'Üzgünüm ama ben demiştim...'

Eski TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 3 Temmuz sürecine dair soruları yanıtladı. Zamanında tehlikelere dikkat çektiğinin altını çizen Aydınlar, haklı çıktığını ifade etti. Fenerbahçe başkan adaylığı konusunda "Aday değilim" derken ise açık kapı bıraktı.
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Türk futbolunun en çok telaffuz edilen tarihi kuşkusuz 3 Temmuz 2011. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Her şeyde onun bir etkisi görülürken şike soruşturmasının başladığı günden beri süren artçıları, spor kamuoyunda tartışmaları beraberinde getiriyor.
3 Temmuz 2011’de henüz 4 günlük Futbol Federasyonu Başkanı olan Mehmet Ali Aydınlar ise o dönemin en çok tartışılan ismi. Ağırlıklı olarak, bir dönem yöneticiliğini yaptığı Fenerbahçe tarafından yöneltilen eleştirilerin hedefinde. Sarı-Lacivertlilerin Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) yaptığı başvuru sonuçlanana kadar süreci etkilememek adına konuşmayacağını açıklayan Aydınlar, dün spor basınıyla bir araya geldi. Futbol tartışma programlarındaki yorumcuların neredeyse tam kadro katıldığı toplantıda, yazılı basın da büyük çoğunlukla oradaydı. Toplantı saatini aksatmamak adına ‘olay yeri’ne tekneyle gelen Aydınlar’ın 11.00’de başlayan sunumu 12.00’de biterken yaklaşık 1 saatlik soru-cevap bölümünün ardından toplantı sona erdi.
Aydınlar’ın genel itibarıyla süreç boyunca yaptıklarının bir derlemesi olan konuşmada en çok dikkati çeken şeyler Fenerbahçe Başkanlığına aday olup olmayacağı ve Sarı-Lacivertli kulübün uğradığı zarar için yöneticilere dava açıp açmayacağıydı. Aydınlar hepsini yanıtladı. Satırbaşları şöyle: 

‘Tam üç fırsat geldi’

“Fırsat bir kere değil tam 3 defa Fenerbahçe yöneticilerinin eline geçti ama kişilerin bekası için bunları ellerinin tersiyle ittiler. Fenerbahçe’yi kurtarmak yerine Fenerbahçe’yi bu duruma sürükleyen kişileri kurtarmak için mücadele ettiler. Ben göndersem bile UEFA o sene (2011-2012) Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne almayacaktı. Türk Milli Futbol Takımı ve diğer takımları 3 ile 5 yıl, Fenerbahçe’yi de 8 yıla kadar cezalandıracaktı. Ben Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyerek çok daha büyük bir cezadan kurtardım. Ayrıca milli takımı ve diğer kulüpleri de alacağım kararla riske atamazdım. Bugün ortaya çıkan tabloya bakınca o gün UEFA’nın söylediğinin aynının olduğunu görüyoruz.”

‘Taraftar yanıltılıyor’

“Sadece ve sadece toplum ve Fenerbahçe taraftarı yanıltılmaya çalışılıyor. Benzer bir konu bugünlerde yaşanıyor. Fenerbahçe yönetcileri ‘CAS’ın kararı ne olursa olsun Avrupa’da oynayacağız’ dediler. Ne oldu? Sonuçta Fenerbahçe taraftarı yanıtıldı. Sonucunda Fenerbahçe Avrupa’dan men edildi”
“Pazarlıkları Türk futbolu adına yaptık, Fenerbahçe için değil. İsmi geçen bütün kulüpler adına yaptık ve pazarlıkta başarılı olduk. Bana göre Türk futbolu adına ele geçmiş en önemli fırsatı yakaladık. İsviçre’de yapılan pazarlıklar meyvesini verdi. UEFA teklifimizi kabul etti. Puan silme, para cezaları ve sadece 1 yıl Avrupa kupalarından men edilme kaydıyla dosyanın kapanması sağlanmıştı.”

‘Aday olmayacağın ama...’ 

