YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Hani Adana Demirspor Başkanı, Federasyona başvurup, 'Hepimiz Hrant'ız' pankartıyla maça çıkmak için izin istedi, Federasyon da, 'Futbol müsabakalarıyla ilgili değil' diye reddettiydi ya!

Bir TV uğruna...
Hani Adana Demirspor Başkanı, Federasyona başvurup, 'Hepimiz Hrant'ız' pankartıyla maça çıkmak için izin istedi, Federasyon da, 'Futbol müsabakalarıyla ilgili değil' diye reddettiydi ya! Bu hafta, hem İnönü, hem de Saracoğlu'nda takımlar sahaya, futbol müsabakalarıyla yakından ilgili bir pankartla çıktılar: '8 Mart Böbrek Günü.' Bugünün toplum olarak Kadınlar Günü olduğunu zar zor da olsa tam kabul etmişken, bir de başımıza Böbrek Günü çıktı. Patavatsızlığın bu kadarı olur. O gün, hangi etkinliğe gideceğiz, böbrek paneline gittik mi Kadınlar'a ne diyeceğiz? Öbür tarafa gitsek, böbrekçiler bize ne der? Böbrekçiler, bildiğim kadarıyla bu günlerini ilk kez kutlayacağına göre, onların de cesaretini kırmamak lazım. Neyse olan oldu bir kere, ama hiç hoş olmadı.
Ben asıl şunu diyecektim. Beni gazeteden okuyan okurlarımla, web sayfasından izleyen tıkırlarım, Ankaraspor'la aramda mesafe olduğunu, bu hislerimin, gönlümüzün has adamlarından biri Aykut Kocaman takıma geldikten sonra bile değişmediğini bilirler.
Gazeteden arayıp, "Ankaraspor, pazar günü Sakarya maçında, talihli elli seyirciye televizyon verecekmiş" dediler. Yok efendim, serviste nişan yüzüğünü takmış, evliliğe hazırlanan çocuklar varmış, onlara, küçük bir hediye olurmuş, ben Yenikent ASAŞ Stadı'na gidebilir miymişim? Dedim "O statta ellibirinci seyirci ben olurum, fukara hırsızlığa çıktığında ay geceden doğar hesabı, ellisi de kurada başkasına çıkar, ben yalın ayak kıçı çıplak dönerim."
"Hem sonra" dedim, "Siz, Gökçek faktörünü bilmezsiniz, bundan sonraki maçta, beyaz eşya işine girer, başlar buzdolabından, ben iç saha maçında bu eziyeti çekecek miyim?"
"İstersen onu o zaman konuşalım" dediler bana. Servisteki genç bünyelere kıyamadım, yola çıktım. Evdekilerle helalleştim, gideriz dönemeyiz, yol hali, gibisinden dokunaklı konuşmalar yaptım. Kulübün temin ettiği servislere itibar etmek istemediğimden, değişik vasıtalar kullandım. Kamyoncuların mola yerinde kuru-pilav yedim, çay içtim. İddaa oynayan bir gruptan beni tanıyan çıktı, Beşiktaş- Galatasaray maçı sonucunu bildiğim için, kupon doldurmalarına yardımcı oldum. Deplasmana giden taraftar havasında stada vardım. Oydu buydu derken, boşa gittik geldik. Geri dönerken aradım Edit-Adam'ı. Dedim, "Kim evlenecekse, sezon bitene kadar söyleyin, televizyon benden." İyi-kötü bir işim var, fena sayılmayacak da bir telif ücretimiz var. Bu eziyet çekilir mi Allah aşkına?