YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Gelenek önemlidir. Böyle bir cümleye gerek var mı emin değilim ama, tarihin imbiğinden süzülüp gelen bazı simgelerle oynamamak lazım. Hiç şüphesiz gelenekler de değişir...

Gelenek ve deniz fenerinin yalnızlığı
Gelenek önemlidir. Böyle bir cümleye gerek var mı emin değilim ama, tarihin imbiğinden süzülüp gelen bazı simgelerle oynamamak lazım. Hiç şüphesiz gelenekler de değişir, fakat zamanını zeminini iyi kollamalı. Hatırlarsanız Deniz Baykal, kongre salonundan Ricky Martin gibi indi ineli CHP'nin yüzü gülmüyor.
Futbolda da böyledir. Geleneğin kendini en çıplak gösterdiği yer ise, tartışmasız, formadır.
Sezon açılışı itibarıyla güzel bir tribün yaptık. Bizim dükkânın arka bahçesinde, ayıptır söylemesi mezemiz, rakımız, mangalımız... Takımlar sahaya çıkınca Rıfat Ağbi, Fenerbahçe'nin turkuvaz mavisini görür görmez, "Galatasaray da gri formayı giydiği sezon, yerle yeksan oldu" dedi. Rıfat Ağbi'nin dünürü, bütün yazarları okur, "Mehmet Demirkol bu turkuvaz formayı birine giydirecekti ama biz olmasaydık" diye topa girdi. Sonucu biliyorsunuz.
Şimdi tabii sonuca bakarak bunu yazmak, bence de kolay ama, forma gerçeğini de ihmal etmemeliyiz. Bu tür ani değişiklikler, taraftarda, önce had safhada bir tedirginlik yaratır. Ardından da bir pozisyon kaçmasın, kalede bir tehlike görmesin, yaralı kaplandan beter olur. Dolayısıyla sonuç berbat olduğunda, formanın dışında başka faktörlerin devreye girdiğine o taraftarı hayatta inandıramazsınız. Eski bir İnka atasözü, "Savaşta silahını değiştirme, o senin kusurun olur" der. Topçu öyle değildir, rahattır o, görmez formasını zaten. Formanın parfüm özelliğinden kaynaklanır bu. Süren almaz kokusunu.
Ayrıca madem değiştireceksin, şampiyon olduğun belli olmuş, taraftar zafer sarhoşluğu içinde. Bu seyircinin gözü forma mı görür? G-string bassan bünyeye, taraftar, "Bir şeyler oldu geçti ama neydi ağbi o yaa" der yürür gider. Forma üstü lizöz giysen, loğusa şerbeti içer seyirci. İşte bu anı yakalamak önemli. Siyasetçiler der ya hani, siyasette doğru veya yanlış yoktur, zamanında yapılan vardır. Belki buna benzetebiliriz, mutlaka bir teşbih yapmamız gerekirse.
Öbür türlü, ters bir sonuç, gelenekle kütlelerin daha bir iç içe girmesine yol açar ki, ondan sonra çıkar çıkarabilirsen. Hem sonra gelenek, üzerinde bazı rötuşlara müsamaha gösterebilir belki ama kopuş anlamına gelebilecek girişimlere karşı çok sert ve tabir yerindeyse, acımasızdır.
Forma deyip geçersiniz. Ama o, geleneğin bir parçası hissetmesin kendini, işte o zaman bütün bir tarih üstünüze üstünüze gelir.
Kalakalırsınız bir deniz fenerinin yalnızlığıyla orda.