'Var sen gelmek cehenneme'

Belki de yabancılar için yazılan gavurca uyarıyı, dilimize Tarzanca
uyarlayarak 'Var sen gelmek cehenneme' diye yazmak iyi gelebilir Cim Bom'a.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Belki de yabancılar için yazılan gavurca uyarıyı, dilimize Tarzanca
uyarlayarak 'Var sen gelmek cehenneme' diye yazmak iyi gelebilir Cim Bom'a. Zira Mecidiyeköy'den susuz geri postaladığı nice ünlü ekipler 'Ali Sami Yen cehennemi'nden 'Allah bir daha düşmanımı bile düşürmesin' dedirtecek biçim yaka silktirirken, Türkiye liginin düşme hattında inip çıkan mütevazı takımlar bile Aslan'ın yuvasından ekmeğini kapıp kaçıyor.
Bilindiği gibi son Gençler maçında yitirilen puanlarla Galatasaray'ın bu sezonki ev karnesindeki zayıf notları 10'a ulaştı. İlk yarıda içeride tulum çıkarma yolundaki atılım, bitime bir hafta kala, üstelik şampiyonluk yolundaki tek rakip Beşiktaş karşısında alınan 1-0'lik mağlubiyetle,
'cehennem'in, yerel rakipler için 'cennet' olabileceğinin mesajını da yolluyordu.
Ertelemeler, özellikle Galatasaray'a ezelden beri hiç hiç yaramıyor. Bu kez de aynı film tekrarlanırken, 7 Şubat'ta oynanması gereken Denizli karşılaşması, gereksiz yere 19 Mart'a ertelendi. Fatih Terim, evindeki
ikinci çalımı da Rıza Çalımbay'dan yiyiverdi. Nisanı da telefat vermeden atlatmaya ramak kalmışken, Terim'in karşısına Yılmaz Vural kumandasındaki Adanaspor engeli dikiliverdi. Mecidiyeköy'de geride kaldığı maçlarda bir türlü galip gelemeyen Cim Bom, Mecidiyeköy'den kaçıp giden sekizinci puanın da ardından beyaz mendil sallıyordu.
Trabzon deplasmanındaki 2-1'lik galibiyetten sonra Fatih hoca, soyunma odasında talebelerin başına toplayıp şampiyon oldukları ilan etti. Temkinli Lucescu ise daha önlerinde dört hafta olduğunu, kimsenin şampiyonluk havasına girmemesi uyarısını yapıyordu. Motivasyon iyi bir yöntem tabii. Terim de zaten motivasyon virtüözü olarak nam salmıştır. Ne var ki kazın ayağı motivasyon filan dinlemedi.
Pazar akşamı sezonun en flaş teknik direktörü olarak sürekli lanse edilen Ersun Yanal ekolüyle, Avrupa şampiyonu Fatih Terim'in okulundan artık pek az sayıda kalmış elemanlar düellosu iki tarafından da işine yaramayan bir skorla neticelendi.
Bu arada göz ardı edilmemesi gereken konu, Cim Bom'un aldığı tek puanla şampiyonluktan uzaklaştığı ölçüde Gençler'i de Devler Ligi vizesinden o derece aşağıya itelemesiydi. Zira rakip yine öndeydi ve Aslan, Mecidiyeköy'de rakibin peşinden istendiği biçimde hızlı koşup skoru lehine çeviremiyordu. Ersun hoca, 'cennet'ten üç puanla çıktığı taktirde, ev sahibinin başı fena halde derde girebilirdi. Bu yüzden alınan tek puan, yarısı boş bardak örneğine koşut bir sonuç sayılmalı.
Geriye dönüp şampiyonluk yolundaki kulaçlara bir göz atalım... Galatasaray geçen sezon evinde kimseye fiske koklatmadan, her önüne geleni devirerek topladığı 78 puanla 15. şampiyonluğuna ulaştı. Sarı-Kırmızılılar'ın 1996-97'de başlayan dört mevsimlik süper serisini 2000-01'de durdurmayı başaran Fenerbahçe sezonun kaderini 31. haftada belirledi. Kadıköy'deki düellodan 2-1 galip ayrılmayı başaran Kanaryalar, puanları eşitledi. Bir hafta sonra Lucescu'nun çocukları Ankaragücü deplasmanından 2-1 yenik dönerken şampiyonluğu iki kez altın tepsi de kendilerine sunan ezeli rakiplerine 'ben oynamıyorum, sen oyna' diye kupayı ikram etti.
Terim, 2000'de 10 puan yitirmişti
Aslında Terim'in son kupasında da Galatasaray Ali Sami Yen'de 10 puan kaybetmişti. 79 puan toplayan şampiyonun dört puan eksiğiyle ikinci sıradaki Beşiktaş'ın ise İnönü'de üçer mağlubiyeti ve beraberliği bulunuyordu.
Beşiktaş'ın son şampiyonluğunu yaşadığı 1994-95 mevsiminde Cim Bom, evinde 13 puan birden kaybediyordu. Üstelik Kartallar'ı iki maçta da yenmesine rağmen bilançoyu üçüncülükle bağlıyordu. Bir sonraki randevuda Mecidiyeköy'de rakiplerine 14 puan birden saçan Sarı-Kırmızılılar, şampiyon Fenerbahçe'yle Trabzon ve Beşiktaş'ın ardından lig dördüncülüğüyle yetinmek zorunda kalıyordu.
Günümüze geldiğimizde Lucescu'nun yeni sınıfı İnönü Stadı'nda yenilmezliğini sürdürürken sadece Trabzon, Gaziantep ve Gençler eşitlikleri sonucunda altı puan kaybına uğradı. Rumen hoca, deneyimiyle kalan üç haftada aradaki beş puanlık farkı korur imajını veriyor. Süper dörtlemenin ardından Cim Bom'a patron olan Lucescu, ligi önde göğüslemenin yanı sıra sözleşmesini yenilemeyen Galatasaraylı yöneticiler ve postuna yeniden kurulan Terim'le de özel bir hesap kesmenin peşinde. Bir atışta üç kuş birden vurmak her babayiğit avcının işi değildir doğrusu...



'Türk'sel sorular...
Yayıncı kuruluş son zamanlarda böyle bir adet başlattı. Bu, herhalde Türklerin sorduğu sorular anlamına geliyor. Türksel soruların en ilginci şuydu: 'Yüzüncü yaşını kutlayan Beşiktaş'ın şampiyonluğunun ardından, dalya diyecek her kulübe şampiyonluk kupası verilmesi geleneği devam edecek mi?'
Zor bir Türksel soru. Daha önce de tartışılmıştı. Kafa kağıdına bağlı olarak şampiyonluk dağıtıldığında 1905 tevellütlü Galatasaray var sırada. Ardından Fenerbahçe geliyor. Zaten Aziz Başkan'ın da ifade ettiği gibi Sarı-Lacivertliler beşer yıl arayla kupayı kucakladıklarından, 2007 yılı hiç de ecnebi durmuyor. Kulüplerimizin kuruluş yıl özellikleri tıpkı sünnet yaşına benziyor. Minik delikanlılar da üç, beş, yedi, dokuz yaşlarında sünnetçi amcalara teslim ediliyor. Şimdi sorumuz geliyor: Çift yıllarda kimin şampiyon olacağı nasıl tayin edilecek? Düşünün bakalım...