Yine 'havanda röveşata' mı?

'Çözüme Doğru' gibi iddialı bir başlık taşıyan bu 'zirve'de, acaba futbol ortamımızı medenileştirme yönünde bir akıl ve irade çıkacak mı? Yoksa yine devlet lisanıyla babalanılıp, neticede 'havanda röveşata' mı atılacak?
Haber: TANIL BORA / Arşivi

'Çözüme Doğru' gibi iddialı bir başlık taşıyan bu 'zirve'de, acaba futbol ortamımızı medenileştirme yönünde bir akıl ve irade çıkacak mı? Yoksa yine devlet lisanıyla babalanılıp, neticede 'havanda röveşata' mı atılacak?
Önceki hafta, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Yard. Doç. Dr. Engin Önen, Dr. Ahmet Talimciler ve araştırma görevlisi Hasan Şen, 'Taraftarlık, Fanatizm ve Şiddet Üzerine' yürüttükleri araştırmanın sonuçlarını açıkladılar. Medyada olsa olsa Türkiye okçuluk şampiyonası kadar ilgi gördüler. Oysa Göztepe ile Karşıyaka taraftarlarıyla kapsamlı mülakatlara da dayanan bu çalışma, son derece vukuflu, açık sözlü, cesur bir durum değerlendirmesi niteliğini taşıyor. Araştırmanın temel vargılarını, müstekbir müdürlerden ve kulüp yöneticilerinden umudum pek az ama hiç değilse mustazaf futbolseverlere aktarmak istiyorum.
Şiddetin iki temel nedeni
Araştırmacılar, şiddet ortamının temel sebeplerini 'adaletsizlik' ve 'otorite boşluğu' eksenine oturtuyorlar: 1) Temelde 'üç büyükler'in, medyanın da etkisiyle futbolun hemen tüm kesiminde ağırlıklarını hissettirmeleri'nden doğan adaletsizlik. 2) 'Çıkan olaylarda aynı derecede sorumlu olan federasyon, Emniyet mensupları, yöneticiler ve medya'nın her birinin, 'kendisine düşen görevi yerine getirmeyip sorumluluğu kendisinden atması.. sorunu ve çözümü kendilerinin dışında görmesi'.
Egeli sosyologlar, bu sorumsuz sorumlu birimlerle ilgili problemleri ayrı ayrı tanımlıyorlar. Federasyon boyutu, 'adalet duygularının zedelenmesi' bakımından öncelikli bir önem taşıyor. 'Futbol Federasyonu, Tahkim Kurulu ve hakemlerin aldıkları kararların, takındıkları tutumların kulüpler ve özellikle taraftarlar nezdinde 'adil olmadığı' düşüncesinin yaygınlığı', herkesi şiddete yatkın hale getiren bir tepki birikimi oluşturuyor. 'Dört büyükler' ile Anadolu kulüplerine verilen cezalar arasındaki aşikâr dengesizlik, cezaların yaptırım gücünün olmaması ve Tahkim Kurulu'nda büyük indirimlere uğraması, adaletsizlik duygusunu pekiştiriyor. Sonuçta 'hakemler gerçekten hata yapmış olsalar bile', kimse bunun sadece hata olduğuna inanmaz hale geliyor.
Demeçlerin kıştırtıcı rolü
Kulüp yöneticilerinin şiddeti tahrik eden kışkırtıcı demeçlerinin ardında da, bu adaletsiz ortamı görüyor araştırmacılar: 'Maç sonrasında verilen demeçler, demecin sertliği, neredeyse demeci veren kişinin ve kulübün sahip olduğu gücün göstergesi olarak algılanmaktadır.' Kışkırtıcı demeçleri, 'çoğu zaman düşünmeden verilen' diye anarken, 'veya çıkarlarına uygun olarak fazlasıyla düşünülmüş bir biçimde' kaydını düşmüş yazarlar! Yöneticilerden maddi destek alan ve genellikle şiddet olaylarının baş aktörü olan taraftarlar gruplarının, 'Yönetimin bir anlamda illegal kanadı' olarak tanımlanması da ince espri değil mi!
Medyanın bu işlerdeki rolü ise özellikle 'takım yazarlığı' üzerinden kurduğu kışkırtıcı dille anılıyor. Bilhassa 'polisin rolü' başlığı altında söylenenlere, 'müdürler' kulak verebilse keşke: 'Bu etki, bazen yeterli ve etkili önlemlerin alınmamasında bazen de taraftara aşırı şiddet kullanımından kaynaklanabilmektedir. Tribünlerde çok sayıda polisin bulunmasının taraftarların çoğunda 'güvenlik' duygusundan çok 'kaygı' yaratması önemlidir.'
Pratik çözümler
Analitik yaklaşımı futbol ortamının içinden bakan bir empatiyle birleştiren araştırmacılar, çözüm önerileri de sunuyorlar. Bunlardan gayet pratik noktalara temas eden bazılarını aktarmak isterim: 'Stadyumların giriş-çıkış koşullarının düzeltilmesi, güvenilir bir ortamın yaratılmasının önkoşullarından biridir.' 'Stadyum koltuklarının, güvenli ve konforlu bir maç izleme olanağı sunmak yerine üzerlerine tünenen ve yaşanan gerilim sonrasında sahaya fırlatılacak bir yabancı maddeye dönüştüğü gerçeği kabul edilmelidir. Bunun için tüm tribünlerin numaralı koltuklarla donatılması ve koltukların yerlerinden sökülmeyecek bir biçimde dizayn edilmesi gerekmektedir.' Ve güvenlik güçleriyle ilgili öneriler: 'Güvenlik güçlerinin şiddet olayları karşısında önceden harekete geçebilecek bilgi donanımına sahip olmaları ve olayları en alt düzeyde iken kontrol altına almaları, yaşanacak gerilimi azaltabilecek ve sert önlemlerin suçsuz taraftarlara da yansımasını önleyecektir.' Kışkırtıcı yöneticilerle ilgili ise, gereğinde yönetim kurullarından men edilmelerine kadar gidebilecek cezai yaptırımlar önerisi var.
Bir temennilerini aktararak selamlayayım ekibi: 'Taraftar örgütlenmelerinin sanal ortamın dışına taşarak bağlantı içerisine girmeleri ve oyunun taraflarından birisinin de kendileri olduğunu gösterecek birlikteliği sağlamaları...'