YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Hiçbirine 'Sayın' demesem, aleyhimizde dava açılır mı, bunu da göze alarak konuşacağız. Çölaşan ile Gökçek'in, belgesel kanallarından birinde yayımlansa daha çok reyting alacak canlı yayındaki kapışması, birçok açıdan hayırlı olmuştur.

Başkanlar ligi
Hiçbirine 'Sayın' demesem, aleyhimizde dava açılır mı, bunu da göze alarak konuşacağız. Çölaşan ile Gökçek'in, belgesel kanallarından birinde yayımlansa daha çok reyting alacak canlı yayındaki kapışması, birçok açıdan hayırlı olmuştur. Vesile olması bakımından, bu tartışmanın, lise son sınıflarında yapılan münazara geleneğini canlandıracağı da, kesin gibi gözüküyor. Ayrıca bu tür münazaralar, Süper Lig'deki kulüp başkanlarının
ortalama tekamül düzeyini yansıtması açısından da çok verimli olacaktır.
Mesela Gökçek, malumunuz Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın'la lise çıkışında kız yüzünden kavga eden bebeler gibi birbirlerine girmiş, yine de her ikisi, toz bulutu arasından üstlerini başlarını çırparak çıkabilmişti. CHP'ye yakın kaynaklarım, bu mukalatanın (kelimeyi, 'soykırım mıydı, mukalata mıydı', tartışmasından hatırlayabilirsiniz) Cemal Başkan'a çok yaradığını, Başkan'ın Ankara 1. Bölge'den iyi bir sırada milletvekilliği adaylığını, kafadan kaptığını söylüyorlar.
Öte yandan, bu kakışmanın, geniş bir salonda "Futbolun kalkınmasında belediyeler mi önemlidir, belediyelerin ayağa kalkmasında futbol mu?" gibi bir konu etrafında yürüdüğünü düşünün. Böylesi şehvet dolu bir münazarayı hayal etmek bile, tüylerimizi diken diken etmiyorsa, bir şeyde yanlış yapıyoruz.
Gelin bu yanlışı paylaşmayalım ve diken diken tüylerimizle, Süper Lig'deki bütün maçlardan önce, her iki takım başkanlarının canlı yayında tartışmalarını sağlayalım. PAF takımlarının maçı gibi, 'Başkan Kapışması' da klasmana dahil olsun. Başkanlar da hafta içi hazırlansınlar. Uluç Gürkan'dan veya Besim Tibuk'tan ders alsınlar. Sorulan sorulara önce teşekkür edip, sonra bildikleri cevapları versinler. Ara sıra birbirlerini terbiyeye davet etsinler, karşılıklı, "Bu davet bizim" desinler.
Yalnız şunu söyleyeyim, bu başkanları kendi başlarına bırakmak kadar tehlikeli bir şey de olamaz, bu da bilinsin. Gördüğümüzden değil, çocukluğumuzdan beri duyardık, meğer sahiymiş. Zengin bebeleri, babalarının arabalarıyla Cinnah'ın başında, anahtar teslim etmecesine kapışırlarmış. Hiçbir şeyi kendi emekleriyle kazanmadıkları için, kolay feda ederler. Süper Lig'in başkanları da böyledir. "Bi tartışalım, yenilen, kulübün anahtarını versin" diyecek kadar da geniş (uzgörülü de deniyor) adamlardır.
O bakımdan, kural koymak en iyisi. Başkanı üç tartışmayı galip bitiren takıma, üç puan eklensin. Başkanlar diksiyon filan dersi alsınlar, mentor tutsunlar, yan sanayii gelişsin, yeni ekmek kapıları açılsın.
Yeni açılımlara hepimizin ihtiyacı var. Tabii gerçekten isteyenlere!