“Her zaman Fenerbahçe Kulübü başkanı olmak istediğimi söyledim ama bir noktanın altını çizdim. Kulübümün bana ihtiyacı olursa... Bugün buradan açıklıyorum, 2 Kasım tarihinde yapılacak kongrede başkanlığa aday değilim. Kongreye 10-15 gün kala, Fenerbahçeyi temsil edecek geleceğe taşıyacak bir çok aday çıkacağına inanıyorum. Ancak şayet Fenerbahçe’nin içine düştüğü bu zor durumun tek sorumlusu olan bu zihniyet, yönetim konusundaki ısrarını sürdürmeye kalkarsa, şayet emanetçi bir aday aracılığıyla bu büyük kulüp üzerindeki vesayeti sürdümeye çalışırsa, kararımı gözde geçireceğimi, buradan ifade etmek istiyorum.”

‘Siyasi olduğu ispatlanırsa’

“Operasyon, siyasi, cemaat deniliyor, ergenekon deniliyor. Gerçekten bilmiyorum. bahsedilen hiçbir kurumla kuruluşla ilgim alakam yak. Varsayalım ki öyle olsa bile sonuç sportif açıdan bellidir. Sebebi her ne olursa olsun, bilmiyorum. Bahsedilen şey operasyonsa, o şahıslar için bu operasyon yapılıyorsa, hani ‘Dar ağacında olsak da son sözümüz Fenerbahçe’ idi. O zaman Fenerbahçe’nin yolunu açmak gerekmez mi? İleride siyasi, bir operasyon olduğu ortaya çıkarsa, Aziz Yıldırım’a iadei itibarın baş savunucusu ben olacağım.”
‘2010-11’i yok sayacaktık’
“Disiplin kurulu, ‘Şu maçlarda şike yapıldı’ diye karar verseydi, kupalar geri alınacaktı. Yapmak istediğimiz o seneyi yok saymaktı. Hem Türkiye ligi hem Türkiye Kupası’yla ilgili sorunlar vardı. Bizim düşüncemiz o seneyi yok saymaktı. Şike tespit edilen maçlar hangileriyse o maçlara göre naklen yayın gelirleri, şike yaptığı iddia edilen takımdan alınıp karşı takıma verilecekti.”

Gözyaşlarıyla bitti...

Aydınlar, gazeteci Sedat Tunalı’nın “Mevcut başkan bir televizyon programında sizin yaşadığınız manevi acıya atıfta bulunarak, kendisini toparlasın diye voleybolu ona teslim ettik gibi bir şey söylemişti” sözlerini içeren sorusunu yanıtlarken gözyaşlarını tutamadı: “Bu konuda çok konuşacak bir şey yok. Hepimiz insanız, değerleri var. O bilginin de yalnış olduğunu ifade etmek isterim. Voleybol şubesinin 2007’de sponsoru oldum, aldım. 2008’in şubat ayında Fenerbahçe-Chelsea maçı için oğlum Kıbrıs’tan gelmişti. Son kez oğlumu Fenerbahçe-Vakıfbank maçında gördüm ve oradan havaalanına uğurladım...”
Daha fazla konuşamayacağını söyleyen Aydınlar, toplantıyı bitirirken “Tarih gerçekleri yazacak. Kim Fenerbahçeli kim değil, kim hain kim gerçek Fenerbahçeli, herkes görecek, tarih yazacak” dedi.

‘O parayı ödemeliler’

Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin süreçte uğradığı zararı, tıpkı 32. Gün programında söylediği gibi Fenerbahçeli yöneticilerden tazmin etmek için gerekirse yasal işlemleri başlatacağını söyledi: “2 Kasım’daki genel kurula kadar bu zararı nasıl tazmin edeceklerine dair ödeme planını sunmaları gerekiyor. Kendi hesaplarıyla 3x45 milyon euro, toplam 135 milyon euro yapıyor. Yönetim kurulu üyelerinin bunu tazmin edeceklerine inanıyorum. İçlerinde çok büyük işadamları var, bu paralar onlar için önemli paralar olmasa gerek. Hiçbir paranın manevi zararı karşılayabileceğini düşünmüyorum.”