Yahya Kemal Kupası'nda 3-0

Federasyon ve 'yayıncı kuruluş' (galiba bir de asayiş bürokrasisi), 'şu saatte gelsin' buyurup olmadık zamanlara randevu veren burnu büyük makam sahipleri gibiler.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Federasyon ve 'yayıncı kuruluş' (galiba bir de asayiş bürokrasisi), 'şu saatte gelsin' buyurup olmadık zamanlara randevu veren burnu büyük makam sahipleri gibiler. Futbol folklorunun icabı, maç günü ve maç saatinin, namaz vakitleri misali rutine bağlanmasıdır. Bu töre çoktan bozuldu. 26. Hafta, töre tanımazlığın yeni bir örneğiydi: Avare cumartesi, pazar ikindi-gece mesaisi... ve pazartesi iki maç; bir ikindi, bir gece.
Saracoğlu Stadı, kışları havadan ısıtma 'procesi' uygulamaya konmasa bile, zaten memleket futbolunun bir numaralı cereyan sarfiyatçısı. Küresel ısınmayla ilgili bir duyarlılıktan değil ama fikstür töresinin bozulmasından ötürü, 2003 baharından beri ilk kez gündüz maçı oynadı burada Fenerbahçe. Diri bir nisan havasında, ılık bir ikindi güneşi, arenaya sevecen bir ışık ve tatlı gölgeler düşürmüştü. Az buçuk puan tasarruf etmesi sayesinde rahatlayan Ankaraspor, Aykut Kocaman'ın idealindeki gibi, çile çile pas ördü. Paslarını birbirine teyellemeyen Fenerbahçe, dolandığı bu örgüyü slalomlarla sökmeye çalıştı. Alex'in ön direkte topukla attığı goldeki pas trafiği, istisnaydı. Velhasıl, yine İskender usulü çözüldü düğüm.
Cim Bom üçüncü kez
19 Mayıs Stadı, haftalardır, berbat maçlara 'zemin' oluyor. Ankaragücü-Galatasaray maçının bilhassa ilk, Gençler-Beşiktaş maçının da ikinci devresi öyle oldu. Beşiktaş da Galatasaray da Ankara'dan şen döndüler. Beşiktaş'ınki kolay kazançtı; ikramları değerlendirip sonra da oyunu başarıyla geberttiler. Gençlerbirliği, Galatasaray'a da bir şey yapamazsa, üç İstanbullu karşısında tarihinin en zararsız sezonunu tescil ettirecek (5 maçta 0 puan, 1-8 averaj). Ankaragücü, gol atmanın ve hemen mukabele görmenin telaşıyla tertipli oyununu bozduğu anda, yenilgiye düştü. Galatasaray'ın kârları: Yukarı bakmayı sürdürdü; 14. haftadan beri ilk kez ve toplamda üçüncü kez deplasmanda kazanarak, dış saha klasmanında yedinci sıraya yükseldi; kariyerinin en verimsiz sezonunu geçiren Necati Ateş, attığı iki golle güven kazandı. Tanju'nun rekorunu kırması
için, Hakan Şükür'e de Yusuf Altuntaş gibi bir kıyakçının yardımı gerekecek korkarım.
Kayseri'de düşüş sürüyor
'Hey gidi günler!' dedirtecek bir eşleşme: 30 yıl önce 1. Lig'e terfi
için karşı karşıya gelen (ve 40 insanın ölümüne yol açan o korkunç olayları yaşayan) Sivasspor ile Kayserispor, 1. Lig'in başaltı mevkiindeki rekabet için karşı karşıyalar. Sivasspor, iki gözde elemanı Balili ve Mehmet Yıldız'ın sayılarıyla, sosyal ve ekonomik düzeyde 30 senedir kendisini aşıp gitmiş komşusunun paçasına asılmayı başardı. Kayserispor'da düşüş ve gol yeme rahatlığı sürüyor. Bu defa yakın geçmişe bakarak yine 'Hey gidi günler!' diyebiliriz: İlk devredeki maçta biri resmen lig lideri, öteki aşağılarda debeleniyordu. O zaman aşağılarda olan Antalyaspor şimdi ilk ona girip ferahlamış, o zaman lider olan Manisa ise küme düşme derdinde. Antalyaspor, son sekiz haftadaki beşinci 1-0'ıyla, çıkışını sürdürdü. Coşkun, gol olan ve olmayan asistleriyle, haftanın en rafine kırmızı şarabıydı. İki kırmızı-beyazlı, Antalyaspor ve Sivasspor, ligin ikinci devresinin flaş takımları zaten.
Kırmızı-beyazlılar gibi şen olmayan iki yeşil-beyazlı, birbirine çattı bu hafta. İkisi de son üç haftada birer puan alabilmişti (Konyaspor, Trabzon-Fenerbahçe-Galatasaray tünelinden). Bursaspor kendisini ferahlatan ve renkdaşının üzerine çıkartan bir galibiyet aldı. Konyaspor, kornerden doğan pozisyonda altıncı golünü yedi (korner emniyeti en zayıf takım).
İkinci yarı golcüsü Denizli
Aşağılarda, kırmızı çizginin altındakilerle az üstündekileri karşı karşıya getiren iki kritik maç vardı. Bunlardan asıl önemlisi, kuşkusuz küme düşme hattının hemen üstündeki Rize'yle hemen altındaki Denizli'nin eşleşmesiydi. Denizlispor, önemli eksiklerine rağmen berabere kalmayı başararak, bu deplasmandan umutlu döndü. Rize, dört sezondur oynadıkları sekiz maçta Denizli'yi sadece bir kere yenebildi. Rize'nin bir zaafı: Yediklerinin büyük ekseriyetini, bu maçta olduğu gibi, ikinci yarıda yiyor: 22/29 (yüzde 75,8). İlginçtir, Denizli de en 'ikinci yarı golcüsü' takım: 17/24 (yüzde 70,8). İki haftadır yeni Erdal'ıyla skor bulan Antepspor, biraz ferahladı. Tatangasız Sakaryaspor, ilk golü 'bulmasına' rağmen yenildi ve dipte kaldı. Oyuncular 'bitti' havasında. Heroik direniş kültürünü ise Erciyesspor yaşatıyor. Trabzon karşısında, yağmurda çamurda, bu kültüre uygun bir folklor sundular. Ama ne yazık ki yarı final hareketlerinde çuvallamak ve 'bir türlü yapamamak' da bir parçasıdır o folklorün.
Hasan Şaş, Volkan Arslan, Sedat Bayrak, asabilik yarışında sarı mayoyu giyebilmek için yarışıyorlar.