'Umut'lar Arena'ya kaldı

'Umut'lar Arena'ya kaldı
'Umut'lar Arena'ya kaldı
Galatasaray, Real Madrid'e 4-1 yenildi ve Şampiyonlar Ligi'nde üst tura çıkma şansını 10 Aralık'taki Juventus maçına bıraktı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Sıkı taraftarların en sevdiği şeydir: Gece yatarsınız, takımınızla ilgili hayal kurarsınız. Kritik bir maç, zor durumda olan takım, olmayacak işler, kahramanlar ve zafer... İşte tam böyle bir maç için gitti Madrid’e Galatasaray . Mucize için...
Peki bu hayali Kaf Dağı’nın ardına gönderen ne vardı? Her şeyden önce istatistikler: Oynadığı son 29 Şampiyonlar Ligi maçında gol atmayı başarmış, son 14 Devler Ligi maçında yenilmemiş, son dört sezonda grup aşamasında toplam bir mağlubiyet almış, Şampiyonlar Ligi’nin en çok kazanan takımı var karşıda. Üstelik son üç sezonda iç sahada oynadıkları tüm resmi maçlarda sadece üç kez yenilmişler.
Ama hayaller de tam böyle takımlara karşı kuruluyor işte. Ronaldo yok, Ramos kırmızı görmüş, takım 1-0 geri düşmüş ama beraberliği yakalamış, ilk yarının sonunda akınlar dalga dalga. İkinci yarı şimşek gibi başlamış. 48’de Umut ofsayta takılan bir gol atmış, takım da heves-beceri paritesi tavan yapmış... İşte size rüya, hem de gerçekleşecek gibi duran bir rüya. Ama işte artık futbol böyle düşlere pek izin vermiyor. Hele de bu seviyede. Dünyanın en büyük takımının kendi evinde yenilmesi için hayallerin bile ötesinde şeyler gerekiyor. Ronaldo’nun sakatlığı, Ramos’un atılması, yedeklerle oynama bile fayda etmiyor! Orası düşler değil gerçekler sahnesi! Ve rakip Real Madrid. Bunu hiçbir zaman unutturmuyorlar size!
Aslında ilginç başlamıştı karşılaşma. 4’te 100 milyon avroluk adam Bale, yardımcı hakemin görmediği ofsaytta topla buluştu ama kötü vurdu. 11’de Jese bir ara pas denedi. Ardından Real Madrid anları bitti, Sarı-Kırmızı renk sahada çok görülmeye başladı. Önce 19’da Selçuk’la ilk hamle geldi. 27’de maçın en zinde kuvveti Umut Ramos’u attırınca bir anda Galatasaraylı tüm yüzler güler oldu. İşler tam yola koyulacakken geldi Bale’in golü. 37’de Eray’ın da hatasıyla müthiş bir frikik attı al yanaklı Galli oyuncu: 1-0.
Neyse ki, rüya devam etsin diye hızla cevap verebildi temsilcimiz. Sahanın en iyisi Umut dakikasında, 38’de Drogba’nın pasıyla golü attı. Böylece Drogba’nın bu tip maçlarda takım için oynadığı rolü, Umut’un ise neden ismiyle müsemma olduğun gördük. Bu golle birlikte takıma bir moral geldi ki sormayın. 43’te Bale kaçırınca sadakasını da vermiş oldu Cim Bom. İkinci yarı pırıl pırıl parlıyordu.
48’deki o milimlik ofsayt kararı olmasa nasıl şen gidecekti her şey. Ama bir anda umutlar değil bulutlar çöktü. 51’de Di Maria nefis kaçırdı Arbeloa’yı, o da rahat rahat attı: 2-1. Beklemiyordu bunu Cim Bom. Bocaladılar haliyle. 58’de Umut Eboue’nin şutuna yetişse gene kabarırdı ayran. Yetişemedi. Sonra Alonso girdi ve ev sahibi topa daha iyi hükmetmeye başladı. 63’te sahanın yıldızlarından Di Maria ise fişi çekti: 3-1. Sneijder girdiğinde iş işten geçmişti çoktan. 71’de Drogba’nın kafasını da Casillas çıkarınca, üstüne de Isco 80’de dördüncüyü atınca Kaf Dağı’nın ne olduğunu görmüş olduk. Madrid’e kazanmaya gidilmiyor, gidilse de öyle kolay dönülmüyor.
Kaybetti Galatasaray ve buna dünyadaki hiçbir futbolsever şaşırmadı. Artık bir sonraki maça bakıyoruz.

MAÇIN İSTATİSTİKLERİ İÇİN TIKLAYIN...