Tur 'Karpatlar'ın ardında...

Tur 'Karpatlar'ın ardında...
Tur 'Karpatlar'ın ardında...

Uzun zaman sonra ilk kez statta takımının maçını izleyen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ın 90 dakika sonunda yüzü gülmedi. Yıldırım ın maç boyunca oldukça heyecanlı olduğu görüldü. Fenerbahçe nin yediği golde Egemen in hatası vardı.

Fenerbahçe, Vaslui karşısında 1-1'lik beraberliği son dakikada kurtardı ve Devler Ligi şansını Romanya'daki rövanşa bıraktı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN - bagis.erten@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Dün stada doğru yürürken aklımda tek düşünce vardı: Olimpiyat varken futbol mu izlenir? Bu düşüncede yalnız olmadığımı da biliyordum. Çünkü maçtan önce futbol efsanesi Lineker’in twitini gördüm. Akşam olimpiyat madalyalı sporcuları şovunda ağırlayacak olmanın heyecanını paylaşıyordu üstad ve havuzdaki performansları üzerine değerlendirme yapıyordu. ‘Olimpiyat yüzlerce ülkenin yarıştığı, sonunda Britanyalılar ve Türklerin istediği madalyaları toplayamadığı bir organizasyondur’ dese tam olacaktı; demedi.
Ama Saraçoğlu sakinleri için durum farklıydı haliyle. Sezonun ilk resmi temasıydı bu ve beş maçlık ceza düşünülürse, hem takım hem de yeniler açısından bir tür ‘görüş günüydü’. Sadece o da değil. Okul Açık’taki ‘topografik değişiklik’ de heyecan veriyordu. Yeni oturma düzeninin ambiyansı nasıl etkileyeceğini merak ediyorlardı. Beni en çok cezbeden şey ise bir pankart oldu: ‘Curva Hababam.’ Güzel sentez!
Dağınık, düzensiz başlangıç vardı sahada. Parselizasyon ve hafriyat çalışmaları daha çok Vaslui’nin uzmanlık alanı gibiydi ve cimnastik ekollerine nazire yaparcasına akışkandı konuk ekip. 9’da Fenerbahçe kaptığı topla hızla inmek istedi, ‘fodepar’ oldu. Tribünler bununla bile coştu. Zaten her şeyi bahane edip, kürek yarışlarını takip eden İngilizler gibi avazları çıktığı kadar bağırarak özlem gideriyorlardı. 14’te Stanciu’yla bu sefer daha organize, daha tehdit edici geldi konuk ekip. Ama son vuruş bitirici değildi. Bu girişim gol olsa yaz sıcağında ortalık buza keserdi kesin. 24 biterken bir gol daha kaçırdı Romen ekibi. Hemen kontrasında Kuyt’la gelen hamle bir tür final yüzen yüzücü tesellisi yarattı. 31’de Niculae şutu artık geliyorum diyen Fransız yüzücü Agnel deparı gibiydi. Neyse ki nefesleri yetmedi. Devre arası düdüğü voleyboldaki teknik mola misali imdada yetişti.
İlk yarı yüzmedeki Avustralya bayrak takımı hüsranıyla kapansa da, ikinci devre için beklenti çıtası yine de masa tenisindeki Çin dominasyonuna yakın bir yerdeydi. Ve fakat Sarı-Lacivertliler bir türlü akışkanlar dinamiğini oturtamıyordu. Cristian kötü, Alex halsiz, Stoch ürkek, Topuz fazla temkinli, Kuyt ise çalışkan ama şaşkındı. Seyircinin de ittirmesiyle 55’ten sonra bir süreliğine baskı kurdu ev sahibi. Ama bu periyotta bile en az Phelps kadar tutuktu Sarı-Lacivertliler. 64’te Kuyt’un zor pozisyondaki volesi otursa ilk madalya misali sevinecekti tribünler. Olmadı. Tersine 75’te Liviu Antal, Phelps’in feleğini döndüren Chad Le Clos misali attı golü: 0-1. Tam 90’daki Bekir’in kafası olmasa hakem saymaya başlardı: 1-1. Yani kinci maça biraz umut kaldı...
NOT: Kapıda öğrendik ki Habertürk gazetesinden meslektaşlarımızı stada almamış Fenerbahçe yönetimi. TSYD ve UEFA da topa girmemiş. Basın tribünleri artık özel mülkün bir parçası sayılmış yani. Aman ne güzel! Bundan sonra beğenmediğiniz bir yazı, bir haber olursa siz de benzer şeyler yapın ey okur. Nasılsa bu memleket artık ‘ihkakı hak’ cennetidir.