'Toplum alkışa da hazır değil'

'Toplum alkışa da hazır değil'
'Toplum alkışa da hazır değil'
Galatasaray'ın Fenerbahçe derbisine şampiyon çıkacak olması cevabı yıllardır 'Bu toplum hazır değil' olan soruyu gündeme getirdi: Şampiyon takımı ezeli rakibi alkışlar mı? Metin Tekin ve Ümit Metin Yıldız ile Mert Aydın'a sorduk...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Avrupa futboluyla haşir neşir olup uzak diyarlarda ‘fair-play’ içeren hareketler görüldüğünden beri ülkemizde de benzer şeyleri ister olduk. Bunun başında elde edilen başarılarda karşı tarafı tebrik etmek geliyor. En görkemlisi ise şampiyonluğunu ilan eden bir takımın deplasmanda çıktığı maç öncesi rakip takım futbolcuları ve stattaki futbolseverler tarafından alkışlanması.
Bu görüntüyle ülke olarak tanıştığımızdan beri kafalarda oluşturulan senaryonun kâğıda dökülmüş hali hazır. Herkesin “Bir gün Fenerbahçe / Galatasaray , rakibini alkışlar mı?” şeklinde beyin cimnastiği yaptığı konu 2007’deki ‘Sulu derbi’nin ardından tekrar karşımızda. Haftaya pazar oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisine Sarı-Kırmızılılar 10 puan farkla şampiyon olarak çıkacaklar. Haliyle de konumuz şu: “Fenerbahçeli futbolcular, Galatasaray sahaya çıkarken onları alkışlar mı?”

Karşılıklı açıklamalar
Son olarak nerede olduğumuzu göstermek için kronolojik olarak son dönemde yaşananları hatırlayalım önce. Bu konu ilk olarak geride bıraktığımız haftalarda bir televizyon programı tarafından Sarı-Lacivertli kulübün Asbaşkanı Abdullah Kiğılı’ya sorulmuştu. “Ezeli ve ebedi dostlukları 100 yıldan beri bu insanlar sürdürmüş. Bizden istiyorlar ki kavga edelim ancak kimse merak etmesin kavga etmeyeceğiz. Başımızın üstünde yerleri var. Gerekiyorsa alkışlarız da her türlü yardımı yaparız da” diyen Kiğılı’ya gelen tepkiler üzerine deneyimli yönetici sözünü geri almıştı.
Önceki gün Galatasaray’ın şampiyonluğunu ilan etmesinin ardından ise bu soru Sarı-Lacivertli kulübün teknik direktörü Aykut Kocaman’a soruldu. 5 Mayıs 1996’da Trabzonspor’u 2-1 yendikleri maçın ardından galibiyet -ve de şampiyonluk- golünü atan futbolcu olarak yaptığı konuşmada “Kendi galibiyetimize seviniyorum ama Trabzonlu arkadaşlar için de üzülüyorum” sözünü sarf edip o dönem bir devrime imza atan Kocaman, bu kez ‘milat’ vurgusu yaptı. Soruya Kocaman, “Hayır, hayır. Böyle bir milat için ortam uygun değil. Böyle bir şey en azından benim aklımda yok” cevabını verdi.
Bu konuyla ilgili Galatasaraylı futbolcular ise alkış istediklerini belirtiyor. Sarı-Kırmızılıların genç stoperi Semih Kaya, “Fenerbahçe’yi Avrupa Ligi’nde destekliyorduk. Formalarında Türk bayrağı var. Her zaman arkalarında olduk. Biz de Kadıköy’de alkışlanmak isteriz ama düşük bir ihtimal” derken, açıklamalarıyla hep meslektaşlarından ayrı bir yerde duran Hamit Altıntop şöyle konuştu: “Olursa güzel olur. Sadece bizim için değil, Türkiye futbolu için güzel olur. Fenerbahçe ve Galatasaray rekabetleriyle büyümüştür. Her zaman böyle oldukça futbolumuz da kendini geliştirecektir.”

Alkışlamasınlar, çünkü...
Alkış meselesini, yeşil sahada futbolcu ve teknik adam olarak yer almış iki isim ve bir de spor yazarına sorduk. Genel kanı, Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı alkışlamaması. Peki neden? Sebebi var. Onlara göre bu hareket içten gelmediği müddetçe samimi olmayacak.
Beşiktaş ile kazandığı şampiyonluklarla çokça seremoni yaşayan, teknik adamlık yapmış olan ve şu an aktif yorumcu olan Metin Tekin, şöyle konuşuyor: “Kişiye göre değişen bir durumdur bu. Açıkçası çok gönülden olmaz. Çünkü sporcunun doğasında var bu, mahalle maçı bile oynasanız kazanmak istersiniz. Tabii ki çok güzel bir görüntü, tabii ki çok medeni bir durum, o olgunluğa ulaşmak önemli. Ama şu durumda görüntü olur o sadece.”
Peki görüntü bile olsa yapılmalı mı? Tekin’e göre hayır: “Alkışlamaya gerek yok, saldırmayalım yeter. Ülkemizde bu kadar sert bir geçiş şu an için mümkün görünmüyor.”
Futbolculuktan sonra teknik adamlığa adım atan, son olarak Şanlıurfaspor’un teknik kadrosunda yer alan Ümit Metin Yıldız da kamuoyu baskısıyla olmayacağı kanatinde. Ancak o ‘Yapılsa güzel olur’ diyenlerden: “Böyle konularda fikir birlikteliği sağlamak mümkün değil. Kişiden kişiye göre değişir. Hayata, olaylara bakışınıza göre gelişir bu konudaki tavır. Açıkçası ‘Tamam alkışlayalım’ diyen samimi insan da az bulursun. Ülkemizde birçoğu farklı şeylerden besleniyor: Kötüleyelim, yok sayalım, dışlayalım... Ben yürekten yapalım derim. Bu konuda görüşümü de ortaya koyarım. Ama kamuoyu baskısıyla yapılmamalı. Öyle olursa göstermelik olur.”
Spor yazarı ve NTVSpor yorumcusu Mert Aydın ise futboldaki dertlerimizin başka olduğu kanaatinde: “Biz futbolun herhangi bir yönünü düzeltememişken yapay bir nezaket gösterisi peşinde koşuyoruz. İngiltere’de tabii ki Arsenal’liler, Manchester United’lıları sevmiyor. Ama kültürlerinden gelen refleksif bir hareketle rakiplerini alkışlayarak sahaya çıkarıyorlar. Aykut Kocaman’ın tespiti doğru ama bu gerçeğin düzelmesi için kendisi bir şey yapıyor mu? Emin değilim.”

Pere: Bırak alkışsız kalsın
Son sözü gazetemizin Sarı-Lacivert kanadı Feryal Pere’ye bırakıyoruz: “Bir gün kendi kendine olabilir diye umuyorum. Bu kadar konu ısıtılırsa taraflar keskinleşiyor. Ve önce sen başlatsaydın gibi çoluk çocuk küsmesi seviyesine iniyor. Bırakalım alkışsız kalsın.”

Ölüm birleştiriyor 


Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki maçlarda fair-play hareketleri genelde yaşanmıyor. Bu kare ise 6 Kasım 2002’de Sarı-Lacivertlilerin 6-0 kazandığı derbide rakibinin bütün gollerini centilmence alkışlayan ve spor tarihimize beyefendiliğiyle de geçen Özhan Canaydın’ın ölümünün ardından oynanan ilk derbide çekildi. 28 Mart 2010’da oynanan maçı konuk ekip Fenerbahçe, Selçuk Şahin’in golüyle 1-0 kazanmıştı.