YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Hafta içinde Fenerli yönetici ve taraftarın Anıtkabir'i ziyaret etmesi, derbi öncesine rastlaması bakımından da ilginç sonuçlara, hatta çağrışımlara gebe gibi görünüyor.

Aziz Yıldırım, deftere ne yazdı?
Hafta içinde Fenerli yönetici ve taraftarın Anıtkabir'i ziyaret etmesi, derbi öncesine rastlaması bakımından da ilginç sonuçlara, hatta çağrışımlara gebe gibi görünüyor.
Hatırlarsanız takımlar, geleneksel olarak, önemli maçlardan önce, Eyüp Sultan veya muhtelif yatırlara uğrarlar, topçular ve yöneticiler dua ederlerdi. Fenerbahçe'nin Anıtkabir ziyareti, muhtıranın hemen sonrasına geldiği için, bunun 100. Yıl kutlamaları çerçevesinde, bir tür 'önceden programlanmış tatbikat'lardan olduğuna kimse inanmak istemedi. Askerin ve futbolun nabzını iyi tutabilen alaylı ve kışlalı yazarlar, Fenerbahçe'nin bu net tavrıyla bir yol açtığını, futbolumuzda hanidir eksikliğini hissettiğimiz laik tutumun her takıma örnek olması gerektiğini, kaldı ki, uhrevi / muhafazakâr / geleneksel yatır ziyareti gibi formlara itibar etmenin, bundan böyle mümkün olamayacağını savunuyorlar.
Hafta içinde, bu ziyareti yorumlamamı isteyen ulusal radyo kanallarından birine de dedim: "Benim endişem" diye lafa başladım, "Fenerbahçe yenilirse, yatırlara ters göç başlayabilir." Programda araya reklam girip çıktıktan sonra devam ettim: "Fakat eğer Fenerbahçe yenerse, bu kez de, Anıtkabir, amatör kümelerden, profesyonel liglere kadar binlerce takımın akınına uğrar." İşte o zaman alan ve çevre düzenlemesi bu kapasiteyi karşılayabilir mi? Bir ek tribün ihtiyacı doğabilir. Yeni sezona yetişir mi? Belki bazı takımlar, civarda kamp yapmak isteyeceklerdir. Anıttepe'deki tesisler, bu yükü kaldırabilir mi?
Yani yoksa laik / (bu sözcüğü ilk kez kullanıyorum) progresiv forma ani geçiş yerine, gerekli altyapı sorunlarını çözdükten sonra tedrici bir geçiş, daha mı iyi olur acaba? Şu anda buna cevap vermek kolay değil. Pazar günkü haber doğruysa, ki doğrudur, Genelkurmay, sitesinden muhtırayı çekmiş olsa bile, konuya yakın birçok uzman, kesin bir cevap vermekten kaçınıyor.
Bir başka konu da, Aziz Yıldırım'ın Anıtkabir defterine ne yazdığı? Her
ağızdan bir şey çıkıyor ama, içinde 'r' harfi geçmeyen cümleler kurduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Yıldırım'ı iyi tanıyan uzmaların tartışmasız birleştiği nokta ise, Ulusoy'u Ata'ya şikâyet ettiği. İşin kötüsü, milletçe barış ortamına, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, bir kısım sorumsuz delegenin, Ulusoy'u kışkırttığı da, gelen haberler arasında.
Şimdi herkes nefesini tutmuş, Selanik'teki Atatürk Evi'nde Başbakan'ın yaptığı gibi, Ulusoy'un da defteri yırtıp yırtmayacağını soruyor birbirine.
Anlaşılan, başlarken de söylediğim gibi, önümüzdeki günler, ilginç gelişmelere gebe.