YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Birileri bana, "Gör bak Erkan Goloğlu, bir gün Haluk Ulusoy'u savunacaksın" deseydi, bunu, ömrü hayatımda şahsıma, dahası nefsime yöneltilmiş çok galiz bir küfür sayardım.

Bunu da yaptım!
Birileri bana, "Gör bak Erkan Goloğlu, bir gün Haluk Ulusoy'u savunacaksın" deseydi, bunu, ömrü hayatımda şahsıma, dahası nefsime yöneltilmiş çok galiz bir küfür sayardım. Eğer bugün Ulusoy'u üstelik de sadece bir günlüğüne değil, konjonktürlüğüne savunacaksam; bunu hayatın cilvesiyle değil, tam tersine benim kimi mühim prensiplere sadakatimle açıklamak gerekir. Başka kimse açıklamayacağına göre, demek ki bunu da ben yapacağım. Yaparım.
Hatırlarsanız, yakın bir tarihte FIFA, 'Federasyonuma Dokunma' kokartı
takarak Yunanistan'ı uyardı ve müdahaleden vazgeçmezsen, aleni, "Bitiririm seni" dedi. Burada kimse ellerini ovuşturmadı ama, anlamaya da çalışmadı.
İsviçre (geçen yazılarımın birinde Avusturya diye yazdım kimse de düzeltmedi) maçı cezasını azaltmak için Ulusoy, Blatter'in elini öptüğünde, bir tek biz buna, 'lüzumsuz hareket' diye muhalefet şerhi koyduk. Halbuki tam onlara yakışan gerginlik üslubu iken, ağanın elini eteğini öpen o marabaya kimse, "Kardeşim burası Asya Tipi Üretim Tarzı değil" veya en kabasından "Tarımda kalmış olabilir ama, üstyapıda feodal ilişkiler çözüldü, ne yapıyon sen" demedi.
Şimdi kalkmışlar, "Federasyonu olağanüstü genel kurula çağıran 112 delegenin iradesini hiçe sayarak Türkiye'yi FIFA'ya UEFA'ya ihbar etti", diyorlar. Peki, Bakan'ın Federasyon seçimlerinde işi ne? UEFA bünyesinde hangi ülke Bakan'ı, "Ben bu başkanı istemem" deme hak ve özgürlüğüne sahip? Kulüp Başkanı, taraftar, oyuncu filan demiyorum. Bakan diyorum. Gelsin FIFA-UEFA, bu delegelerin üstünde siyasi baskı var mı, araştırsın gitsin. Neyden tırsıyorsunuz? El etek öperken yalaka olmayan, Şenes Erzik'in kankası Platini için (ki, lafımız olmaz) kulis yaparken yetkileri tartışılmayan Ulusoy, "Şu işe bir el atın" deme hakkını kullanırken mi, muhbir olacak? Zamanında AİHM'ye gidenlere de aynı şeyleri söyleyen bu zihniyeti bana anlatmayın. Bunların ciğerini bilirim ben.
Sonuçta Ulusoy seçilmedi mi? Bakan'a rağmen seçilmedi mi? Demokrasi, seçim demek değildir ama, seçimin olmadığı yerde demokrasiden söz etmek de mümkün değildir. Tamam belki ben de bu tespitlerim karşısında, eskisi kadar Marksist sayılmayabilirim ama, seçimi hazmedemezsen, bu hazımsızlıktan midesi yanan, biz baldırı çıplaklar olur, onu da söyleyeyim. O hazımsızların, şişkinliklerini atacak bir sürü yolu var. Ama öyle, ama ilaçla.
Ulusoy'a muhbir diyen veya diyenler şunu dese bile, bu pazarlığa fit olmam. "Futbol, sadece futboldur. Irkçılığa yer yoktur.
Benim başkanlığımda Avni Aker'deki tezahürata da, Elazığ'daki tezahürata
da, Diyarbakır'ın dış saha maçlarındaki çığırışa da pabuç bırakmam."
Var mı böyle biri? Gerisi hikâye!