YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Ziya Doğan, oruç konusunda taktik vermek için kulübeden çıkar çıkmaz, kulübün tesislerine en yakın nöbetçi imam, "Feldkamp karışmıyor da sana ne oluyor" diye oyuna ağırlığını koymuş. Ne yapsın Kalli hoca...

Nerede o eski ramazanlar
Ziya Doğan, oruç konusunda taktik vermek için kulübeden çıkar çıkmaz, kulübün tesislerine en yakın nöbetçi imam, "Feldkamp karışmıyor da sana ne oluyor" diye oyuna ağırlığını koymuş. Ne yapsın Kalli hoca, ileri-geri konuşsun da Malatya'daki vatandaşı gibi canından mı olsun? Çaresiz, tutmayacaklar varsa onlar da tutsun diyerek yönetimden ekstra prim de çıkaracak.
Laik devletin din işlerini düzenleyen Diyanet İşleri neden bu topa girmiyor? "Hakan Şükür gol orucu tutuyor", "Oruç yediler, Beşiktaş'ın golünü yediler" "Ramazan münasebetiyle kapalıyız" benzeri manşetler cami direkleri arasındaki mahyalar gibi sallanır dururdu ortalarda. Ver fetvanı çekil aradan. Ne tekrarı var, ne tahkimi. İçtihadın bilirsin ki teknik adamlarla ulema sınıfı karşı karşıya gelmesin. Dünyevi hocalarla uhrevi hocaların iktidar kapışmasına dönmesin iş. "Bu ülke böyle kavgalardan çok çekti" demek için millet sırada bekliyor. Buna fırsat verilmesin. Hem sonra bu işi mahalli imamın inisiyatifine bırakırsan garnizon komutanı orta yere çıkıp zehir zemberek bir açıklama yapmaz mı? 29 Ekim'e kadar bir hır çıkmazsa 23 Nisan'a kadar önümüz dümdüz. İlin kurtuluş gününe de çok zaman var. Olağan koşullarda garnizon düzeyinde askerden bir açıklama gelmez ama imamları kontrol edemezseniz askeri bu gündeme çekmiş olmaz mısınız? Hayır bir tespitten çok soru sadece.
Hem sonra her sene aynı hikâye. Orucun futbolcu sağlığı ve performansı üzerine etkileri en gözde demeç konusu yine. Sağlıkçılar bu yıl da ikiye bölündüler. Orucu zararlı görenlerin sayısının bu yıl gözle gözle görülür ölçüde azaldığı bize ulaşan bilgiler arasında. Öte yanda topçuların "Gözümüz orucunda değil, topunda olsun" diye imalı beyanatları da cabası. Önceki yıllar "Sahada yığılıp kalacağımı bilsem..." türü demeçler revaçtaydı. Topçu takımı öyle zaten, biri bir şey söyledi mi hepsi öyle gidiyor. Hakan Şükür bu demeç işini yine kimseye bırakmazdı ama ona da bir haller mi oldu ne? Neyse ben topçu takımını da mazur görüyorum. Çocuklar da bu baskıdan çok bunaldılar. Bir hoca yasaklıyor diğeri mecbur tutuyor. Hele bir de ramazan ayında hoca değiştiren takımlar olurdu eskiden. Giden oruç sever, gelen de oruçkıran oldu mu bu takımın topçuları bir bunalımdan diğerine atarlardı kendilerini.
Gazeteler mesela, "Gâvur hocanın kapısında 'Yol ver hocam oruç tutam' diye inleyen futbolcu" tefrikalı yayımlarken; öbür gazete takım posteri dağıtıyor: Tabii ki iftar sofrasında. Bir diğeri her takım için ayrı sahur ve iftar vakti gösteren imsakiye dağıtıyor. Kıran kırana rekabetler oluyor. Önceki sezonlarda iftara denk gelen maç saati bazı mahalli yayın organları iftar seti bile dağıtırdı.
İnsanın nerede o eski ramazanlar diyesi geliyor.