Üç büyükler belki bir gün

Saracoğlu çimlerinde attığı onca golün izleri hâlâ taze bir biçimde duran Aykut Kocaman, futbol hayatının son demlerinde formasını giydiği İstanbulspor'un artık başında.
Haber: HAMİT TURHAN / Arşivi

İSTANBUL - Saracoğlu çimlerinde attığı onca golün izleri hâlâ taze bir biçimde duran Aykut Kocaman, futbol hayatının son demlerinde formasını giydiği İstanbulspor'un artık başında. Ligimizin taze teknik direktörlerinden biri olan Kocaman, ilk hafta öncesi eski camiası ve kendi takımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

  • Ben genel olarak rakip ayırmam. Futbol da bir bilek güreşi gibidir. Yenersin yenilirsin. Ancak bana "Hangi takımla ilk maçı oynamak istemezsin" diye sorulsaydı, "Fenerbahçe" derdim. Çünkü Fenerbahçe geçen sezon çok sıkıntılı günler yaşadı. Ama bu sene hamle yaptılar. Yeni teknik direktör, yeni oyuncular, yeni anlayış, yeni oyun felsefesi... Bu yıl beklenmedik bir şekilde isabetli transferler yaptılar. Güçlenmiş bir kadro ve iyi bir hocanın gelişiyle bütünleşen 50 bin kişilik coşkulu bir taraftar kitlesi, Şükrü Saracoğlu'nu arenaya çevirecek. Şu anda Fenerbahçe camiası kenetlenmiş durumda. Bu nedenle oynamak istemezdim. Ancak eğer ilk maç Güngören Stadı'nda olsaydı, Fenerbahçe'nin üzerimizdeki baskısı daha az olurdu.
  • Fenerbahçe'nin alacağı kötü bir skorda bana yönelik olumsuz bir tezahürat beklemiyorum. Ayrıca olursa da kırılmam. Biz futbolun işçileriyiz ve işimizi yapıyoruz. Nasıl ki Fenerbahçe'nin hocası Fenerbahçe'nin manfaatlerini düşünüyorsa, ben de kendi takımımın başarısını düşünüyorum. Herkesin buna saygı duyması gerekir. İş başka aşk başka. Ayrıca şunu da belirtmek isterim; Fenerbahçe'nin başarısını kösteklemek, yoluna taş koymak başka, benim kendi işimi yapmak başka. Herkesin bunu böyle bilmesini isterim.
  • Her teknik direktörün ulaşmak istediği hedeflerden biri üç büyüklerden birini çalıştırmaktır. Her futbolcu nasıl üç büyüklerden birinde çalışmak istiyorsa her teknik adam da ister. Ben de istiyorum tabii. İnşallah bir gün olur ama doğru zamanda doğru koşullarda olmasını isterim.
  • İstanbulspor birçok camiya örnek olabilir. Benim antrenörlük hayatımda önemli bir devre oldu. Geçen yıl yedi maç arka arkaya kazanamadık. Görevden ayrılmak istedim. Ama bana güvendiklerini, inandıklarını ve devam etmemi istediler. Bu, olay Fenerbahçe'de olsa yer yerinden oynardı. Bırakın Fenerbahçe'yi, Anadolu takımları için de bu geçerlidir. Bu durum aslında bütün takımlar için bir mesaj. Maç kazanamadığımız dönemde ben kötü antrenördüm, kazandığımız dönemde iyi antrenör oldum. Yok öyle şey. Doğru olan, inanılan bir teknik direktöre sabır gösterildiğinde istikrarın yakalanacağıdır. İstanbulspor'un sırrı da budur.