YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Gençlerbirliği Oftaşlı topçu kardeşlerimin gözlerinden, terli alınlarından öperim. Metin Diyadin ile, yeni hocaları Osman Özdemir ve ekiplerine de helal olsun. Önümüzdeki günlerde, bu çocukların Üçüncü Lig'de Gençlerbirliği Asaş'tan gelen mücadelelerini birileri yazacaktır.

Oftaş'ı bağrımıza basalım
Gençlerbirliği Oftaşlı topçu kardeşlerimin gözlerinden, terli alınlarından öperim. Metin Diyadin ile, yeni hocaları Osman Özdemir ve ekiplerine de helal olsun. Önümüzdeki günlerde, bu çocukların Üçüncü Lig'de Gençlerbirliği Asaş'tan gelen mücadelelerini birileri yazacaktır. Mutlaka yazmalıdır. Herkes bu çocuklar için "2 A'dan, geldikleri çocuk bahçesine geri giderler" diyordu. Ağzı olan, "Taraftarı olmayan takımın Süper Lig'de işi ne" dedi, öyle imalı filan da değil, düpedüz "Bu takımı çıkarmamak lazım" diyen bile oldu. Şaka yapmıyorum, lego oynayacak yaşta bebeleri alıp, bunlardan Süper Lig'e bir takım taşıyabilmek az buz bir iş değildir. Aynı gün, Malatya'da çıkan olayları hatırlayın, ne dediğimi daha iyi anlarsınız. Arkasında seyirci desteği olan şehir takımlarında ve belediye destekli takımlarda Süper Lig'e çıkmak için dökülen paralar, hırs, kin ve intikam bir yanda; "Ben çıkar topumu oynarım, kendimi tanıyorum,
arkadaşlarıma güveniyorum" diyen bu çocukların hevesi öbür yanda. Yaş ortalaması 20 olmayan bu bebelerin, futbola getirdiği bu heves için alkışlayın onları. Eski hocaları için gözyaşı döken çocukluk halleri için, bu kurtlar sofrasında kurt olmadan da başarı kazanılabileceğini gösterdikleri için bağrımıza basalım.
Özellikle ikinci yarı her maçlarına gittim. Bir tek bu son maça gidemedim, sevinçlerine ortak olamadım. Buna yanarım.
Bir de mühim bir iş yapmış olsam! Bizim Oda'nın başkanı artık milletvekili olmayı kafasına koymuş, Tandoğan başta olmak üzere, Çağlayan senin, Manisa benim, bütün mitinglere katılıyor artık. "Deniz Baykal'la son bir temas kurayım, olmadı Ağar'la Mumcu'nun yanına kapağı atarım" diye İzmir mitingine bir gün önce gitti. "Tamam sen katılmazsın ama mühim bazı görüşmelerde yanımda olmanı istiyorum" diye aldı beni de götürdü. Ben yolda da dedim, Afyon'da şehrin içindeki İkbal'de iki lokma bir şey attıktan sonra, üstümde bir rehavet, Kocatepe rampasına vurduyduk hafiften. "Başkanım" dedim, "biliyorsun benim tavrım, bağımsız adaylar tavrıdır" dedim. Hani sonra papaz olmayalım. Baktım ses çıkarmıyor, konuyu net bir alıntı ile kapatmak istedim: "Bağımsızlık benim de karakterimdir Başkanım" lafları, ağzımdan işte bu duygu ve düşünceyle çıktı.
Başkan pazar günü Gündoğan'a gitti, ben de o saatleri Çankaya'da Bab-ı Âli'de doldurdum. Çankaya'da bir meyhane seçmemin, şüphesiz
ki gündemdeki mevzuyla ilgisi yoktu.
Bilsem, her krizde olduğu gibi, bunda da kötü sınav vermiş Bab-ı Ali'yi de seçmezdim. Fakat netice itibarıyla şahane bir yerde kendimce güzel bir vakit geçirdim.
Bu hayat, bazen kafayı bulmadan kaldırılamıyor.
Çok ağır oluyor yani bu hayat.
Not: Fenerli kardeşlerimi de kutlarım.