YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Malta'nın 'Zafer Günü'nün 8 Eylül olması, bu tarihin milli maça denk gelmesi, ama daha da önemlisi bunu bir tür doping amaçlı kullanmaları; Akdeniz'de...

İtinayla Türk sürgün edilir!
Malta'nın 'Zafer Günü'nün 8 Eylül olması, bu tarihin milli maça denk gelmesi, ama daha da önemlisi bunu bir tür doping amaçlı kullanmaları; Akdeniz'de, kendi halindeki ulusdevletlerin bile yeni bir arayış içinde olduğunu mu gösteriyor, şimdi herkes nefesini tutmuş bu sorunun cevabını bekliyor olmalı. Benim bir çok nedenden dolayı aralarında olmak istemediğim konunun uzmanları, jeopolitik öneminin giderek irtifa kaybetmesinin Malta'yı böyle suni arayışlara ittiği noktasında birleşiyorlar.
Ama hepsinden daha enteresanı, bundan bizim neden rahatsız olduğumuz. Biz milli maçları milli mesele yapınca iyi de, Malta yapınca neden kötü oluyor? Ayrıca biz neden bundan alınıyoruz? En doğrusunu bizim
Bağış Erten kardeşimiz yazdı. "Bildiğim kadarıyla" dedi, "Malta Osmanlı'dan değil İngilizlerden kurtulmuş." Yani demek istedi ki, "Bizi tahrik etmek gibi niyetleri yok."
Ben bu tür ihtilaflarda veya tartışmalı pozisyonlarda, "tarihi tarihçilere bırakalım, şöyle hep birlikte Sultanahmet Köftecisi'ne geçelim, birer buçuk kaşarlı köfteyi götürene kadar onlar da iyi kötü bir görüş ortayla atarlar" tezini savunanlardan değilim.
Ancak İlber Ortaylı'nın ne dediğini bilmeden canlı yayına çıkmam, bu da bilinsin yani.
8 Eylül'ün bizimle bir ilgisi olup olmadığı hususunda, daha olmadı Malta Tarih Kurumu Başkanı'yla Halaçoğlu bire bir oynarlar, kazananın dediği olur. Ha ondan sonra Halaçoğlu, yenilen pehlivan güreşe doymaz misali "Ben de şimdi İngilizlikten ihtida eden Maltalıların listesini açıklayacağım" der mi der.
Şimdi tabii, Malta maçının ardından atılan manşetler, konunun özünü yansıtmaktan ne yalan söyleyeyim epey uzaktı. Malta Şahini biraz bizimkilerin sinema düşkünlüğünden geliyor, bunu anlayabiliyorum. Ama tarihi gerçekleri ihmal etmemek bakımından 'Yine Malta Şövalyeleri!' uygun olurdu. Malum Haçlı ittifakında merkezi bir yer tutması bakımından bu şövalyelerin cengâverliği, Osmanlı'ya kök söktürdüğü anlatılır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 140-150 kadar siyasi unsur, Çerkes Ethem'in adamları mesela, Malta'ya sürülmüştü. Bunların çoğu, Atatürk'ün çıkardığı afla döndülerdi yurda. Malta bizim sürgünlere alışıktır yani. Yanı başınızda Avni Özgürel var, kralını bilir bunların. Ona danışıp güzel bir manşet atılabilirdi. Maçtan önce mesela: 'Ya Üç Puan, Ya Sürgün' iyi giderdi.
Malta basını bunu çok güzel işleyebilirdi. Maçtan sonra Fatih Terim'in resmi ve altında da 'İtinayla Türk sürgün kabul edilir' yazısı.
Hoca da kabul edermiş mesela. Buyur bakalım.