YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
Hayata karşı en dayanıksız, en kırılgan oyundur, futbol. Belki de hayatın bu denli içinde olması nedeniyle...

Sözün bittiği yerde
Hayata karşı en dayanıksız, en kırılgan oyundur, futbol. Belki de hayatın bu denli içinde olması nedeniyle... Ama bunca hayatın içinde olmasına rağmen, hayatın acımasızlığına, şiddetine, hoyratlığına karşı bağışıklık kazanabilmiş de değildir. Oynandığı, seyredildiği toplumun rengini kolayca alır. Hele ülkemizde, hafta içinde olup bitenlerin özetini almak için, hafta sonu maç ve televizyonda futbol programlarını izlemeniz, yeter de artar bile.
12 kardeşimizin Dağlıca'da sonsuzluğa gittiği haberini aldıktan sonra kanalların birinde, ailelerine ölüm haberinin verildiği görüntülerle karşılaştım. Savaş, kıyım, kan, gözyaşı her yerde hemen yoksulları bulur. Onları vurur. NTV Radyo'da BBC'yi dinledim aynı gün. Kadir Konuksever, bir Kürt annesiyle konuşmuş. Bir oğlu PKK saflarında bir çatışmada ölmüş. Bir süre sonra da kocası. Kadın kanser, haftada iki gün Diyarbakır'a kemoterapiye gitmek zorunda. Bir oğlu askerde. Oğlunun kötü haberini alır diye, her gün yüreği ağzında. "Benim ömrüm kalmadı" diyor ana, "Ama beni bu savaş öldürdü. Tek dileğim, göçüp gitmeden barışı görmek".
Bu haftanın maçlarından birindeki pankart, 'Sözün bittiği yerdeyiz' idi. Bazen bu hisler, 'Artık yeter' veya 'Bıçak kemiğe dayandı' diye de ifade edilir. Halbuki ben bu lafları nerde duysam, korkarım. Kanla beslenenler, en çok bu havaları sever, çünkü. Kardeşlerim, onlar sokağa çıktığında bize odalarımıza kapanmak düşer. O bağırış, o naralar arasında bizim sesimiz duyulmaz olur. Vatanseverliğin (veya yurtseverliğin) ölçüsünün daha çok öldürmek olduğu böyle zamanlarda, bizim vatanımızı onlar kadar sevme hakkımız zaten yoktur; başka türlü sevdiğimiz için de, linç ediliriz.
Sırf onlarınki gibi sevmediğimiz için.
Bu ülkenin yoksul evlatlarının kanı üzerinden televizyon kanallarında vatanseverlik yarıştıranlar, o 'kabaran' öfkelerinin içine
her şeyi koymakta da mahirdirler. Böyle 'sert' hava şartlarında o plastik öfkeleriyle her kusurlarını mazur göstermekte de üstlerine yoktur. Biz zaten, bunların hamasetine, alışmasına alıştık da, bu seviyesizliğe müsaade etmeyecek bir ar damarı var sanırdık.
Pazar gecesi Lig TV'de 'Kodu mu oturtan genelkurmay başkanı' isteyen futbol bilgini, siyasi konulara ağırlık verdiği 10-15 dakikalık hutbesinde, Feldkamp'a da çattıktan sonra, 'enfes' bir AB çözümlemesini de ihmal etmedi. "Gelsin ağbiii o zaman AB, kremiyle gelsin de acıtmasın bari." Allahım, bu ne irtifa kaybı böyle!
Demek ki hamasetle seviyesizlik, o kadar da birbirine uzak değilmiş. Ne diyorduk? 'Sözün bittiği yerdeyiz.' Doğru, galiba.