@gokhan_karatas

Vay bee! Ne maçtı ama...

Vay bee! Ne maçtı ama...
Vay bee! Ne maçtı ama...
Diego'nun lisansı yetişecek mi, Balanta ne zaman gelecek, İsmail Kartal'ın sistemi ne, Prandelli Mancini'den iyi mi? Derbi öncesi cevabı aranan sorulardı. Yanındaki arkadaşına pas atamayan, 20. dakikada yorulan, penaltı kaçırma yarışı yapan iki takımı görünce hepsi silindi gitti. Günlerdir beklenen final, 'son yılların en kötü derbisi' olarak tarihe geçti.
Haber: GÖKHAN KARATAŞ - gkaratas@radikal.com.tr / Arşivi

' Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı', görev tanımı bu. Yani Türkiye'de futbolun patronu Yıldırım Demirören. Derbi maçtan bir gün önce TV'de canlı yayına çıktı, futbola dair sorunlara dair pek bilgisi olmayan veya futboldan hoşlanmayan insanlar için güzel konuştu. Mütevaziydi, hoşgörülü bir görüntü çizdi, elini sıkmayan futbolcu için babacan tavır sergiledi. Unutmadan, duymaktan artık sıkıldığımız 'marka değeri'nden de bahsetti. O değer ki; yeni sezonun başlangıcı anlamına gelen hem de Fenerbahçe ve Galatasaray gibi iki önemli takımı karşı karşıya getiren Süper Kupa için tarladan farksız bir zemini uygun gördü. Böyle kritik bir maçta 15 bin kişilik stadın (Olayları görünce o konu önemini yitiriyor gerçi) seçilmesi de cabası. Olay baştan sorunlu! İlk düdük öncesi gözümüze gözümüze sokulan fotoğraftan bir şeylerin ters gideceği belli.

Galatasaray yönetiminde istifa şoku

Soma'da yaşanan maden faciasında hayatını kaybeden işçilerin ailelerine destek için Manisa'ya alındı maç. Hem maddi katkı hem de farkındalık yaratma çabası. Düşünce çok güzel, anlamlı. Tabii sahaya yabancı madde yağdıran, maçın durmasına neden olan, yaşamını yitirmiş insanların saygısına tribünde olması gerekirken, sahada yer alan oyuncunun hayatını meşale, çakmak, bozuk para ile hiçe sayan taraftarlar olmasa. Penaltı kaçırdı diye rakibinin üzerine atlayan futbolcu olmasa. Daha ilk maçtan iki takım için de enteresan kararlar veren hakem olmasa. Cezası nedeniyle karşılaşmayı tribünden izlemesi yasaklanan başkanlar olmasa...
Volkan Demirel'den Melo için olay sözler!

Fotoğraflarla olaylı derbi

Anlamlı her şeyi yıkıp geçmekte başarılı bir futbol ülkesiyiz, hazmettik. Orası tamam, ama bu kadarı da fazla geliyor. Hele önümüze 'süper' diye sunulan kuvvetle muhtemel 90 dakikalık ürün, hayal kırıklığı yaşatması yetmezmiş gibi 120 dakika artı penaltılara uzuyorsa... En hafif anlatımla; yoruyor, bünyeyi zorluyor.

Derbide olay! Volkan, Melo'nun üstüne atladı

Kendilerini 'en kaliteli' olarak gören iki takım çıktı sahaya. 'Kötü futbol' veya 'hazır değiller' iyiniyetiyle açıklanamayacak bir oyun sundular. Kazanan Fenerbahçe'yi tebrik etmek lazım, edelim. Gel gör ki ezeli rekabete bu futbol, bu sıradanlık yakışmadı. Jübile maçına çıkan 22 futbolcu, tablo bu. Zira üst üste üç pas yapamayan ekiplerin mücadelesini seyrettik 3 saat boyu. İlk bakışta 5 kilo fazlası göze çarpan oyunculara şaşırdık. Karşı karşıya gol kaçıran, kalecinin kucağına penaltı atan, bacakları birbirine dolananları da gördük. Sözleşmesi uzatılınca lider olacağı düşünülen, ama sıfır katkı ile süre dolduran bir kaptana sinirlendik. Pas atmamaya yemin etmiş gibi sahaya çıkan golcülere boğaz patlattık.
Derbide hakem sakatlandı!

Dünya teknoloji-futbol birlikteliğini tartışa dursun, biz oyuncu değiştirirken 5+3+1 formülüyle boğuşuyoruz. Kolay bir matematik; Sneijder çıkarsa Bruma, Alves çıkarsa Kadlec girer. Pasaporta göre taktik. Ülkemizde kalitesi sınırlı yerli futbolcu için kapı 5 milyon Euro'dan açılıyor. Sebep-sonuç ilişkisi işte. 'Gol çizgisi'nin gerekli olup olmadığı üzerine kafa patlatmadan önce gidecek çok yolumuz var. Ve anlaşılan edecek çok kavgamız var.
Felipe Melo yine Demirören'in elini sıkmadı

Bir kaleci, penaltı kaçıran rakibinin üzerine niye atlar? Üstelik kurtaramadığı, auta giden penaltı için. Bir defans, henüz maçın başında neden rakibinin bileğine basıp onu çıldırtacak bir müdahale yapar? Bir hoca, ayağına gelen her topu ezen, takımını bir kişi eksik oynatan oyuncuyu 120 dakika sahada niye tutar? Bir hakem, gösterdiği kartlarda neden tutarlı davranmaz? Bir taraftar, para verip bilet aldığı maçı neden çekilmez hale getirir? Bir yönetici, maçtan iki gün önce hangi amaçla ortamı gerecek açıklamalar yapar? Sorular, sorular... Zaten asıl problem; sorulara cevap üretmek yerine yeni sorular/yeni sorunlar bulmak.

Yöneticisi, taraftarı, futbolcusu, teknik direktörü, hakemi... Masum değiliz hiç birimiz!
Maç öncesi Emre'ye pet şişe yağdı

Beşiktaş , İngiliz devi Arsenal karşısında muhteşem bir futbol sergiledi. Trabzonspor ilk sınavında gözdağı verdi. Karabükspor zor olanı yaptı. Geçen yılın flaş takımı Sivasspor, kadrosunu güçlendiren Eskişehirspor vs. Bu takımlara bakıp, bir de Galatasaray ve Fenerbahçe'nin oyununu değerlendirince; fark var, çok büyük fark.