Ummadık Of'taş' baş yarar

'Sıcak çok sıcak, daha da sıcak olacak' der ya hani Bülent Ortaçgil. Bu yaz da o hesap. Bitmek bilmiyor. Isındıkça ısınıyoruz. Buraya, yani Ankara'ya gelmeden bir önceki gün meteorolojinin internet sitesi pazar günü Ankara'nın...
Haber: ERAY ÖZER / Arşivi

'Sıcak çok sıcak, daha da sıcak olacak' der ya hani Bülent Ortaçgil. Bu yaz da o hesap. Bitmek bilmiyor. Isındıkça ısınıyoruz. Buraya, yani Ankara'ya gelmeden bir önceki gün meteorolojinin internet sitesi pazar günü Ankara'nın 38 derece olacağını söylüyordu. Ve dün hadi biz 35 diyelim, 35 derece sıcakta saat 18.00'de maç oynattı federasyon. Kimse kalkıp "Sıcaklar yüzünden maçları geç saatte oynatıyoruz" demesin. Dün bu sıcakta bu maç oynandıysa ve federasyon bu karara imza attıysa diğer maçların 21.45'te, 21.00'de oynanması göz boyamaktan başka bir şey değildir. Her durum ve şartta her maç oynanır.
Tribünler 'Ying ve Yang' gibi. Fenerbahçe'ye ayrılan yarısı neredeyse tamamen dolu, Oftaş'a ayrılan yarısı neredeyse tamamen boş. O kadar boş ki, hani kız arkadaşıyla yalnız kalmak isteyen liseli genç modeli vardır ya... Sinemaya gerek yok. Oftaş tribününe gelinebilir. Kimsecikler görmez.
Fenerbahçe yarı 'öteki Fener', yarı 'bizim Fener' kadrosuyla sahada. Aurelio, Deniz, Tümer, Deivid dörtlüsünün yerine pozisyonlarına göre sırasıyla Kemal, Selçuk, Uğur ve Kazım istihdam edilmiş. Bu karışımdan ortaya lezzetli bir takım çıktığını söylemek güç. Ama çıkmadığını söylemek de güç. Zira o kadar sıcak ki, ilk yarı boyunca rakip kaleye iki kez gelip birisinde golü bulan Fenerbahçe'yi de bu kötü oyundan dolayı suçlamak kolay değil. Biz oturduğumuz yerde deliler gibi terlerken...
Fener bir geldi, gol geldi
Oftaş koca bir 45 dakika boyunca topa daha fazla sahip olan, ama bunu bir pozisyon zenginliğine dönüştüremeyen taraftı. Fenerbahçe'de ise ikisi de yoktu. Ama futbol garip oyun. İlk yarının son dakikasında bu bölümün en etkisiz isimlerinden Kazım çizgiden ortaladı, içeride Alex dokundu ve takımını rahatlattı. Büyük takım olmak bazen de böyle bir şey işte. Rakibin bir 45 dakika uğraşıp, hatta yırtınıp yapamadığını tek bir sefer de yapabilme kapasitesi...
İkinci yarıda hafif hafif esmeye başlayan ve bunalan bünyeleri rahatlatan rüzgâra rağmen oyunun temposunda pek bir değişiklik olmadı. Maçın genelinde Fenerbahçe açısından soru orta sahanın göbeğindeydi. Selçuk biraz olsun Deniz'lik yapabildi ama Kemal, Aurelio'luk yapamayınca hücum ve savunma hattı birbirinden koptu. Belki Alex'in oyunu biraz daha geriden kurmasıyla bu sorun aşılabilirdi ama o da Oftaş'ın tatlı-sert savunması arasında kayboldu.
Zico düğümü Aurelio'yu oyuna alıp Kemal'i daha rahat edeceği sola çekerek çözmeye çalıştı. Fakat bu hamle sonuç getirmedi. Sağı Kazım'ın yerine Ali'yi alarak hareketlendirmeye çalıştı, yine olmadı. Oftaş özellikle Tozo ve Sandro ikilisiyle pozisyonlar yakaladıysa da sonuç alamadı. Ta ki 80. dakikaya kadar. Savunmanın topu çıkaramadığı pozisyonda oyuna yeni giren Sterjovski meşin yuvarlağı önünde buldu ve skora denge getirdi.
Eğri oturup doğru konuşalım. Bu kısır oyunla Fenerbahçe aslında bir puanı bile hak etmedi. Yarım pozisyondan bir gol çıkararak bir puana ulaştılar. Bu nedenle dün akşam 1-1'lik skora üzülmesi gereken taraf aslında Gençlerbirliği Oftaş. O nedenle tıpkı Beşiktaş gibi Fenerbahçe de bir puana sevinmeli.

OFTAŞSPOR: 1
Ferhat 7
Orhan 5
Giray 6
İlhan 6
M. Kalkan 5
Serkan 5
(Sterjovski 73) 7
Tozo 6
Kadir 6
K. Yıldırım 6
(Bülent 63) 4
Sandro 6
(Olgay 86) -
İbrahim 5

FENERBAHÇE: 1
Volkan 6
Önder 6
Lugano 4
Edu 5
(Yasin 19) 6
R. Carlos 7
C. Kazım 6
(A. Bilgin 74) 4
Selçuk 5
Kemal 4
Uğur 4
(Aurelio 63) 5
Alex 6
Kezman 4

GOLLER: Sterjovski (80) / Alex (45)
SARI KARTLAR: İbrahim / Colin Kazım, Uğur, Alex, Roberto Carlos, Selçuk
Stat: 19 Mayıs - Hakemler: B. Şimşek, İ. Köse, M. Kısal