YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Topçuları maçtan önce, önce dediysem, hafta arasında filme, tiyatroya, veya 'Sultan of the dance' tabir edilen animasyonlara götürmeleri, son yıllarda gelişen ve bizim de müspet yaklaştığımız bir davranış.

O gece 'Barda'
Topçuları maçtan önce, önce dediysem, hafta arasında filme, tiyatroya, veya 'Sultan of the dance' tabir edilen animasyonlara götürmeleri, son yıllarda gelişen ve bizim de müspet yaklaştığımız bir davranış. Maçtan sonra 'aşağı mahalle' veya 'okul' da denen şehrin tarihi ve turistik 'tek' mekânına götürüldüğümüz dönemimizle karşılaştırıldığında, şimdiki jenerasyonun harbiden de çok şanslı olduğu çok açık yani. Gerçi bunun kıymetini biliyorlar mı? Bilemem.
Bu bakımdan, Gürcistan maçındaki agresif ortamı gören birçok izleyici, daha ileri gideyim, nerdeyse bütün kış köşesi yazarları, Fatih Hoca'nın takımı hangi filme götürdüğünü merak etti. Cumartesi günü öğleden
sonra, TÜÇEM'in (Tüpçü Çırakları Eğitim Merkezi) açılışında yaptığım konuşmadan sonra başıma üşüşen basın mensupları da, geçen cuma günü aynı soruyu sordu bana: "Hangi filme götürülmüş olabilirler"?
"Öyle dağınık durmayın" dedim onlara, "yaklaşın". Ankara ayazıydı. Birbirlerini çok sevdikleri için değil, üşümemek için daha da bir sokuldular birbirlerine. Sağ elimi yumruk yaparak ağzıma götürdüm, gırtlağımı temizledim. Sessizlik isteyen bakışlarımla otoritemi hissettirmeye çalıştım. Genellikle bu anlarda başarılı olamam, beceremem yani. Ama bu sefer oldu.
O sessizlikte, "Barda" dedim, "Barda'ya gitmişler". Hani İngiltere'de lig maçlarında, spektaküler (öyle deniyor) ama sonuç vermeyen bir hareketten sonra bir uğultu çıkar. Alkış mı protesto mu, pek anlayamazsınız. Mevzuya yakın bazı kaynaklara göre, Avam Kamarası'nda da benzer sesler duyulurmuş. Neyse işte öyle bir ses geldi.
"Ama sakın" dedim, "Sakın ola ki, yaşanan bu olumsuzluklardan sanatı sorumlu tutmayın". Filmde, halı sahada kötelenen bebeler, bizim topçuları germiştir, bizim çocuklar bu gerginlik ve sair etkenlerle, Gürcü topçuların da dahil olduğu dış mihrakların tahrikiyle sahalarımızda görmek istemediğimiz hareketleri yapmıştır. Zaten dış mihrak lafı, her kilidi açan maymuncuk oldu. Biz, zaten her kötü işimizi, 'kışkırtma olmasa...' ile açıkladığımızdan, bütün bir yazılı basın ve görsel medya, bu lafı çok sevdi.
Tansiyonu düşürdükten sonra, basın mensuplarına, "Gelin şimdi buradan bir çağrı yapalım hep birlikte" dedim. Bütün ilginin üzerimde toplanacağından adım gibi emindim.
"Dün İstanbul'da bir görüntü yönetmeni, kamyoncular tarafından dövüldü". Aynı "İngiliz Uğultusu" geldi. "Barda filminin sonundaki yönetmenler, kanı kanla yuğabilirler, çünkü artık dişlerine kan bulaştı" dedim.
"Basın olarak bir fonksiyonunuz olsun, biri onlara dur desin"
dedim. Ekledim: "Neden o, siz olmayasınız"?
İnanamadım, ama ağlıyorlardı.