Tuncay'la Hamit'in mücadelesi

Epeydir Türk futbolunun ortaya çıkarabildiği yegâne yıldız Tuncay Şanlı, Middlesbrough'da hem performansı hem de takımdaki sakatların düzelmesiyle, bu hafta yedekler arasındaydı ve oyuna sonradan girebildi.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Epeydir Türk futbolunun ortaya çıkarabildiği yegâne yıldız Tuncay Şanlı, Middlesbrough'da hem performansı hem de takımdaki sakatların düzelmesiyle, bu hafta yedekler arasındaydı ve oyuna sonradan girebildi. Tuncay'ın Middlesbrough gibi bir takıma gitmesi bir taraftan şans; diğer taraftan şanssızlık. Şans çünkü üzerinde çok büyük bir baskı yok, oynayabildiği kadarıyla oynayacak, geleceğini belirlemek onun elinde. Şanssızlık, Gareth Southgate gibi bir teknik direktörünün olması. Southgate, takımın sallantıya girmesi hâlinde gidecek ve bunun için kısa vadeli düşünmek zorunda. Kimden daha çok verim alabileceğini düşünüyorsa, onu oynatıyor. Sezon başladıktan sonra gittiği hiçbir takımda tutunamayan ve futbol ahlâkı biraz zayıf (Mısır Milli Takımı'nda Afrika Şampiyonası'nda yaptıklarını hatırlayınız) Mido'ya dört elle sarılması da ilginç. Ayrıntı gibi gelecek bir hususu da vurgulayalım: Tuncay, son yıllarda bu kadar gündüz maçı hiç oynamadı. Fiziksel uyumu bir kenara bırakalım, en azından
oyuna tutunma ve süreklilik açısından bunun bir sorun yaratabileceği açık. Bir de yer sorunu var. Her zaman oynadığı kanatta İngiltere Milli Takımı'na da çağrılan Downing var; ileride Mido ve Aliadiere ikilisini bozması da güç görünüyor. Tuncay'ın biraz zamana ihtiyacı var, umarız bu zamanı futbolunda gerileyerek geçirmez.
Klose sakatlanınca...
Takımının 12. adamı olmasına rağmen, Almanya'daki kariyerini yükselerek sürdüren Hamit ise, Klose sakatlandığında hemen ilk 11'de yer aldı ve attığı şahane golle de Hitzfeld'in kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmadı. En önemlisi de Schalke'de kendisinden yeterince faydalanılmadığı gerçeğini belgeledi. Oldukça da formda. Lâfı şuraya getireceğim. Şu anda Türk Milli Takımı'nda oynayan futbolcular arasında, kariyer açısından da mevcut form grafiği açısından da en önemli futbolcu Hamit. Gelgelelim, bütün bunlar bu futbolcunun esas adam olmasına yetmiyor. Esas adamlığı, topun sahibi olmakla karıştırmıyorum elbette ama oyunun 'pace'inin ellerine bırakması, sahanın içerisinde daha özgürce hareket edebilmesi gibi daha ikincil durumlardan bahsediyorum. Ayırca bilindiği üzere Hamit topa vurmayı bildiğinden frikiklerde önemli bir silah. Bunu da kanıtlamış sayılır.
İşte biz bu Hamit'e frikik bile attıramıyoruz rahatça. Bırakın Tuncay'ı, Norveç maçında neredeyse Terim'in 'elinde kalacak' Emre'yi, Romanya maçında geçirdiği uzun bir sakatlıktan sonra sahalara dönen ve Emre'nin yerine oyuna giren Nihat bile, oyuna girer girmez Hamit'in hazırlandığı bir serbest atışı kullanmaya cüret etti. Tam ısınmadan, hazırlanmadan futbol ayağını daha sert kullanmayı gerektiren bir atışta Nihat'a 'Yapma' diyen olmadı. Onun hakkı zaten aslında. Hamit de zaten Milli Takım'daki ikincil konumu nedeniyle herhangi bir şeyde ısrar edecek gibi değildi. Etmedi de.
Bizim yıldızlarımız Tuncay, Emre, Tümer ama hamallarımız farklı. Bu durum daha ne kadar sürer, nasıl sürdürülür bilmiyorum. Eğer biz Hamit'e 'yıldızımız' demiyorsak ve onu öyle kullanmıyorsak, kime diyeceğiz? Her şeyin sicilini tutmaya çalışanlar için belirteyim. Geçmişte de, Nihat'ın esas adam olarak değil, bir sağ kanat oyuncusu olarak kullanılmasına şiddetle karşı çıkmıştım. Bu çocukları ya çağırmayalım, yahut çağırdığımızda da adam gibi kullanalım. 'Bizimkilerden' her bakımdan daha farklılar ve daha iyiler çünkü.