Ve hakem bir daha hiç dönmemiş

Gidiş o gidişmiş. Bitivermiş. Sanki mahallenin çocuklarının borç harç buluşturdukları yegâne 'gerçek' top, beyaz fanilalı asabi amca tarafından kesilmişmiş gibi...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Gidiş o gidişmiş. Bitivermiş. Sanki mahallenin çocuklarının borç harç buluşturdukları yegâne 'gerçek' top, beyaz fanilalı asabi amca tarafından kesilmişmiş gibi... Sanki o Sinbad hikâyesinde, dünyanın nizamını sağlayan 'barış kitabının' kaybolması üzerine her şeyin altüst olması gibi... Oyunun durup hakemin bir daha gelmemek üzere çekip gitmesiyle, ülkede 'kurumsal futbol' o saat bitivermiş. Takımlar ligden değil de, lig takımlardan çekilmiş! Masal işte... Nizami forma, sahici top falan, kale-direk-file, hiçbiri kalmamış. Federasyon ve kulüp yöneticilerini belediye Park-Bahçeler'de çalışırken görenler oluyormuş. Hakemler trafiğe verilmiş. 'Yorumcular', meczuplar gibi kendi kendilerine konuşa konuşa dolaşıyormuş. Futbolculara malul aylığı bağlanmış. Ali Sami Yen Stadı'nı, yerlerde pet bardaklar, koltuk kırıkları, atık meşalelerle anıt-mezar yapmışlar. Derken, yıllar geçmiş. Çuldan çaputtan top yapan futbol heveslileri, futbol medeniyetini yavaş yavaş yeni baştan kurmuşlar. Saf bir hevesle, futbolla eğleşmenin zevkini ve kıymetini bilerek...
İkramiyeler dağıtıldı
İnsanı masallara kaçırtan realiteye dönersek... Bütün renkler kirli, herkes ahlak ve karakter zaafı içinde, fakat özel olarak Galatasaray'ın durumuna bakarsak... 2000 yılındaki UEFA Kupası şampiyonluğuyla taçlanan o rüya dönemin fiyakasını kalıcı, kurumsal bir kazanıma dönüştürememek yatmıyor mu neticede, 'camiayı' topyekûn dengesizleştiren bu hazımsızlığın, bu öfkenin kaynağında? Önce Lucescu'yla anlamlı bir geçiş yapma fırsatını kullanamadılar. Sonra geçen sezon mali buhranla boğuşurken kotarılan şampiyonluğun kazandırdığı moralle, açık açık bir 'kendi yağıyla kavrulma' ve 'derleniş' dönemini ilan edemediler. Onlara umumi futbol kamuoyunda da sempati kazandırırdı bu. Düşkün saraylı kibrini bırakamadılar.
Ligin bütün ikramiyeleri dağıtıldı, bitti. Şampiyonluğuna kavuşan Fenerbahçe, cümle âlemi tehdit etmeyi bıraktı, sakinleşmiş görünüyor. Şampiyonluğu deplasmanlardaki bariz üstünlükleriyle kazandılar; Saracoğlu dışında (cezalı sürgünler hariç) 32 puan topladılar, dış saha klasmanındaki en yakın rakipleri (Sivas) ise sadece 22 (Galatasaray ve Beşiktaş 21'er). İç saha klasmanında ise 40 puanla, Şampiyonlar Ligi iştirakçisi Beşiktaş'ın üstünlüğü var (Galatasaray ve Fenerbahçe 35). Galatasaray UEFA'da kaldı. İkinci devrenin lideri Trabzonspor da İntertoto'yu garantiledi.
Düşme mücadelesi, tıklım tıkış devam ediyor. Bu haftayı altı takım ihtimaliyat hesabıyla geçirecek. Dördü de 'matematiğin' içinde olan Erciyes-Antalya ve Antep-Manisa maçları berabere bitti (Ev sahipleri Lotto donanımlıydı, misafirler Adidas!). Ev sahipleri daha hırslı ve gergin, misafirler daha tertipliydi. Yakaladığı birkaç vurucu fırsatı değerlendiremeyen Erciyesspor'un kurtulabilmesi için, son haftada kendi kazanıp Rize, Denizli, Antalya, Antep'ten ikisinin yenilmesi gerek. İkinci devre klasmanının dördüncüsü Erciyes, futbolsever kamuoyunun sempati şampiyonuydu, Antalyaspor ise oyun intizamıyla takdirlik. Antalya deplasmanda 10. beraberliğini aldı. Antep-Manisa maçı, akışkan, tempoluydu. Manisaspor cesur ve ataktı ama kahramanı, maçı ağzı burnu kan içinde tamamlayan (üçüncü kalecisi) Ufuk oldu.
Rize'nin evi ve kanatları
Denizlispor sinirli Kayseri'yi, Rizespor ise dokuz kişi kalan Konya'yı zor zahmet yenerken, doğrusu 'böyle maçlarda iyi futbol beklememek lâzım'ı bir ahlak prensibi olarak taassupla benimsemiş gibiydiler. Rize'nin mukayeseli üstünlükleri: Evi ve kanatları. Evinde 10. kez kazandı, iç saha klasmanında beşinci; ve toplamda gollerinin yarısına yakınını (15/33) kanat ortalarından üretti. Denizlispor dokuz haftadır yenilmiyor ve genellikle 'çaktırmadan' kazanıyor puanlarını, pattadanak 'atıverdiği' gollerle. Hiç ötmeyip izini belli etmeyen bir horoz...
İddiasız maçlarda, Gençler Sakarya'yı taraftarlarının ironik 'Sekizinci olmamız engellenemez' tezahüratıyla geçti. Sivas Ankaragücü'nü Ankara'da farklı yendi. Ligin ikinci devresinde azalıveren 0-0 (15 haftada 11 adet), bu hafta iki adet görüldü.
Son hafta Manisa-Denizli maçında, iki Egeli'den birisi ligle vedalaşabilir. Düşme tehlikesi altındaki rakiplerini ağırlayacak olan Konya, Sakarya, Sivas'ın ve Antalya'ya giden Gençler'in ligle bir alıp verecekleri kalmamış durumda. Ne dersiniz, bir 'ilke imza atar' ve 'durup dururken' puan ve puanlar almaya kalkarlar mı rakiplerinden? Masal bu ya...
Bir de güzel haber vereyim mi? St. Pauli 2. Bundesliga'ya geliyor, son iki haftada 1 puan yetecek.