Türkiye'nin bütün hakemleri, tepki gösterin artık!

Türk futbol tarihinin başarılarla dolu olduğunu iddia edemeyiz elbet. 1923'te resmileşen bir tarihin geride kalan sayfalarında bir 'Dünya üçüncülüğü' ve bir de 'UEFA Kupası zaferi'nin dışında ne var
elimizde? Hiçbir şey...
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

İSTANBUL - Türk futbol tarihinin başarılarla dolu olduğunu iddia edemeyiz elbet. 1923'te resmileşen bir tarihin geride kalan sayfalarında bir 'Dünya üçüncülüğü' ve bir de 'UEFA Kupası zaferi'nin dışında ne var
elimizde? Hiçbir şey... Ama ya trajediler, vicdanları hâlâ sızlatan onca karar ve skandallar... Gırla... Saymakla bitmez... En sonuncusuna geçen salı günü şahit olduk. Malum, ligin ilk haftasında oynanan Trabzonspor-Sivasspor maçının son saniyelerinde 'Bu işe biz de karışacağız' diyen birkaç adet (ki sayıları 50'yi buluyordu) 'futbol serserisi' elini kolunu sallayarak sahaya girdi, konuk ekibin oyuncularını tartaklamaya çalıştı. Sivassporlular da boş durmadı, şiddete şiddetle karşılık verdiler ve bu arada hakem Bülent Demirlek de gittiği soyunma odasından geri dönmedi, maçı tatil etti.
Peki bu durumda nasıl bir karar verilmesi gerekiyordu. 16 gün boyunca sadece komplo teorilerinin üretilmesine zemin hazırlayan Federasyon, en nihayetinde 28 Ağustos günü kararını verdi ve faturayı en kısa haliyle hakem Bülent Demirlek'e kesti. 6.5 saat süren toplantı sonrasında, yönetim kurulunun aldığı kararı, Federasyon Başkanvekili Affan Keçeci açıklarken maçın gözlemci ve temsilcilerinden alınan ek rapor doğrultusunda, hakem Bülent Demirlek hakkında da soruşturma açılmasına karar verildiğini de söyledi. Evet, buradan kısaca şunu anlıyoruz, sahaya taraftar girebilir, ona buna saldırabilir ama bütün bunlara rağmen maçı oynatmayan hakemler suçludur. Kararın bir skandal olduğu aşikâr. Peki bu duruma, hakemler ne diyor? Aradan geçen üç gün içinde camianın 'resmi' temsilcilerinden hiç ses seda çıkmadı. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Hilmi Ok, bütün bu gelişmelere ilişkin bir görüş bildirmedi. Sadece eski hakemler Erman Toroğlu ve Metin Tokat, gazetelerindeki köşelerinde fikirlerini beyan ettiler.
Beş yıl önce başka karar verildi
Bu kararın adil olmadığı açık. Neden böyle bir karar alındığı da... Üstelik verilen kararda çifte standardın bini bir para. Daha önce böylesi davranışlarda verilen kararların örnekleri de var. Üstelik, çok uzaklara gitmeye, UEFA ya da FIFA'dan ilham almaya gerek yok, Haluk Ulusoy'un yine başkan olduğu dönemlerden verilecek somut bir örnek de var elde; 2002-2003 sezonunda İkinci Lig'de oynanan Karabükspor-Tokatspor karşılaşması 2-2 devam ederken ev sahibi takım taraftarları sahaya giriyor ve Tokatlı futbolculara saldırıyor. Hakem de maçı tatil ediyor. Federasyon bu maçın sonucunu 3-0 konuk takım lehine tescil ediyor. Ama görüyoruz ki aynı başkana sahip Federasyon, beş yıl sonra hukuku kendine göre farklı yorumluyor.
Peki şimdi ne olacak? Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın Avrupa başarıları arasında bu haksızlık gündemin yoğunluğunda kaybolacak mı? Ya da aynı olay, 'büyükler'in başına geldiğinde tartışmalar yeniden mi başlayacak? Göreceğiz. Ama bizce yine de yapılacak bir şey var. Radikal Spor Servisi olarak önerimiz bu hafta oynanacak maçlara hakemlerin çıkmaması. Madem her şeyin suçlusu onlar, madem spor basını ve futbol takımları bugüne kadar hep onları suçluyordu, federasyon da bu görüşlere katıldığını son kararıyla iyice belli etti, hakem camiası olarak kendilerinin olmadığı bir dünyayı herkese gösterseler. Böylesi bir tavır fazla mı 'radikal' oldu dediniz. Koca bir endüstriye böyle çomak sokulmaz, görüşünde misiniz? Peki tamam, o kadar da 'köktenci' olmayalım. Hakemler en azından bu hafta maç öncesinde birer pankartla dertlerini dile getirsinler. Olmadı atılan her gol sonrası, giydikleri o çok özel (ve de 'kutsal') elbisenin içine giydikleri ve üzerinde 'Bu federasyondan ne beklenir ki?', 'Tamam, her şeyin suçlusu biziz?' türünden ifadelerin yer aldığı tişörtleri cümle âleme göstersinler... Bizim önerimiz budur.