Vietnam'dan Venezüella'ya futbol

Copa America ve Asya Kupası, Avrupa'da boğucu sıcaklara tanık olduğumuz bir zamanda başladı ve devam ediyor. Copa America, iyi kötü izlenebiliyor, Lugano ve...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Copa America ve Asya Kupası, Avrupa'da boğucu sıcaklara tanık olduğumuz bir zamanda başladı ve devam ediyor. Copa America, iyi kötü izlenebiliyor, Lugano ve Tello dolayısıyla organik bir bağ da kurmaya çalıştık, fakat, geçtiğimiz hafta sonu başlayan Asya Kupası gündeme ancak iki satırlık haberlerle gelebilecek. Bir kere nesnel olarak, Avrupa Futbol Şampiyonası'yla karşılaştırıldığında, her iki kupa da, futbol açısından artık sadece bu turnuvalarla özdeşleştirilebilecek bir futbol sürprizi sunmaktan uzak. Hele Copa America'da, kadrosunu neredeyse bütünüyle Avrupa'da oynayan futbolculardan kuran ve eksiksiz diyebileceğimiz Arjantin'in favori olması bu yargıyı güçlendiriyor. Belki Arjantinli yıldızları bir arada seyretmek keyifli; ama bu bir aradalığı test edebileceğimiz Meksika ve Brezilya dışında takım yok. Şampiyonanın özgül ağırlığı bu türden karşılaştırmalara elverişli değil.
Asya Kupası
Kupa dört ülkede oynanıyor; Endonezya, Malezya, Tayland (askeri bir darbeye maruz kalan bir yer olduğunu hatırlayalım) ve Vietnam. Bir önceki turnuvanın şampiyonu Japonya, İran, Kore ve ilk defa buraya katılan Avustralya, en güçlü ekipler. Burada da bir sürpriz yok. Bu takımlar diğerleriyle karşılaştırıldığında, Avrupa'da en fazla futbolcuya sahip takımlar. Avustralya, Japonya ve Kore buna göre sıralanabilir. 'Aussieler', Premiership'teki yıldızları, Viduka, Kewell ve Cahill'le bu turnuvayı hiç puan kaybetmeden kazanmak gibi bir hedefe sahipler. Japonya, J-Lig'in henüz bitmiş olması nedeniyle yorgun bir takım olacak. Teknik direktör Ivica Osim, Zico'dan sonra sığınabileceği bir mazarete sahip. Turnuvanın geleneksel favorilerinden İran, neredeyse hiç oynamadığı bir Dünya Kupası'ndan sonra biraz itibar kazanmak isteyecek fakat, takım, yine içeriden delinmiş durumda; başlarında bir İranlı teknik direktör olmasına rağmen. Bir önceki turnuvaya ev sahipliği yapan ve final oynayan Çin ise, bu başarıyı tekrarlayamayacaktır.
Copa America
Bu kadar yıldır, İtalya ve İspanya gibi yabancı futbolcuların esas olarak Güney Amerika'dan geldiği liglerde, "Sezon sonu Copa America var; şimdi ligi düşünecek durumda değiliz" yollu hiçbir açıklamaya, şikâyete tanık olmadık. Oysa Afrika Kupası'ndan önce bile bir yığın futbolcu, ülkesi ve kulübü arasında gerilimlere yol açabilecek tercihlerde bulunmak zorunda. Bunun Afrika Kupası'nın Avrupa'da ligler devam ederken oynanması bir etken tabii. Bu çerçevede Brezilya'nın Kaka ve Ronaldinho gibi iki starını kadro dışında tutması, Dunga'nın kendi başına bir tercihi olarak anlaşılmamalı. Muhtemelen, o kadar yorucu bir sezondan sonra fiziksel ve ruhsal olarak bu turnuvayı taşıyamayacaklarına karar verildi. Bunda bir hakikat payı var. Robinho'nun oynaması bile, Real Madrid'de aşağıya giden kariyerini kurtarma çabasına bağlı bir açıdan.
Bu turnuvaların tıpkı Dünya Şampiyonası gibi çok iyi pazarlanması, dünyada daha fazla insan tarafından izlenmesi ve ilgilenilmesi için televizyon yayınlarının sağlanması gerekir. Kendi adıma, yorgun Avrupalıların şampiyonası olmakla öne çıkan bir Copa America yerine, Avustralya'nın da katılmasıyla hayli ilginç bir nitelik kazanan Asya Kupası'nı izlemeyi tercih ederdim. Böyle sönük geçen turnuvalar, futboldaki Avrupa merkezli yığılmayı artırıyor maalesef.