YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Bir ülke, 53 yıl boyunca bir evladını yok etmeye çalışır mı? Önce yetimevine bırakır, baktı olmadı gözaltına alır, cezaevine atar, dava açar, adliyenin önünde tükrükletir, yumurta attırır, yumruklatır.

Hrant için
Bir ülke, 53 yıl boyunca bir evladını yok etmeye çalışır mı? Önce yetimevine bırakır, baktı olmadı gözaltına alır, cezaevine atar, dava açar, adliyenin önünde tükrükletir, yumurta attırır, yumruklatır. 53 yıl boyunca bir ülke, bir evladını canından bezdirmek için böyle süründürürse; 'devletini ve milletini seven' bir yoksul gelir, bu yoksul ağbisinin ense köküne üç kurşun sıkar. Zaten bizim burada, devletini o bildiğimiz birileri soyar, ama ülkesini yoksullar sever. Yoksullar korkar devletten. Devletle bu duygudan başka bir işi olamaz, başka bir ilişki kuramaz.
Onun için bizim burada, yoksulların çoğuna, bu korkuyla milleti ve devleti sevdirirler. Yetinmezler, bunlara, ülkesini seven yoksulları kırdırırlar. Anlaşılmamış olabilir, daha açık yazayım. O bildiğimiz birileri var ya, onlar, devleti ve milleti istedikleri gibi sevdiremediklerini hayati tehlike görürler. Onların sessiz sedasız, vakar içinde yaşamaları bile başlı başına tehdittir kendileri için.
Yenipelitlispor'un futbol hayatı kısa sürmüş, hocasının dediğine göre sol
ayağı çok iyi bu yoksul delikanlısına, milletini ve devletini sevdirdiler. O da gitti, ülkesini seven bir yoksulun ensesine üç kurşun sıktı. Bir Anadolu ermişi gibi sade, tevekkül sahibi, ruhu dingin, kardeşlikten başka bir ihtirası olmayan bir ağbisini, üç kurşunla kaldırıma uzattı. O ağbinin sağ ayakkabısının eprimiş tabanına bir daha bakın. Bu ülke, bu evladına sağlam bir ayakkabı bile veremedi. Tek kabahati, 'sağlam pabuç' olmamaktı. 53 yıl boyunca, bunun için linç edildi zaten.
Rıfat ağbi, ağlayarak verdi Cemal Süreya'nın bu iki dizesini. "Yaz bunu
Erkan Goloğlu," dedi. "Barış demiştir ve güvercin tıkmışlardır boğazına / Bu yüzden edep kuralı gözetmez Anadolu ermişi"
Hayat harbiden şaka gibi. Yenipelitlispor'un bu yoksul çocuğuna babası, Ogün Temizkanoğlu'nu sevdiği için bu ismi vermiş. "Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan...".
Daha ne demeli? Temiz bir iş oldu doğrusu.
Her ikisinin de futbol takımındaki resimlerini bir kez daha gözümün önüne getirdim. Ama en çok Hırant ağbiminkini. Terden sırılsıklam olunca, ağırlığı 10 kat artan o formayı. Formaların topçulara zimmetlendiği, evde yıkanıp getirildiği o yılları. Hepsini, içine gömüldüğüm bu sessizlikte yaşamaya çalıştım.
Hırant ağbiyi öldürdük. Bir sürü utanç yaşamıştık ama, ne yapsak silemeyeceğimiz ağır bir leke, geldi oturdu hayatımızın orta yerine.
Yaşayacağız, yaşayabilirsek.