YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Beşiktaşlı yöneticilerinden birinin 'Yeniköy Kasabı' namıyla çağırdığı Del Bosque, öyle anlaşılıyor ki, yanına icra memuru ile yaman avukatını alıp, kulübün malı mülkü, topu, idman kukaları filan, ne varsa haczedip götürecek.

Bu nasıl 'milli dava'dır acep?
Beşiktaşlı yöneticilerinden birinin 'Yeniköy Kasabı' namıyla çağırdığı Del Bosque, öyle anlaşılıyor ki, yanına icra memuru ile yaman avukatını alıp, kulübün malı mülkü, topu, idman kukaları filan, ne varsa haczedip götürecek.
Bu türlü durumlarda Türk gibi davranmak, Del Bosque gibi birini 'vatan haini' ilan etmektir ama, adam yabancı olunca, bundan ekmek yemeniz mümkün değildir. Çünkü vatan hainliği aynı mahallenin çocukları arasında kullanılır bilirsiniz. Hatırlarsanız, Milli Takımı değil de Hollanda Milli Takımı'nı tercih eden bir bebe (Uğur Yıldırım oluyor kendileri), büyük 'Türk Futbol Mütefekkirleri'nden biri tarafından vatan haini yapılmıştı. Hani 'itinayla' yapmak bir meziyettir ya; bizde zaten vatan hainliği, suda deve güreşi yapmak zarafetiyle imal edilir.
Bir de, küçük bir meseleyi milli dava haline getirmek hususundaki ustalığımızın üstüne yoktur. Vatan hainliğiyle suçlanman an meselesiyken, hatanı unutturmak, ayıbını örtmek mi istiyorsun, hemen bir milli mesele tokmağıyla davula vurursun, ahali başlar oynamaya. Milli meseleyle oynamak, bizim en büyük hususiyetimizdir.
Şimdi tabii dolayısıyla, Yıldırım Demirören'in davası olmaz, bunu biliyoruz bilmesine de, 'Yeniköy Kasabı'nı milli dava (ne zamandır bu kelimeyi kullanmamıştım) konseptiyle ele almak, akılcı bir çözüm mü, bunda emin değilim. Bu kadar milli dava arasında mübaşire bir güzellik yapıp, "Ağbi biz yabancı mıyız, alıver şunu öne" demekle işin üstesinden gelinebilir mi? İyi tetkik etmek lazım. Hem sonra yabancı bir kadın, Türk erkek, boşanma, yabancı kültürle yetişip heder olacak olan iki üç çocuk olmadan uyduracağımız milli davanın tutma şansı var mı, ona da bakmak lazım.
Malum Meclis yeni yeni toplanmaya başladı. Daha yemin edecekler, komisyonlar oluşacak. Milli Dava Komisyonu, birikmiş milli davaları tasnif edip, zamanaşımına uğrayanları ayıklayacak. Kimsenin ilgilendiği mi var? Adam gelmiş milli dava diye atmış milletin önüne, sonra ne aramış ne sormuş. Sancı ol da ara sıra gel bari. Milli dava bu boru değil, bir ucundan tut, sen de elini davanın altına sok, her şeyi milletten bekleme. Bugün AB ülkelerinde 1052 vatandaş başına bir milli dava düşerken, Türkiye'de her vatandaşın başında 13.5 milli dava var. Bu ağır dava yükünü, bu vatandaş nasıl kaldırsın? Ondan sonra da geciken adalet adalet miymiş, dersiniz.
Adalet gecikmesin de ne yapsın?
Gününde bir adaletin çözemeyeceği sorun yoktur ama, günyüzü mü gösterdiniz adalete?