YAKINDAN KUMANDAN

YAKINDAN KUMANDAN
YAKINDAN KUMANDAN
'Şeytan' Rıdvan Dilmen, Kayseri-Fenerbahçe maçıyla ilgili kendince önemli bulduğu önemli bir hakem hatasını vurgularken, "Peki isteyerek mi yaptı?" diye sordu, cevabı da kendi verdi: "Tabii ki hayır" dedi, ki ben de zaman zaman bu tür dil oyunlarına başvururum.

Hakemler ve hataları
'Şeytan' Rıdvan Dilmen, Kayseri-Fenerbahçe maçıyla ilgili kendince önemli bulduğu önemli bir hakem hatasını vurgularken, "Peki isteyerek mi yaptı?" diye sordu, cevabı da kendi verdi: "Tabii ki hayır" dedi, ki ben de zaman zaman bu tür dil oyunlarına başvururum. Bu durumda, yorumcu sıfatıyla sayın Dilmen, hakemin bu hatayı istemeyerek yaptığını nasıl anladı, ya da hakem bu hatayı isteyerek yapsaydı nerden anlayacaktı? Anlaşılan futbol kamuoyu, önümüzdeki günlerde bu sorunun cevabını epeyce tartışacak. Ama ne yalan söyleyeyim, ben hakem olsaydım isteyerek yaptığım bir hatayı doğrudan gidip Rıdvan Dilmen'e söylerdim.
Düşünsenize üstünde 'Hata Çıkarma Odası' yazan bir hücreye giriyorum, karşı tarafta Şeytan! Ben bir hata yaptım... Evet çok istedim bu hatayı yapmayı... Hatasızlıktan şişmiştim çünkü... Bir şeyler yapmak, artık hayatıma bir renk katmak istiyordum... Bir süt gibi beyaz ve bir deniz feneri kadar yalnız olmak istemiyordum... Geceleri 'Hatasız Hakem' diyen karakoncolosun sesiyle uykumdan sıçrıyordum... Hayatım elimin altından geçip gidiyordu ve bir şeyler yapamamak beni iyice bunaltmıştı. Şeytan, bazen sen de her şeyi, ama her şeyi elinin tersiyle bir kenara atıp şöyle dolu dolu hata yapmak istemez misin?
Aşağı yukarı bu mealle konuşmak isterdim. Şeytan da, "Zaten seni bu hafta çok istekli gördüm" diye lafa başlardı. Tanıdığı için değil, herkese aynı lafla başlardı.
Giderek bu ayine bir resmiyet kazandırılırdı. Federasyon merkezinde ve bölge temsilciliklerinde Hata Çıkarma Odaları tefriş edilir, bunun için Vatikan'dan, elini tayın altına sokması istenirdi. Hatta Vatikan'dan bu odalarda çalışacak uzman personelin eğitimi için münasip bir ödenek tahsis etmesi de talep edilebilirdi. Mesela ne bileyim, UEFA'dan da, ayrıca Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun bir bölümünün bu amaçla, yani Futbol Papazları yetiştirmek için açılması bakımından sponsor bulması bile 'yapılacaklar listesi'ne dahil edilirdi. "Ağbi bir yerden başladık işte, siz de hemen 'ekümenik' olalım filan diye işin tadını bozmayın" denirdi.
Tefriş edilen odanın dışına ve hatta mümkünse odaya uzanan koridora, gerilimi azaltmak, tansiyonu düşürmek maksadıyla bazı pankart ve dövizler asılırdı. 'Hatasız hakem olmaz', 'Gününde bir hakemin yapamayacağı hata yoktur', 'Hata hakeme mahsustur', 'Bir gün bu hatayı yapacaktın' gibi çeşitli yazılar olur, hemen girişe de, çarmıha gerilmiş bir Haluk Ulusoy resmi konurdu.
Resmi Bedri Baykam'a yaptırırdık. Hem o da kazanmış olurdu.
Diyormuşum...