YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Bence küme düşen Antalyaspor değil, Yılmaz Vural'dır. Gençlerbirliği'ni tebrik eden, sorumluluğu üstüne alan lafları, bir ciladan ibarettir. Bir hoca, bir topçusunu kamuoyu önünde lanetliyorsa, o hoca hangi kümede olursa olsun...

İyi ki bitti!
Bence küme düşen Antalyaspor değil, Yılmaz Vural'dır. Gençlerbirliği'ni tebrik eden, sorumluluğu üstüne alan lafları, bir ciladan ibarettir. Bir hoca, bir topçusunu kamuoyu önünde lanetliyorsa, o hoca hangi kümede olursa olsun, o kümeye haksızlık etmiş oluruz. Bu bakımdan Antalyaspor, nerede olursa olsun, yeri, hocasının çok üzerindedir.
Zaten bir-iki sezon önce topçusuna vuran, sonra da "Babalar döver de sever de" diyen bir hoca, bugün gördüğünüz gibi oğlunu haydi haydi lanetler. Doğru, ne var bunda? Efendim, bu kadar kritik maç öncesi parasını almış ya da almamış, kamptan kaçıp takımı o halde hangi topçu bırakır? Harbi diyorum, ben bunu yapmam. Gelmişin son maça, alacağını bir şekilde alırsın. Ama takım arkadaşı olsun, hele hoca olsun, futbolun emekçileri birbirine bu lafları etmemeli.
Ama görüyorum ki futbolu çirkinleştiren ne varsa, önce temel aktörleri arasında bu var.
Geçen sezon Lig A'da kart cezalısı (veya sakat) olduğu için tribünde oturan bir topçu, rakip takımın bir topçusu devre arasında soyunma odasına girerken, oturduğu yerden ayağa kalkarak ağza alınmadık küfürler sallamıştı. Arkama dönüp baktım, bir seyirciden bu lafları duyduğumda bile yeteri kadar tüylerim diken diken oluyordu. Bir futbol emekçisi, oyunun kuralları içinde yeri olabilecek tatlı-sert bir gerilimi, psikolojik harbe çevirmişti. İşine dönerken birbirine rakip ilaç firmasının pazarlama elemanlarının birbirine daldığını düşünün. Komik mi, acıklı mı? Güldürür mü, hüzün mü verir?
Ali Sami Yen'de Hasan Şaş'ı yadırgamamız için, kalkıp bir de su mu atsaydı?
Kanıksadığımız, 'Normal ağbi bunlar' dediğimiz şeylerin, nasıl her şeyi yıkan bir sele dönüştüğünü de çabucak hafızamızdan silip atıyoruz.
Futbolda zalimlerin mazlumlara şiddet gösterdiklerini sanmayın. Yöneticilerin bir-iki kınayan demeç ardından büyük bir huşu içinde seyrettikleri bir şiddet bu. Tribünde oturdukları yer bile, arenadaki imparatorların yeri gibi. Onların diline, mimiklerine, her şeyi şiddetle çözme alışkanlıklarına maalesef alıştık.
Ama bu mazlumların birbirlerine yapıp ettikleri yok mu? Seyirci birbirini öldürüyor, hocaya topçuya saldırıyor, hoca topçusunu lanetliyor, topçu meslektaşına seyirci koltuğunda tahammül edemiyor.
İyi ki bitti diyoruz, biz de. Ağustos ayı itibarıyla aynı cehennemde buluşmak üzere birbirimizle vedalaşıyoruz.
Kötü olan bu duygu zaten. Yine aynı cehennemde buluşacağımızı bilmek.