Türk usulü motivasyon

Türk usulü motivasyon, böyle bir şey. Azimle kasılıp 'başarıya kilitleniyor', 'çok iyi konsantre oluyor', kendinizi aşıyorsunuz. Motive olanlar bu haldeyken, motive edenler de cezbe içinde titriyor, gözleri yuvalarından uğramış, yumrukları sıkılmış, sonuna kadar arkanızda...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Türk usulü motivasyon, böyle bir şey. Azimle kasılıp 'başarıya kilitleniyor', 'çok iyi konsantre oluyor', kendinizi aşıyorsunuz. Motive olanlar bu haldeyken, motive edenler de cezbe içinde titriyor, gözleri yuvalarından uğramış, yumrukları sıkılmış, sonuna kadar arkanızda... gibi duruyorlar. Ama tökezlediniz mi, bir aksama oldu mu, işler kötü gitti mi ya da zaten olmayacak işe kalkışıldığı anlaşıldı mı; motivasyon, havası kaçan zeplin gibi sönüyor. Motive edenler ise aynı şiddet ve celalle size lanet yağdırmaya başlıyorlar. 'Kârhanede Romantizm'deki bir yazının da konusuydu: Eksiğimiz, motivasyon ve konsantrasyonun kararlı, basiretli, istikrarlı olanıdır!
Fenerbahçe ve Beşiktaş bir boy ileri fırladılar. Fenerbahçe, kalesinin önündeki sıkıntıları 'yeni kalecisinin' motivasyon ve bahtına itimat edip, orta saha ve hücumdaki cevherini kuvveden fiile çıkarmayı başardı. Orta sahanın devrinin yükselmesi, Deniz Barış'a 'bile' gol attırdı. Geçen hafta peklik çeken Kezman, maharetini gösterdi. Bunlar olurken, deplasman tribünündeki sarı-lacivertli taraftarlar arasında, ajansların ifadesine göre 'bilinmeyen bir nedenle' arbede çıktı ve yine insanlar bıçaklandı. 100. yıl programında mütevazı bir iş de 'bu meselelerin' ele alınması olsa?
Kartal'ın düşük prensleri
Beşiktaş ise, protokol zevatı, vazifeliler ve kale arkasınaki terlik-
adamlar dışında kimsenin sokulmadığı İnönü'de, 'liderin takipçisi' unvanını ancak 'kontenjandan' takınabilecek bir takımdı. Sakatlıklardan ötürü bütün rezervler kullanılırken, İbrahim Akın ve Burak, epeydir 'düşük prensler' olduklarına dair yeni kanıtlar sundular.
Haftanın tepedeki ikiliyi ileri fırlatan skor tabelası, aynı zamanda sezonun temel bir özelliğini temsil ediyor: Fener ve Beşiktaş dışındaki altı eşleşmenin hiçbirini, rakibine göre üst sırada olan takımlar kazanamadı. Böylece lig göbeğe doğru biraz daha büzüştü.
Ayın sorusu: Galatasaray'ın kadro tombalası zaruretlere ve futbol stratejisine bağlı bir seçim mi, kulüp içi mücadelelerin bir parçası mı? İki haftadır kıpırdanan Arda'nın bir müddet bütün kadroların dışına düşecek olması, talihsizlik. Konyaspor, oligarşiyle oynadığı üçlü seride nihayet bir puan çıkarttı.
Haftalardır taşıdığı sarı ibiği kesen Portekizli Neca'nın 25 metreden attığı gol, haftanın güzellerindendi. 'Çat' diye üst direğin altına vurup kaleye inen topların kendine mahsus bir fiyakası olur; vurgulu, tahripkâr gollerdir. Konyaspor ve Ankaraspor, ceza alanı dışından şutlarla altıncı gollerini attılar bu hafta. (Grafiği yükselen Mehmet Topuz da kendi adına iki tane attı!) Engin Baytar'ın ayağından yedincisini atan Gençlerbirliği, bu kategoride lider.
Haftanın en coşkun maçı, Kayseri'deydi. Antalyaspor, ikinci kez 4-4 berabere kalıyor; ikisinde de Coşkun üçleme yaptı ve ikisinde de son dakikada galibiyeti kaçırdılar! Malum, Antalyaspor daha önce de 90 ve artılarda yediği gollerle beş puan kaybetmişti. Toplam yediğinin neredeyse üçte birini son dört maçta yiyen (9) Kayserispor, yürüyüp gidemiyor.
İkinci devrenin öteki hızlısı olan öteki kırmızı-beyazlı da Sincan'da yenilerek hamle yapma fırsatını kaçırdı. Sivasspor'u altederek rahatlayan Ankaraspor, kısmi bir kimlik değişimini yoluna koyuyor gibi: Artık banliyöde oturuyor ve isimsiz genç oyuncularla çalışıyor.
Dramatik bir galibiyet
Galatasaray yenilgisiyle tadı kaçan Trabzonspor, Ankaragücü'ne Avni Aker'de 16 yıl sonra yenildi. Ankaragücü'nün ilk devredeki güzel zamanlarında da Mustafa Özkan devredeydi. Denizlispor da evinde dört sezon sonra ilk kez Gençler'i yenerken hayli şanslıydı. Attıkları beşinci penaltıyla, bu kategoride öndeler. Böylece Erciyes'i tekrar alta aldılar. Kırmızı çizginin üstündeki iki takımın maçında Antep, Rize'yi 89'da yeni Erdal'ının, 'Bayern München' menşeli Kılıçaslan'ın golüyle yenerek haftanın en dramatik galibiyetini aldı.
Esas olay: Tarzan zor durumda! Sicilinde başka 'kontrolsüz hareket' vakaları da olan kalecisi Bülent Ataman'ın kendisine kırmızı kart gösteren hakeme saldırması, peşinden kaleci antrenörü Metin Bayındır'ın da hakemi itip kakması, ipi koparttı. Maç yarıda kaldı. Her hafta bir stadın seyircisinin cezaya kalmasının rutin tatbikat sayıldığı, tribünde bıçağın eksik olmadığı ligimizde, sürpriz mi? Manisaspor muhtemelen puan cezasına uğrayacak ve 'resmen' düşme riski içinde. Geçen hafta 'sivil' ekibinin görevine son verilen Ersun Yanal da istifa etti. Manisaspor'un çelebi başkanı Çubukçu, sahada olanlar için özürler dilerken; 'sahip'ten, 'şiddet ve provoke varsa, yatırımımızı gözden geçiririz' sözleri işitildi. Bu da, 'yatırımcı'nın, 'motivesi' bozulanı!