar olan süperstarın ne zaman döneceği, dönse bile eski formunu bulup bulamayacağı soru işareti. Howard’ın kontratı bu yaz sona eriyor ve sezonu beklenenin altında geçirmiş, ‘Superman’den çok ‘Clark Kent’ takılmış güçlü pivotun maksimum ücret talep edeceği biliniyor. Howard 21-23 milyon arası bir ücret alsa, 19 milyonluk Gasol, 9.5 milyonluk Nash ve diğerleri derken, Lakers bordrosu 100 milyon doların üzerine çıkıyor. Geride kalan yılda oyuncularına zaten 100 milyon ödemiş ve elleri boş kalmış bir organizasyon, aynı kadroya (hem de Kobe’nin durumu meçhulken) daha fazla maaş vermeyi tercih eder mi? “Kazanan takım bozulmaz” derler, peki ya kazanamayan?.. Onda ısrar etmek ne kadar akılcı?
Eğer Kobe beklenecek ve bu arada yeniden yapılanmaya gidilecekse, bu yol Howard’la nikâh tazelememekten geçiyor. Onun astronomik ücretini ikiye-üçe bölüp, kadroya genç ve geleceği parlak isimler katmak bir çözüm olabilir mi? Böylesi uzun vadeli bir plana, sabrı tükenmek üzere olan Lakers taraftarı nasıl bakar? O yapıda Gasol ile Nash rol bulabilir mi?
Bunlar yaz boyunca Lakers yönetimini bunaltacak, cevabı kolay olmayan sorular... Şu an için söylenebilecek tek şey, geride kalan sezonun galibiyet sevinçlerinden çok hayal kırıklıkları ve talihsiz sakatlık haberleriyle belleklerde yer edeceği...