YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Genelkurmay'ın basın raporunda, Radikal'in entelektüel düzeyi yüksek köşe yazarlarıyla dolu olması (kanımca 'tıkıştırılması') şeklinde tanımlanması, gazetede, 'Düzey ile kastedilen benim' gibisinden iç çekişmelere de sahne olmuş.

Fatih hocanın andıcı
Genelkurmay'ın basın raporunda, Radikal'in entelektüel düzeyi yüksek köşe yazarlarıyla dolu olması (kanımca 'tıkıştırılması') şeklinde tanımlanması, gazetede, 'Düzey ile kastedilen benim' gibisinden iç çekişmelere de sahne olmuş. Bu arada Genelkurmay nezdinde kabul görmeyen Hasan Celal Güzel'e de mesaj gönderdim. "Sayın Güzel" dedim, "askeri tesislere alınmayacaksınız diye ziyadesiyle mustaripsiniz ama, yine de çok şanslısınız. Bizim nesil gibi, sadece askeri cezaevine de alınabilirdiniz." Kaldı ki asker de, eni konu bir sağ-sol dengesi gözetmiş. Sağ muhafazakâr bir siyasi terbiyeden gelen Nuray Mert hanımla sizin yanınıza, Murat Belge'yle Yıldırım Türker'i eklemişler. Biraz rahatlatmaya çalıştım ama, başarabildim mi emin değilim.
Bu arada, andıçta, müspet veya menfi adımın zikredilmemiş olması, bir kısım yazarların deyimiyle 'böylesi tarihsel bir yol ayrımında', benim tavırsız olduğum yönünde yorumlanmış. Bizim Oda'nın son genel kurulundan sonra işe başlayan danışman, emekli albaydır, o söyledi. "Komutanım, acele etmeyin" dedim, "Fatih hoca bir andıç hazırlatıyormuş, yakında patlar, siz orda görün beni."
Zaten o andıç yayımlansın, çok can yakacak. Posta kutuma görünmez bir elin bıraktığı CD, Fatih hocanın görüntüsüyle açılıyor: Hoca,
iki eliyle aç-kapa hareketi yapıyor, lap-top demek istiyor yani. Sonra sağ eliyle de, o meşhur bas işaretini yapıyor. 'Lap-topluya basın' mesajıyla sunulan Spor Basını Değerlen-dirme Raporu'nda, bana gelen duyumlara göre, çok çarpıcı saptamalar var. Mesela, bizim gazete için, 'Askerliğini sözde master ve doktora programlarıyla erteleyen çok sayıda personel istihdam ediyorlar, hatta içlerinde kısa dönem askerlik yapmayan yok gibi' şeklinde, tüyler ürpertici iddialar var. Şu ifade de, aynı andıçtan: "Müdürleri, milli maçla aynı saatte iyi bir film olsun, tartışmasız filmi tercih eder. Bir süre Milli Takım kamplarına alınmasın, tel örgünün dışında ortada sıçan olsun."
Hatta bizde biri varmış, güya İstiklal Marşı okunurken, kasketini çıkarmıyormuş. Okuyunca, kulaklarıma inanamadım. "Allahım" dedim, kendi içimden, "Tamam kasıt yok ama, nasıl bu kadar dikkatsiz olabiliyoruz."
Andıçta Radikal spor sayfası için, sonuç olarak şu sözlere yer verilmiş: "Bir süre daha izlenmeli. Düzelmediği takdirde, uzun vadede, M. Ali Kışlalı ve Gündüz Aktan'ın dönüşümlü idaresine teslim edilmesi
yönünde şimdiden hazırlıklara başlansın." Gereken tedbirleri almazsak işte, olacağı bu.
Bizim dışımızdaki tespitler de çok önemli. Mesela Erman Toroğlu için deniyor ki; tavuk krizi ve tüketici hakları gibi kampanyalarda aldığı rolün yanı sıra, sebze ve meyve komisyonculuğuna olan katkıları gözetilerek, kamp binasına gelebilir, ancak üstü aransın, tespihine el konsun.
Çok önemli isimler, çok önemli değerlendirmeler var. Gelin isterseniz bir kısmını da haftaya konuşalım.