YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Ne yani şimdi Radikal'de mesela Nur Çintay da futbol yazısı yazsa, aynı resmini mi kullanacaksınız? Mahfi Eğilmez'in pazar günkü gazetede ekonomi...

Zico gitsin, Friedman da...
Ne yani şimdi Radikal'de mesela Nur Çintay da futbol yazısı yazsa, aynı resmini mi kullanacaksınız? Mahfi Eğilmez'in pazar günkü gazetede ekonomi sayfasındaki resmiyle, spor sayfasındaki resmi aynı mı olur yani? Futbol yazısında biraz daha mat bir çehre kullanamaz mıydınız? Hasan Celal Güzel mesela, olur da "Ben de yazacam ben de" derse, onun, tuttuğunu öpen resimleri vardır,
onlardan biri kullanılamaz mı?
Neyse ben, yeri geldiğince köşemi, günün ekonomik gelişmelerine ayırmaya özen göstereceğim. Gerek sektörden, gerekse de yakın çevremden gelen baskılara dayanamadığımı itiraf etmeliyim.
Herkes, mortgage (bundan sonra kolaylık olsun diye 'morgıç' diyeceğiz) tabir edilen sistemin ne getireceğini merak ediyor. Hemen şunu söylemeliyim. Morgıçlı sistemde kapanmayacak çatı, yapılmayacak yuva yoktur, diyor herkes. Çok yanıltıcı buluyorum. Geri ödeme taksitlerinin serbest piyasa koşullarına terk edilmesi, sistemin ciddi bir zaafı olarak gözüküyor. Fakat şu da var: morgıçla birlikte inşaat sektöründe beklenen büyüme, beklendiği ölçüde bir canlanmayı ne kadar tetikleyecek? Zaten sanırım, herkes, nefeslerini tutmuş bunu bekliyor.
Enflasyon ve büyüme ilişkisi üzerine, kim ne kadar merak ediyor emin değilim ama, Fischer, Eastlery ve Bruno'nun çok değerli çalışmaları var. Bu anlamda, galiba on yıl kadar önce kur çıpasını terk etmemiz, sanırım, bence de iyi oldu. Fakat, Cevdet Akçay'ın bana imzaladığı 'Enflasyon ve Büyüme Dinamikleri' kitabında1, sayın Yılmaz ve Alper'le birlikte söylediği gibi, 'ekonomi bürokrasisi ve siyasi iktidarın çeşitli toplumsal ve kişisel çıkar çevrelerinden gelecek baskılar karşısında ekonomik reform paketi', tavizsiz uygulandı mı? İşte buna olumlu cevap vermek, o kadar kolay değil. Ayrıca, yine yazarların belirttiği gibi (sayfa 111), 'muteber kredi müşterisi', 'önünü görebilen, geleceğe güvenle bakan' bir tüketici profili ile, doğru ve sürdürülebilir büyüme patikasına nasıl gireceğiz?
Ancak otoritelere göre, Bileşik Endeks'in 50 seviyesinin altında seyrediyor olması, piyasalardaki durgunluğun en önemli nedeni. Öte yandan, altın, avro ve özellikle dolarda, az da olsa beliren yükseliş eğilimi, tekstil sektöründe iyi haberlerin (nerdeyse otuz yıl olmuş bu kelimeyi kullanmayalı) muştucusu gibi.
İşte tam da bu noktada, zaten hassas bir dengede seyreden piyasaları alındıracak küstürecek çabalardan, ısrarla uzak durmamız gerekiyor. Büyüme, evet gerçekten de önemli bir parametre olarak önümüzde duruyor. Ancak enlasyonun yeniden başımıza bela olmasını istemiyorsak, tek başına ekonomik konsolidasyona bel bağlamamalıyız.
Onu siyasi ve kurumsal konsolidasyonla tamamlayamadığımız sürece, bilinmelidir ki, bu korku filminin yeni versiyonlarını seyredeceğiz. Zico'yu bilmem ama,
Merkez Bankası Başkanı'nın görevde kalıp
kalmayacağına, bir de burdan bakmak lazım.
Bu konuda, fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim.
1 Yazar bana şöyle demiştir: "Sporun güzelliği şeffaflığında, sahtekârlığa, kaytarmaya saklanma izni vermemesinde, namuslu çabayı, dürüstlüğü alenen ortaya dökmesinde..." Başka şeyler
de demiştir. Ancak, beni öven cümlele yapılarını, buraya almıyorum.