Uzo öncesi tek şekerli çay

Fatih Terim'in 9. haftada da olsa bir karara varabilmesi dün geceki Çaykur Rizespor deplasmanınadan kazanılan üç puanla eşdeğerdi. Karadeniz ekibi, evinde yenilgiye tahammülü olmayan bir takım.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Fatih Terim'in 9. haftada da olsa bir karara varabilmesi dün geceki Çaykur Rizespor deplasmanınadan kazanılan üç puanla eşdeğerdi. Karadeniz ekibi, evinde yenilgiye tahammülü olmayan bir takım. Galip geldikleri halde hükmen mağlup oldukları Trabzonspor maçını gözönüne almazsanız Rize'ye gelip de puanla geri dönen yok. Bunun da getirdiği aşırı şevk ile Hikmet Karaman'ın talebeleri erken yedikleri golden sonra, durup dinlenmeden sürekli Fatih Terim'in öğrencilerinin koruduğu kaleye akın üstüne akın tazeledi.
Ne var ki daha önce de ifade ettiğimiz gibi Fatih hoca, kafasındaki sentezi oluştururken, oyun planlarını da sahaya sürdüğü elemanların yeteneğine göre düzenliyor. Örneğin, sağ kanat savunucusu Prates daha önceleri ileride kalıp geri dönmemekte ısrar ederken, dün akşam bu zaafını fazla tekrarlamadı. Cim Bom'un alışılagelmiş diyebileceğimiz geri dörtlüsündeki göbek savunmasında Bülent'in, yanında yer alan Frank de Boer'in bu misyonunu, ikinci yarıda yerine giren Orhan'la paylaşmaya alışması gerek. Kaleye direkt gitmemesine rağmen ofansın sağında yer alan Sabri bulduğu her alanda topu saklayıp oyunu soğutmasını ve arkadaşlarının soluklanmasını sağladı. Ön liberoda vazifelendirilen Ayhan ve Cihan, çılgınca saldıran ev sahibi ekibin akınlarını daha tehlikeli olmadan savuşturmayı başardılar. Hasan da ikinci yarıda yerini Baliç'e terk ederken, De Boer gibi sakatlanmayla karışık bir performans düşüklüğü görüntüsü çizdi.
Boğa'nın yeni partneri
Şimdiye kadar forvette sayısız arkadaşla gol avına çıkan Hakan Şükür, dün gece Bratu ile benzer bir dansataydı. Bu yeni ikili, özellikle 'Boğazın Boğası'nın ikinci yarıda eski günlerini anımsatan tek kişilik pres makinası filmini yeniden vizyona sokmasıyla, deplasmanda Sarı-Kırmızılılara rakip savunma karşısında bezdirici etkinlikler sağlayabileceğini gösterdi. Rizespor'un oyuncularından birçoğu Sarı-Kırmızılı formayı giymiş olan kramponlardı. Başta kaleci Kerem olmak üzere belirgin biçimde 'Cimbomize' görünen ev sahibinde Gürol, Victoria ve Murat Sözkesen de eski Floryalılar'dandı. Bunlar arasında Victoria, Galatasaray'ın önceki sezon Rize'yi deplasmanda 6-3 yendiği maçta Sarı-Kırmızılı formayı giyen krampon olmasıyla ayrı bir renk taşıyordu. Ayrıca Rizespor'da eski Beşiktaşlı defans elemanı Ali Eren'in bulunması bir başka ilginç noktaydı.
Maçta ilk gol kokusunu Galatasaray Prates'in frikiği ile kokladı. 11'de Ergün'ün soldan frikiğinde Hakan havadan öylesine kıvrıldı ki, hakem Serdar Tatlı bile pozisyonun cazibesine kapılıp penaltıyı çaldı. Hakan Şükür, eski takımdaşı genç gardiyan Kerem'i geçip tabelayı takımı lehine 1-0'a getirdi. Ancak, ikinci yarı başlamasına rağmen tabelanın hala 0-0'ı göstermesi de ayrı bir muammaydı. Golün ardından, Rize'nin çok bilinen rahmeti bastırdı. 26'da Koray'ın eşitlik girişimi sonuç vermedi. O sırada seyirci ve hasılat geldi. Duyduklarımıza inanamadık. Ve böylece bir Rizeli'nin dört kişiye bedel olduğu ortaya çıktı. Çünkü tıklım tıklım olan statta açıklanan rakam sadece 4 bin 750 kişiydi. İlk yarı sona ererken Rizeliler'in verilmediğini iddia ettikleri penaltı, tribünlerde de yankı bulunca mevzu anonsa kadar uzadı.
İkinci yarıda Fatih Terim'in, Hikmet Karaman'a karşı ilk 45 dakikada sürdürdüğü tuzak devam etti. Rize beraberlik için saldırdığı anlarda yediği kontralarla yeniden sarsıldı. 79'da Koray'ın yaptığı ortada Okan'ın auta giden kafası Rizespor adına son gol umuduydu. 85'de Elvir Baliç kullandığı frikikle kendi adına şansızlığını kırmak istedi ama başaramadı.
Sonuçta 9. haftanın açılış maçında Galatasaray Çaykur Rizespor gibi son derece zorlu bir deplasmandan üç puanla dönerken Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde salı günü oynayacağı Olympiakos maçı için de hem moral, hem de biraz olsun yerli yerine oturmuş kadro bulabildi.