YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Rıfat Ağbi'yle küçük kızını OKS'ye bıraktıktan sonra biraz oyalanıp, nezih bir öğlen rakısı yapmak için Kumsal'a çöker çökmez, ayıptır söylemesi biraz pilaki...

Her takıma beş tane 'TÜF'!
Rıfat Ağbi'yle küçük kızını OKS'ye bıraktıktan sonra biraz oyalanıp, nezih bir öğlen rakısı yapmak için Kumsal'a çöker çökmez, ayıptır söylemesi biraz pilaki, peynir-kavun ve bir ufak söyledik ki, yanımıza biri damladı. "Erkan bey" dedi, "hazır sezon bitmişken, yeni sezon için de bir muhtıra verilemez mi?" Ben önce kafa yapıyor sandım. Rıfat Ağbi kibardır, buyur etti. "Ne bileyim mesela isim verilmeden, futbolda irtica tehlikesinin, bugün çok önemsiz görünmesine, kimsenin aldanmaması ve hele, futbol âleminin bugün kamusal alan sayılmamasının türban hususunda kimselere cesaret vermemesi gerektiği üzerine 'Sağlam' bir vurgu yapan bir muhtıra, yani elektronik olması da şart değil, mesela digital-bord'dan da olabilir, yerinde olmaz mı?"
"Bir andıç hazırlatılmalı" diye lafa girecek oldum, Rıfat Ağbi'nin kaş göz hareketiyle uzatmadım. Benim tabii bu fikirlere katılmam mümkün değil. Muhtıra, hiçbir zaman çare değildir, olmamalıdır.
Başlangıçta dışlayıcı olmaktansa, dengeleyici denetleyici olmak belki denenebilir. Yani hocanın eşi türbanlı olacaksa, yardımcı hoca ve kaleci hocası Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından akredite edilmiş bir futbol adamı olabilir.
Bence hepten yasakçı olmaktansa, federasyon, il garnizon komutanlıklarıyla eşgüdüm halinde, aynen yabancı futbolcuda olduğu gibi, bir sınırlama getirilebilir. Mesela 2007-2008 sezonunda sahada üç, takımda beş eşi türbanlı futbolcu (TÜF olarak kısaltacağız) oynayabilir.
Ciddi bir yönetmelik hazırlanabilir. Her yönetmelik gibi boşluk mutlaka olacaktır. Daha doğrusu biz mutlaka bir boşluğunu buluruz. Mesela, bir takım sahada üç TÜF'le oynuyor. Ama o arada hoca oyuncu değişimine gidecek ama, oyuna almak istediği topçu, yardımcıya soruyor (hani Oğuz Çetin'e sorulmuştu ya) "Nedir bunun durumu?" Yardımcı, iki elini çaresiz yanlara açıp, başını da yana eğerek, "TÜF" diyor. Sahadaki üç TÜF de çok iyi. Bu durumda takım dört TÜF'le oynayacak. Mustafa Denizli yıllar önce bir Beşiktaş maçında fazla yabancı oynattığı için Fenerbahçe hükmen yenik sayılmıştı. Bu durumda, üç TÜF'ten birinin eşi türbanını, son dönem mitinglerde görüldüğü gibi çıkaracak mı? Hem sonra hangisi çıkaracak?
Mesela bu sınırlamaya, sadece eşler mi dahil olacak, yoksa nişanlı veya sözlüler, veya adı konmamış, kısaca 'çok seviyeli bir arkadaşlık' diye tabir edilen ilişkiler de dahil olacak mı? Yabancı topçu eşleri
de bu sayı içinde mi değerlendirilecek?
İşte bu ve benzeri boşluklar nasıl doldurulacak? Yazılı emirle mi çözülecek sorun? Sanırım, bu cevapları bekleyen yoğun bir
gündem bizi bekliyor.