YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Oda'daki görevimiz gereği, temsilen katılmamız gereken protokol toplantıları oluyor. Mekân Ankara Ticaret Odası Meclis Salonu olunca, bizim Oda'yı davet etmişler, Başkan da gözümün içine bakıyor, mecburen kalktık gittik.

Yap bi kıyak Platini
Oda'daki görevimiz gereği, temsilen katılmamız gereken protokol toplantıları oluyor. Mekân Ankara Ticaret Odası Meclis Salonu olunca, bizim Oda'yı davet etmişler, Başkan da gözümün içine bakıyor, mecburen kalktık gittik. 'Milli Uyanış ve Güç Birliği Platformu' adı verilen yeni yapının toplantısında karşılaştığım bazı simalar, doğrusunu isterseniz, düğün salonlarında ana babalarının piste saldığı bebeler gibi dolaşıyorlardı. Son genel kurulumuzdan sonra, bazı dengeleri gözetmek üzere işe alınan asker emeklisi başkan danışmanı benden önce gelmiş (ki öyle olması gerekir, içtima alacak), bana, o simalara bakarak, muhtemel bir andıçta kazara yer almamak için bu tür toplantıların, mükemmel bir fırsat olduğunu söyledi. Böyle yerlerde bir görünüp çıkmakla maksat hasıl olur esasen. Yine de sonuna kadar kalmaya niyetliydim. Paneli organize eden vakfın başkanı jinekolog doktor, konuşmasını bitirdi, ardından başkonuşmacı, 'kiralık ve satılık aydınlar'dan bahis açınca, aydın mevzuu değil de, kiralık veya satılık lafının ucu bana dokunur diye, inceden uzadım.
Geçen hafta, Fatih Hoca'nın andıcını ucundan açıklamama meğer tedbir koymuşlar. Tam kapıdan çıkarken bir görevli yanında sivil biriyle yanaştı. Mahkemeden gelirlermiş. Kararı tebliğ ettiler. O arada kapı önünde bir itiş kakış, gazeteciler biriktiler. Ortamı germek istemiyordum. "Yazılı ve görsel basının değerli mensupları, sevgili arkadaşlarım" diye söze başladım. Benim jargonum olmasa da, yıllardan beri içinde bulunduğumuz süreci, bu kez daha korkutucu göstermeliydim: "Türkiye, tarihinin en karanlık döneminde. Cumhurbaşkanı geçecek diye, en kritik bir kavşakta bu ülkeyi kırmızı ışıkta bu kadar tutmaya kimsenin hakkı olmamalı." Yaptığım benzetme benim de hoşuma gitti. O hızla, mahkeme kararının bana, böyle bir toplantıda tebliğ edilmesinin, bir kamera şakası olmadığını, bugün tesadüf diye görünen bu gelişme ile Türkiye'nin orta uzun vadede geleceğine ipotek konulduğunu belirttim. "Daha da önemlisi" dedim, "Yunanistan ve Norveç'le kaderimizi belirleyeceğimiz çok önemli iki maç öncesinde ortaya atılan bu iddiaların hesabını kim verecek?" Ya bu siyasi tansiyonu düşürelim, ki taraflar henüz bu olgunluğa ulaşabilmiş değil; ya da bu iki maçla ilgili bir şeyler yapalım.
Mesela bizim federasyon, bazen kupa maçlarını filan erteleyebiliyor. UEFA, bu iki maçı, cumhurbaşkanlığı seçiminin sonrasına öteleyemez mi? "Oynayacağız kardeşim, illa ki oynayacağız, kaçan yok, ama gelin şunu 19 ve 23 Mayıs'ta oynayalım" diyemez miyiz? "Bak hatta esami listesini bile değiştirmeyeceğim, aynı oyuncularla çıkacağım, ama gel şunu ileri bir tarihe taşıyalım" deriz, diyorum ben. Nasıl olsa Başkan Platini Şenes Erzik'e gebe. Usulü dairesince, "Eline bakar olduk, yap bir kolaylık" denemez mi? Haluk Ulusoy da Platini'yi destekledi. Karşılığını almanın sırası gelmedi mi?
Benim açıklamama tedbir konmuş.
Bunlar önemli değil, gelir geçer.
Biz susturulmuşuz, bu da gelir geçer.
Ama bu iki maç için bir şey yapamazsak, ben nasıl kafa bulurum, onu da bilmiyorum.