Ya gamsız ya İlhan Mansız

Çarşamba akşamı tüm Türkiye'ye sevinç gözyaşları döktüren Beşiktaş'ın belli ki değişikliğe uğrayan onbiri Elazığ'da ama aklı hâlâ
İngiltere'deydi.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

Çarşamba akşamı tüm Türkiye'ye sevinç gözyaşları döktüren Beşiktaş'ın belli ki değişikliğe uğrayan onbiri Elazığ'da ama aklı hâlâ
İngiltere'deydi. Kabul ediyoruz, çocuklar yorgun, ama karşınızda bırakın bir Süper Lig takımı, 2. Lig ekibi bile olsa, işinizi ciddiye almazsanız eğer dün Mircea Lucescu'nun öğrencilerinin düştüğü duruma düşersiniz.
Karşılaşma başlıyor, daha dakikalar 2'yi yeni geçmiş, bakıyorsunuz skor tabelası Elazığspor lehine değişiyor. Hani sanmayın ki şans golü. Yunus, Chelsea'li oyuncular, Crespo'dan da Mutu'dan da çok daha iyi vuruyor. Kalecilerden Oscar Cordoba İstanbul'daki evinde, Ramazan ise Elazığ Atatürk Stadı'nda seyirci...
1-0'dan sonra Effa'ya bayrak kalkmasa, ya da Eren biraz dikkatli olsa skor 2-0 olacak. Ama olmuyor, ister şans deyin, ister kısmet. Eh, atamazsanız yersiniz. Futbol doğasının kuralı bu.
İlhan da öyle yapıyor. Yine topu oynayan Elazığspor ama ikinci gol de Beşiktaş'tan geliyor. Boş kaleye vuran İlhan Mansız, o pozisyonda yerdeyken topa vuran Yasin'e ne kadar teşekkür etse az. Çünkü 3 gün önce ipini çekmeye hazırlanan bazı kesimlere iki golle yanıt verme şansını kendisine sağlayan arkadaşları var!
Nasılsa 2-1 önde ya, yeniden sessiz sakin, suya sabuna dokunmasınız da olur diye düşününce Yunus, Da Silva, Effa kaleci Ramazan'ın başını döndürüyor. Hele Effa'nın çizgiden çıkardığı bir top var, inanılır gibi değil. Galiba bu Effa herhalde eski takım arkadaşı Ramazan'la aynı forma için mücadele ettiği günleri anımsamış olsa gerek! 'Beşiktaş oynamıyor' dedik ama yürüyen Sergen'in kafayı vuracağı topu Ümit'in elle kesişi de en az Muhittin Boşat'ın vermediği penaltı kadar net! Bilemiyoruz İsmet Arzuman voleybol oynadı mı, oynamadı mı ama Ümit'in hareketi de güzel bir plaseydi.
'Öp Lucescu'nun elini'
İlk yarıdaki tutuk Beşiktaş'ın ikinci bölümde günü kurtarabileceğini tartışırken, son bölümde farklı bir takım izledik. Anlaşılan, Mircea Lucescu tribündeki, 'Öp Lucescu'nun elini, unutursun derdini' pankartından etkilenmiş ve soyunma odasına elini öptürmese de 'sözünü dinletmiş' öğrencilerine... Onlar da ikinci bölümde işi biraz daha ciddiye aldılar. Sanki çarşamba günü koşan yorulan Beşiktaş değil, Elazığspor'du. Düşüverdiler oyundan. Bitkin Sergen'in yerine giren Ahmed Hassan'ın çabası ve gol vuruşu da galibiyetin perçinlenmesi açısından önemliydi.
Zaten ara açıldıktan sonra Beşiktaş'a yetişmek olası değil ki! Dördüncü gol de geldi hem de 'komşu yardımı'yla, Sedat'ın kafasından. Ahmed Hassan beşinci gole de adını yazdırıp adının yazdığı formayı tribünlere gösterirken maç da bitiyordu. Çünkü geçen hafta Trabzonspor'a 5 gol atan Beşiktaş, tarifeyi bozmak istemedi. Evet, öyle ya da böyle; bu takım lige fazla. Bunu geçen hafta İnönü Stadı'nda, bu hafta da Elazığ'da gördük. Görmeyenlere duyrulur!