YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Fenerbahçe'nin kupa maçı sonrası '1907' marka Fener rakısını piyasaya süreceği haberi patladığında, kafalar karıştı tabii ki. Önce Beşiktaş, ardından da Denizli maçı sonuçlarına bakılırsa, yönetim, üretici firmayla yaptığı anlaşmayı...

Al dengeni git!
Fenerbahçe'nin kupa maçı sonrası '1907' marka Fener rakısını piyasaya süreceği haberi patladığında, kafalar karıştı tabii ki. Önce Beşiktaş, ardından da Denizli maçı sonuçlarına bakılırsa, yönetim, üretici firmayla yaptığı anlaşmayı bir kez daha belki gözden geçirmeli. Keder, kahır ima edecek tutum ve davranışlardan, önce yönetim kaçınmalı. Malum, hoca-cemaat ilişkisi üzerine bu ülkede, yayımlanmamış binlerce doktora tezi var.
Öte yandan, herkes futbolda beklenmedik bir şeyler olacağına dair bir sessizlik içine gömülmüşken, siyasi gündemde son saniye golü etkisi yapan muhtıranın, ben bu satırları yazarken, görünen o ki, şaşkınlığını atamamış durumdayız.
Benim de aralarında olduğum, muhtırayı yakından inceleyen otoriteler, esasen, böyle bir ikazı gerektiren ciddi bir tehlike olmadığı hususunda birleşiyorlar. Hatta konunun bir kısım uzmanlarının, benim 17 Nisan tarihli yazıma atıf yaptıkları, bana gelen haberler arasında. Hatırlarsanız, gerilimi düşürmek için, Erdoğan ve ("Bana 'sayın' demeyin" dediği için) Büyükanıt'ın Fenerbahçe soyunma odasına birlikte girmeleri gerektiğini ifade etmiştim.
"Erkan Goloğlu'nun uyarısına bu iki hafta içinde kulak asılsaydı" diyor, birtakım uzmanlar, "bu noktaya gelmezdik."
Erkan Goloğlu'nun muhtırayı bırakın desteklemeyi, mazur görmesi bile mümkün değil. Ancak gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı var ki, bugün siyasi otoriteyle askeri karşı karşıya getiren asıl gerilim, şüphesiz, Başbakan'ın vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Sanırım Abdullah Gül'ün şanssızlığı da, yanlış zamanda cumhurbaşkanlığına tayin edilmeye çalışılması. Bu ülke, Beşiktaşlı Demirel'in ardından yine Beşiktaş taraftarı olan Sezer'i Köşk'e taşırken, kimsenin sesi çıkmadı. Çarşı da bu aşamada, hakkını yemeyelim, olgunca davrandı. Sezer üzerinden bir nümayişe yeltenmedi. Kostaklanacak unsurları da, kontrol altına alabildi.
Ancak ne olursa olsun, sistemin bir tahammül noktası olduğu unutuldu. Üstelik de Fenerbahçeli bir Başbakan, Köşk'e yine bir Beşiktaşlıyı taşımaya kalktı. Belki ligin bitmesi beklenebilirdi. Fenerbahçe şampiyon olur, o hengâme arasında kim bilir, 'III. Kartal Cumhuriyeti' kimsenin dikkatini çekmezdi. Bunlar denenmedi işte. Sistemin sinir uçlarıyla oynandı, 'denge' lafı edene, "Al dengeni de git" dendi.
Herkesin üzerinde anlaşabileceği Soma Sotespor'lu bir aday belirlenemez miydi? Anlaşılan artık bu sorulardı sormak için çok geç. Ve bana öyle geliyor ki, Köşk'e kim çıkarsa çıksın, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Önemli not: Dün 1 Mayıs 2007'ydi. 30 yıl önce Taksim Meydanı'nı kana bulayanlar, 30 yıldır yargı önüne çıkarılamadı. Duydun mu Cumhur Ağbi!